Güvenpark’ta 37 gündür eylem yapan gazilere yönelik polis müdahalesini eleştiren Özdağ, “Bu sabah saat 05.00’te Ankara’da Güvenpark’ta 37 günden bu yana onur haklarını almak için demokratik direnişlerini gerçekleştiren sevgili gazilerimize 500’e yakın polis tarafından bir operasyon yapılmış” dedi.
Gazilerin yaklaşık 10’ar maskeli polis tarafından alandan götürüldüğünü söyleyen Özdağ, “Gazilerimiz karga tulumba, yataktan değil araziden, çimlerin üzerinden alınarak Bilkent’teki rehabilitasyon merkezine götürülmüşlerdir” ifadelerini kullandı.
Gazilerin daha sonra İçişleri Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak üzere yola çıktığını ancak polis tarafından yollarının kesildiğini belirten Özdağ, “Bu gazilerden neden bu kadar korkuyorsunuz? Bu insanlar hayatlarını devlet ve millet yaşasın diye verdiler. Bacaklarını verdiler, kollarını verdiler, gözlerini verdiler. Şimdi İçişleri Bakanlığı önünde bir açıklama yapmalarını neden engelliyorsunuz? İnanılır gibi değil. Türkiye böyle bir dönemden geçiyor” diye konuştu.
Özdağ, 15 Ağustos’ta Mersin, Adana ve Ankara’nın bazı ilçelerinde PKK’nın geçmişteki bir terör eyleminin sözde kutlandığını iddia ederek, “Bu eylemleri böyle lanse edenlere karşı halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten soruşturma açmak akla gelmiyor” dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslenen Özdağ, “12 tane vatandaşımızı yakarak öldüren teröristin meydanlarda ‘pişman değiliz’ diye dolaşması halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek değil midir?” ifadelerini kullandı.
Özdağ, Kayseri’de Abdullah Öcalan’a yönelik sert ifadeler kullanan bir kadının gözaltına alınmasını da eleştirerek, benzer olaylarda farklı uygulamalar yapıldığını savundu. Amedspor tribünlerinde yaşandığını iddia ettiği bir olay üzerinden de Özdağ, “Bunu bir Bursaspor taraftarı yapsaydı, bunu bir Fenerbahçe, bir Trabzonspor, bir Beşiktaş, bir Galatasaray taraftarı Amed tribünlerine yönelik yapsaydı muhakkak soruşturma açılırdı hakkında. Bu kabul edilebilir değil” dedi.

Furkan Vakfı’na yönelik operasyonu da değerlendiren Özdağ, operasyon haberinin Cumhurbaşkanı danışmanlarından birinin sosyal medya paylaşımıyla önceden duyurulduğunu söyledi. Özdağ, “Bir cemaat ve tarikat iktidarı desteklemiyorsa cemaat ve tarikat değildir. Bunu anlamış olduk” ifadelerini kullandı.
Suriye’de İsrail’in İdlib’de bir askeri üssü hedef aldığını belirten Özdağ, “Bu saldırı İsrail’in Suriye’de Türkiye’ye yönelik yapmış olduğu bir saldırıdır, bunu biliyoruz” dedi.
İktidara “İsrail uçaklarının sınırımızın burnunun dibine kadar gelmesine nasıl izin veriyorsunuz?” diye soran Özdağ, “Eğer İsrail savaş uçakları İdlib’e kadar gelip Türk hava sahasına bu kadar yaklaşabiliyorsa, Türk savaş uçakları neden Suriye’nin güneyinde ve Şam’ın üzerinde uçmuyor? Neden Golan Tepeleri’nin üzerinde uçmuyor? Caydırıcılık böyle olur” diye konuştu.
Suriye’de YPG’nin kurulması sürecinde görev aldığını öne sürdüğü 11 PKK mensubuna da değinen Özdağ, bu kişilerden birinin Suriye Savunma Bakan Yardımcısı olduğunu iddia etti. Özdağ, “Bunların hepsinin elinde Türk askerinin kanı vardır. Bunlardan bir tanesi, başına 20 milyon TL, Türkiye’nin koyduğu en yüksek ödül konularak aranan kişidir. Ve bu adam, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı oldu” dedi.
Söz konusu kişinin arama listesinden çıkarıldığı iddiasını da gündeme getiren Özdağ, “Yarın bu katil Ankara’da kırmızı halıyla karşılanıp Türk generalleriyle el mi sıkışacak? Bu nasıl iştir? Başka sessiz sedasız hangi katilleri arama listelerinden çıkartacaksınız?” ifadelerini kullandı.
Özdağ, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştüğü belirtilen bir Hakkarili aşiret reisinin “çerçeve yasa”ya ilişkin sözlerini de gündeme getirdi. Özdağ, “Bir Hakkarili aşiret reisi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmiş ve çıkışta yaptığı açıklamada, ‘Çerçeve yasa Kürdistan’ın dört parçası için geçerli, dedi bana Devlet Bahçeli’ demiş” ifadelerini kullandı.
Bu açıklamanın MHP Genel Merkezi tarafından yalanlanmadığını savunan Özdağ, “Sayın Bahçeli, eğer gerçekten bu zatın iddia ettiği gibi bu yasa, çerçeve yasa Kürdistan’ın dört parçasında da geçerli diyorsa, Türkiye’nin güneydoğusunu Kürdistan kabul ediyor demektir. Bu noktaya mı geldik?” diye sordu.
“Vatandaşın gündeminde ekonomi de var”
Esnaf ziyaretlerinde vatandaşların “çerçeve yasa” hakkında ne söylediğinin sorulması üzerine de Özdağ, vatandaşın ekonomik sorunlarla birlikte bu konuyu da gündeme getirdiğini söyledi.
Anafartalar’da yaptığı esnaf ziyaretinden örnek veren Özdağ, “Bir kuyumcu arkadaş, ekonomiyle ilgili sorduğum soruya şöyle cevap verdi: ‘Hocam boş ver, altın iner çıkar. Bu çerçeve yasayla vatan ayağımızın altından kayıyor. Esas konuşmamız gereken bu’ dedi” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de ağır bir ekonomik buhran yaşandığını savunan Özdağ, “Bu ekonomik buhran dayanma sınırlarını aşmış durumda. İnsanlar açlıkla mücadele ediyorlar” dedi.
Ankara’daki bir meyve hali ziyaretinde görüştüğü bir kadının kendisine yaşadığı ekonomik sıkıntıları anlattığını aktaran Özdağ, “45 yıllık evliydim, eşim iki sene önce vefat etti, kanser hastasıyım ve 16 bin 300 lira dul maaşıyla geçinmek zorundayım. Lütfen bana söyleyin, ne yapmam gerekiyor?” sözlerini aktardı.
Ekonomik sıkıntıların yanında Türkiye’den yurt dışına sermaye çıkışını da eleştiren Özdağ, “Küçük bir grup da bu zulüm devam ederken, bu soygun devam ederken, enflasyon aracılığıyla yapılan her geçen gün biraz daha büyük paralar kazanmaya devam ediyor” dedi.
Son operasyonlar sırasında Süleymancılarla ilgili 1 milyar dolarlık para transferi iddiasının gündeme geldiğini belirten Özdağ, “Türkiye’den yurt dışına çıkan paranın 80 milyar dolardan fazla olduğunu biliyoruz son yıllarda. Sadece son yıllarda Türkiye’den yurt dışında gayrimenkul satın almak üzere çıkartılan para, resmi rakamlara göre 12,5 milyar dolardır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’ye giren sermayeden daha fazlasının ülkeden çıktığını savunan Özdağ, “Bırakın Türkiye’ye yabancı sermaye gelmesini, bu sene durum o noktaya gelmiştir ki Türkiye’ye giren sermayeden daha fazlası Türkiye’den çıkmış durumdadır. Hukukun olmadığı yerde ekonomik gelişme olmaz” diye konuştu.




