Okula yeni başlayan çocukların yaşadığı ayrılık kaygısının her zaman bir uyum problemi anlamına gelmediğini belirten Çocuk Psikoloğu Uzman Şeyma Serinkaya, okulun ilk günlerinde velilerin sergileyeceği tutumun süreci doğrudan etkilediğini söyledi. Serinkaya, çocukların ağlamasının doğal olabileceğini, önemli olanın çocuğun ebeveyninden ayrıldıktan sonra süreci nasıl devam ettirdiği olduğunu ifade etti.

“Ağladığında hemen okuldan almak doğru değil”

Çocuğun okul kapısında ağlamasının tek başına okula uyum sağlayamadığı anlamına gelmediğini belirten Serinkaya, “Özellikle okulun ilk günlerinde çocuğun ebeveynden ayrılırken ağlaması, sarılmak istemesi veya ‘Gitme’ demesi oldukça doğal bir tepki olabilir. Burada önemli olan ağlamanın kendisinden çok, çocuğun ayrılıktan sonra nasıl devam ettiğidir” dedi.

Çocuğun anne-babası ayrıldıktan kısa süre sonra öğretmeninin desteğiyle sakinleşmesi, oyuna katılması ve arkadaşlarıyla iletişim kurmasının genellikle normal bir uyum sürecine işaret ettiğini söyleyen Serinkaya, “Çocuğun her ağladığında okuldan alınması, istemeden de olsa ‘Ağlarsam annem veya babam geri gelir’ şeklinde bir öğrenmeyi güçlendirebilir” diye konuştu.

“Vedalaşmayı kısa ve net tutun”

Okul kapısında uzun süren vedalaşmaların bazı çocuklarda kaygıyı artırabileceğine dikkat çeken Serinkaya, velilere kısa, net, sevgi dolu ve öngörülebilir bir vedalaşma rutini oluşturmalarını önerdi. Serinkaya, “Çocuğa ‘Seni seviyorum. Şimdi okula giriyorsun. Öğretmenin seninle olacak. Ben de söylediğim saatte seni almaya geleceğim’ demek yeterlidir” ifadelerini kullandı. Buradaki amacın çocuğun duygusunu bastırmak olmadığını vurgulayan Serinkaya, “Çocuğa ‘Ayrılmak zor gelebilir ama sen bunu başarabilirsin ve ben geri geleceğim’ mesajını vermek gerekiyor” dedi.

“Ağlamak tek başına uyum problemi değildir”

Her ağlayan çocuğun okula uyum sağlayamadığı düşüncesinin doğru olmadığını belirten Serinkaya, çocukların yeni ortam, yeni yetişkinler, arkadaşlar ve kurallarla karşılaşmasının doğal olarak kaygı oluşturabileceğini söyledi. Serinkaya, “Asıl değerlendirilmesi gereken kaygının şiddeti, ne kadar sürdüğü ve çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir” dedi.

Okullar Başlıyor

Kapıda ağlayan ancak sınıfa girdikten sonra sakinleşerek etkinliklere katılan bir çocuk ile gün boyunca yoğun kaygı yaşayan, ailesini sürekli arayan veya okula gitmeyi reddeden çocuğun aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

“Sessiz olması da yakından takip edilmeli”

Bazı çocukların yeni ortamlara ağlayarak değil, sessizleşerek tepki verebildiğini belirten Serinkaya, “Ağlamamak tek başına uyum sağlamak anlamına gelmediği gibi sessiz olmak da mutlaka sorun olduğu anlamına gelmez” dedi.

Ürün tarlada kaldı, üretici maliyetine satış yaptı
Ürün tarlada kaldı, üretici maliyetine satış yaptı
İçeriği Görüntüle

Çocuğun yeni ortamı gözlemleyerek ve daha yavaş ısınarak uyum sağlayabileceğini kaydeden Serinkaya, ancak günler geçmesine rağmen çocuğun sürekli içine kapanık olması, iletişimden kaçınması, etkinliklere katılmaması veya evde belirgin davranış değişiklikleri göstermesi durumunda öğretmenle birlikte sürecin takip edilmesi gerektiğini söyledi.

“Tek bir davranışa bakarak karar vermeyin”

Okula uyum sorununu değerlendirirken tek bir davranış yerine davranışların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Serinkaya, okula gitmeyi sürekli reddetme, ayrılık sırasında yoğun ve uzun süren panik, ebeveyne aşırı yapışma, tekrarlayan karın veya baş ağrısı, uyku problemleri, kâbuslar ve okuldan kaçınmaya yönelik davranışların dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

“Çocuğum okula gitmek istemiyor” cümlesinin tek başına bir tanı anlamına gelmediğini belirten Serinkaya, bu durumun altında ayrılık kaygısının yanı sıra öğretmenle ilgili bir sorun, arkadaş ilişkileri, zorbalık, öğrenme güçlüğü veya başka bir duygusal güçlük bulunabileceğini söyledi.

“Hedef hiç ağlamaması değil”

Uyum sürecinde temel hedefin çocuğun hiç ağlamamasını sağlamak olmadığını vurgulayan Serinkaya, sözlerini şöyle tamamladı: “Uyum sürecinde hedefimiz çocuğun hiç ağlamaması değil, zorlandığında bu duyguyla baş edebileceğini öğrenmesidir. Çocuğa ‘Ağlama’ demek yerine, ‘Ayrılmak şu an zor geliyor, bunu anlıyorum; ama sen bunu başarabilirsin’ mesajını vermek çok daha değerlidir.”

Muhabir: Emrah Birgül