1972 yılında Av. Mustafa Faik Saraçoğlu tarafından temelleri atılan ve 1982 yılından bu yana yaşlılara yuva olan Yardım ve İyilik Vakfı Huzurevi, yeni yönetimiyle birlikte hem yapısal hem de hukuki bir yenilenme sürecine girdi. Vakıf Başkanı Musa Yılmaz ve Mütevelli Heyet Başkanı Lütfi Parıltı, kurumun geleceğini teminat altına almak adına yürütülen çalışmaları kamuoyuyla paylaştı.

"Geçmişin evrakları kayıp, hukuki süreç devam ediyor"
Vakıf Başkanı Musa Yılmaz, 9 Eylül 2020’de göreve geldiklerinde ciddi bir idari krizle karşılaştıklarını ifade etti. Görevi devraldıklarında vakfa ait resmi evrakların büyük ölçüde kaybolduğunu veya tahrip edildiğini tespit ettiklerini belirten Yılmaz, “Göreve gelir gelmez evrakların bulunamaması üzerine ilgili kurumlardan müfettiş talep ettik ve 4 ay süren inceleme sonucunda hazırlanan raporlar doğrultusunda hukuki süreçler başlatıldı. Bunun yanında vakfın mallarının korunması amacıyla, piyasa değerinin çok altında kiraya verilen mülklerle ilgili tespit davaları açıldı. Bu davaların kazanılması durumunda vakfın mali gücünün artacağını ve şu an bakılan yaşlı sayısının en az 5 katına hizmet verebilecek bir kapasiteye ulaşmayı hedefliyoruz. Huzurevinde sadece hukuki değil, fiziksel bir iyileştirme seferberliği de yürütüldü. Atıl durumdaki idari binadan altyapıya, izolasyondan yangın ve elektrik tesisatına kadar birçok alan kapsamlı bir restorasyondan geçirildi” dedi.

"Vakıf, emaneti kutsal bilmektir"
Mütevelli Heyet Başkanı Lütfi Parıltı, konuşmasında vakıf medeniyetinin önemine değinerek, "Vakıf mal biriktirmek değil, hayata dokunmaktır. Ecdadımız bize emaneti koruma sorumluluğu bırakmıştır," dedi. Vakfın kurucusu Av. Mustafa Faik Saraçoğlu’nun "Yaşlılara son günlerini rahat geçirmeleri için ortam hazırlamayı en büyük insani görev sayıyorum" sözlerini hatırlatan Parıltı, vakfı kötüye kullananların cezasını Allah’a havale ettiklerini belirtti.
Parıltı, “Milletimizin asırlardır yaşattığı vakıf medeniyetini anımsatmaya yönelik bir konuşma yapacağım. Vakıf; insanı merkeze alan, emaneti kutsal bilen bu toprakların vicdanı olan bir anlayışın adıdır. Bu anlayışta vakıf; mal biriktirmek değil, hayata dokunmaktır. Bir yapıyı ayakta tutmaktan öte, insan onurunu koruma sorumluluğunu üstlenme meselesidir. Vakıf şahıslarla değil ilkelerle yaşar, imkânlarla değil güvenle büyür.
Ecdadımız vakıf kurarken sadece bir yapı değil, aynı zamanda ağır bir sorumluluk bırakmıştır. Bu sorumluluk; emaneti korumayı, hakkı gözetmeyi ve insanı her şeyin üzerinde tutmayı gerektirir. Atatürk, vakıf kurumuna büyük önem vermiş ve “Mal ve mülk bana ağırlık veriyor. Bunları soylu ulusuma vermekle büyük mutluluk duyuyorum” demiştir.
Büyük Allah’tan niyaz ve dileğim bu vakfın iyilik sever bütün insanların birleşmesi ve yardımları ile büyütülmesidir. Vakfı kötüye kullananların ve kullanacak olanların cezasını Allah’a havale ederim” diye konuştu.
Rakamlarla Yardım ve İyilik Vakfı Huzurevi
Huzurevi Müdürü Canan Kubat, kurumun mevcut yapısı ve hizmet kapasitesi hakkında güncel verileri paylaşırken Toroslar ilçesinde 8847 m2 alan üzerinde SHÇEK Projesi baz alınarak inşa edilmiş olduğunu ve ticari kaygı taşımayan, kâr amacı gütmeyen bir anlayışla işletildiği bilgisini verdi.
Huzurevi binamız iki kat üzerine inşa edilmiş olup 36 oda ile 73 kapasite olduğunu aktaran Kubat, “56 Bağımsız yaşlı ile 17 özel bakım yaşlısını istihdam etmektedir. 26 Personel ile amatör bir ruh ve profesyonel anlayışla hizmet veriliyor. Mersin'in kalbinde, Torosların gölgesinde yükselen bu değer, her yaşlımız için birer huzur şemsiyesi olmaya devam edecektir.
Vakfımız; 20.12.1973 tarih ve 7/7628 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile vergi muafiyeti tanınmış, Kamu Yararı Vakıf olma özelliğindedir.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkemizde 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %10'un üzerine çıkmış durumdadır ve her geçen yıl artış göstermektedir. Bu durum, Türkiye'nin giderek yaşlanan bir nüfus yapısına sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı



