Gölbaşı Barajı yüzde 85 yükseldi
Gölbaşı Barajı yüzde 85 yükseldi
İçeriği Görüntüle

Mersin Orman Bölge Müdürlüğü Basın Yayın Şubesi’nde görev yapan orman mühendisi Yörük İsmail Gübeş, Yörük kültürüne dair bilgileri derleyerek sosyal medya üzerinden paylaşmaya devam ediyor. Gübeş, sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılan yörük kültürünün zamanla kaybolma riski taşıdığını belirterek bu kültürü daha geniş kitlelere ulaştırmak istediğini söyledi. Gübeş, “Yörük kültürü genellikle atadan evlada sözlü olarak aktarılmış bir kültür. Yazılı kayıt çok yoktur. Ancak bu şekilde aktarılmaya devam ederse zamanla kaybolabilir. Bu nedenle sosyal medya aracılığıyla daha eğlenceli ve anlaşılır bir şekilde geniş kitlelere ulaştırmayı tercih ettim” dedi.

Yörüklerin doğa ile uyumlu yaşamı

Yörüklerin doğayla iç içe yaşayan bir topluluk olduğunu ifade eden Gübeş, bu yaşam biçiminin beslenme kültürlerine de yansıdığını belirtti. Gübeş, Yörüklerin kısmen avcı-toplayıcı bir yaşam tarzını benimsediğini vurgulayarak şunları söyledi: “Yörükler genellikle doğadan ve ormandan faydalanarak beslenmiştir. Gereğinden fazla tüketmek ya da ticaretini yapmak gibi bir anlayışları yoktur. ‘Bugün buldum bugün yerim, Hak Kerim’dir yarına’ anlayışıyla doğaya zarar vermeden yaşamışlardır.”

Yörüklerde doğadan gelen oldukça zengin bir kahve kültürüne sahip olduğunu belirten Gübeş, menengiç, kenger ve çoban kahvesinin bu kültürün önemli örneklerinden biri olduğunu söyledi. Menengiç kahvesinin halk arasında çıtlak veya çöğre gibi isimlerle de bilindiğini ifade eden Gübeş, kenger kahvesinin, kenger bitkisinin tohumlarından ve çoban kahvesinin de yöresel olarak çoban kahvesi olarak bilinen bitkinin tohumlarından yapıldığını belirtti. Gübeş, bu ürünler bulunamadığında Yörüklerin nohudu kavurup arpa ile öğüterek kahve benzeri bir içecek hazırlayıp misafirlerine ikram ettiğini anlattı. Göçebe yaşam tarzına rağmen kahve kültürünün devam ettiğini belirten Gübeş, Yörüklerin kahveyi genellikle sütle tükettiğini söyledi. Aynı zamanda doğadan gelen kahve gibi zengin bir çay kültürüne de sahip olduğunu ifade eden Gübeş, doğada bulunan bitkilerin farklı kısımlarından çay elde edildiğini dile getirdi.

503C20Ad 5918 40Bc 8308 3F4Cce73Ca59 4Ca90843 06C8 4394 Bb2A 6Facf3B8C3Fc

Gübeş, kızılçam, sedir ve ardıç ağaçlarının iletim demetlerinin kurutularak çay olarak demlendiğini, Ayrıca bazı ardıç türlerinin yapraklarını da çay olarak kullandıklarını belirtti. Ayrıca keçiboynuzu meyvesi, andız ağacının kozalakları ve kuşburnu gibi bitkilerden de çay elde edildiğini söyledi. Yörüklerin ayrıca yörede kök bahar çayı olarak bilinen bitkinin köklerini toplanarak hazırladıkları bahar çayını da tükettiğini belirten Gübeş, kulak çayı olarak bilinen tüylü dağ çayı, ada çayı, anamur çayı olarak bilinen Başak çayı, gül çayı, Gülnar çayı ve topuklu çayın da bu kültürün önemli parçaları arasında yer aldığını ifade etti.

Yörük kültüründe bitkilerin ve doğal ürünlerin yalnızca beslenme amacıyla değil, şifa kaynağı olarak da kullanıldığı biliniyor. Taş kekiği, eşek kekiği, çorba kekiği ve karabaş otu gibi bitkilerden hazırlanan çayların baş ağrısı ve karın ağrısı gibi rahatsızlıklarda tercih edildiği ifade ediliyor. Gübeş, bu zengin kültürün doğayla kurulan dengeli ilişkinin bir sonucu olduğunu vurguluyor. Ona göre ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret değil; aynı zamanda kültürün, yaşam bilgisinin ve geçmişten gelen deneyimin taşıyıcısı. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin yangın riskini artırdığına dikkat çeken Gübeş, bu nedenle ormanların korunmasının sadece çevresel değil kültürel bir sorumluluk olduğunu belirtiyor. Çünkü yanan yalnızca ağaçlar değil; aynı zamanda bir yaşam biçimi ve kültürel miras da oluyor.

118136C0 E8Bd 4Ee3 B201 D634F1651Fba

Kaynak: Hülya Uygur