Mersin Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Abdullah Özdemir, raporun bakliyatın yalnızca beslenme açısından olmadığını, sürdürülebilir tarım açısından da stratejik bir ürün olduğunu ortaya koyduğunu belirterek; bitkisel protein, diyet lifi, kompleks karbonhidrat, vitamin ve mineraller bakımından zengin olan bakliyatın, düşük nem oranı sayesinde uzun süre depolanabildiğini, hasat sonrası kayıpları azalttığını ve toprağa azot bağlayarak tarımsal verimliliği artırdığını ifade etti.

Raporda, bakliyat üretimi ve verimindeki artışın tahıl ve yağlı tohumlara göre daha sınırlı kaldığına dikkat çekildiğini aktaran Özdemir, bunun temel nedenleri arasında araştırma-geliştirme ve sulama yatırımlarındaki yetersizlik ile tahıllarla yaşanan rekabetin bulunduğunu kaydetti.

Ali Babacan: Asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam yapılmalı
Ali Babacan: Asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam yapılmalı
İçeriği Görüntüle

Küresel talep artıyor

Özdemir, rapora göre düşük ve orta gelirli ülkelerde bakliyatın uygun maliyetli temel protein kaynağı olmayı sürdürdüğünü, yüksek gelirli ülkelerde ise gelişen işleme teknolojileri sayesinde bakliyat proteininin et alternatiflerinden atıştırmalıklara ve fırıncılık ürünlerine kadar birçok alanda daha fazla kullanılmaya başlandığını söyledi. Sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme eğilimlerinin de bakliyat ürünlerine olan talebi artırdığına işaret etti.

Türkiye için öngörüler endişe verici

Küresel bakliyat üretiminin 2025'teki 104 milyon tondan 2035 yılında 119 milyon tona yükselmesinin beklendiğini belirten Özdemir, aynı dönemde dünya ticaret hacminin de 23,2 milyon tondan 25 milyon tona çıkacağının öngörüldüğünü ifade etti. Küresel kişi başına tüketimin ise yüzde 11 artışla yıllık 8,2 kilograma ulaşmasının beklendiğini dile getirdi.

Türkiye açısından ise daha farklı bir tablonun ortaya çıktığını vurgulayan Özdemir, son yıllarda yaklaşık 1,3 milyon ton seviyesinde seyreden üretimin önümüzdeki dönemde de aynı düzeyde kalmasının öngörüldüğünü belirterek, "Küresel ölçekte yüzde 14 üretim artışı beklenirken Türkiye'nin yerinde sayması oldukça olumsuz bir projeksiyondur" değerlendirmesinde bulundu.

Raporda, 2035 yılı itibarıyla Türkiye'nin 1,5 milyon ton ihracata karşılık 1,7 milyon ton ithalat gerçekleştireceğinin ve net ithalatçı konumunu sürdüreceğinin tahmin edildiğini aktaran Özdemir, kişi başına bakliyat tüketiminin de küresel artış eğiliminin aksine yüzde 5,7 azalarak 11,4 kilograma gerilemesinin beklendiğini ifade etti.

"Üretimimizi iki hatta üç katına çıkarabiliriz"

OECD ve FAO raporunun sektörün geleceğine yönelik önemli bir projeksiyon sunduğunu belirten Özdemir, Türkiye için öngörülen üretim, ihracat ve tüketim görünümünün gerçekleşmesini istemediklerini söyledi.

Raporda, Hindistan'ın önümüzdeki on yılda tohum ıslahı, mekanizasyon, destekleme alımları, araştırma ve sulama yatırımları sayesinde küresel bakliyat üretimindeki büyümeye öncülük edeceğinin öngörüldüğünü hatırlatan Özdemir, benzer politikaların Türkiye için de güçlü bir yol haritası oluşturacağını ifade etti.

Doğru ve istikrarlı tarım politikalarıyla üretim altyapısının güçlendirilmesi halinde mevcut bakliyat üretiminin iki hatta üç katına çıkarılabileceğini vurgulayan Özdemir, tam kapasite çalışmayan işleme tesislerinin yeniden ekonomiye kazandırılabileceğini ve Türkiye'nin hem temel gıda ihtiyacının karşılanmasında hem de katma değerli bakliyat ürünleri ihracatında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Haber Merkezi