Berrak denizi ve huzur veren manzarasıyla bir dönem Akdeniz’in saklı cenneti olarak anılan Tisan Koyu, bugünlerde betonlaşma ve kirliliğin pençesinde. Tüm çevreci itirazlara ve bilimsel uyarılara rağmen hızla yükselen dev proje, yarımadanın hem ekosistemini hem de arkeolojik dokusunu geri dönülmez şekilde tahrip ediyor.
Antik tersanelerin karşısına 1079 villa
Arkeolojik bulgulara göre, antik dönemde Akdeniz’in en büyük tersanelerinden birine ev sahipliği yapan Tisan adasının batı kesimindeki yarımada, dev bir şantiyeye dönüştü. Yaklaşık 161 bin metrekarelik devasa bir alanı kapsayan proje kapsamında; 1.079 adet villa, 12 dükkan, 124 odalı lüks bir otel inşa ediliyor. Şirketin bu devasa yapılaşma için başlangıçta 480 milyon liralık bir yatırım öngördüğü ifade edilirken, inşaatın hızı bölgedeki doğal dokuyu korumaya çalışan vatandaşları dehşete düşürüyor.

Cennet kumsalda çöplük manzarası
Tisan’ın tek sorunu betonlaşma değil. Kara tarafında yükselen villalar manzarayı kapatırken, kıyı şeridi de bakımsızlık ve çevre kirliliğiyle boğuşuyor. Bir zamanların pırıl pırıl kumsalı, şimdilerde adeta bir çöplük yuvası görünümünde. Ziyaretçilerin ve doğaseverlerin en çok tercih ettiği bu koyda oluşan kirlilik, bölgedeki deniz yaşamını ve turizm potansiyelini de tehdit ediyor.
"Hem denizden hem karadan kuşatma"
Tisan’ın hem denizden gelen kirlilik hem de karadaki yoğun yapılaşma baskısı altında olduğunu belirten çevreciler, projenin bölgedeki su yataklarına ve kıyı ekolojisine vereceği zarara dikkat çekiyor. Beton deryasına dönen yamaçlar ve kirlenen kumsal, Akdeniz’in bu eşsiz köşesinin geleceğine dair derin endişeler uyandırıyor. Doğa harikası koyun, sadece bir kesimin kullanımına sunulan bir beton yığınına dönüşmemesi için denetimlerin sıkılaştırılması bekleniyor.




