Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), Marmara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa'nın iş birliğiyle yürütülen Sağlık Biyoteknolojisi Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi (SABİOTEK) bünyesinde görev yapan 12 akademisyen, cilt kanserinin en agresif türlerinden biri olan melanomun tedavisine yönelik 3D baskılı mikroiğne yama sistemi geliştirdi. Romanya'da 17 ülkenin katılımıyla düzenlenen 'Euroinvent 2026' yarışmasında akademisyenler, mikroiğne tedavisi olarak bilinen yeni nesil uygulamayla altın madalya kazanırken WIIPA özel ödülünün de sahibi oldu.

TÜBİTAK ve TÜSEB destekli çalışma kapsamında geliştirilen ve kemoterapiyle fototermal tedaviyi tek platformda buluşturan hidrojel mikroiğne yaması, ilaçların doğrudan tümör bölgesine kontrollü olarak ulaştırılmasını sağlıyor. Cilt kanserlerinde tedavi süresini yarı yarıya düşürmesi hedeflenen sistemle, hastalarda sistemik yan etkilerin azaltılması amaçlanıyor. Cerrahi müdahale gerektirmeden uygulanabilen tedavi yöntemi için patent başvuruları da yapıldı.

İstirahat raporlarında e-rapor dönemi başladı
İstirahat raporlarında e-rapor dönemi başladı
İçeriği Görüntüle

12 akademisyenin ortak çalışması

Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi ve SABİOTEK Eş Direktörü Cem Bülent Üstündağ, merkezin üç üniversitenin ortaklığıyla kurulduğunu belirterek, 780 afiliye araştırmacının görev yaptığı merkezde bu projeyi 12 kişilik bir ekiple geliştirdiklerini söyledi. Üstündağ, "Sağlık Biyoteknolojisi Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezimiz 22 Şubat 2022 tarihinde kuruldu. Resmi olarak faaliyetlerine bu tarihte başlamasına rağmen laboratuvarlarımızın kurulması 2023 yılında başladı. Bu projede de 12 araştırmacımızın yer aldığı mikroiğne temelli kemoterapik ilaç sistemini geliştirdik" dedi.

Uluslararası yarışmadan çifte ödül

Projenin temellerinin TÜBİTAK desteğiyle atıldığını belirten Üstündağ, geliştirdikleri sistemin literatürde ilk kez sığır derisinden elde edilen jelatin kullanılarak 3 boyutlu yazıcılarla üretildiğini söyledi.Çalışmanın iki patentle desteklendiğini ifade eden Üstündağ, projeyle katıldıkları Euroinvent 2026 yarışmasında hem altın madalya hem de Dünya İnovasyon Fikri Sınai Haklar Ajansı'nın (WIIPA) özel ödülünü kazandıklarını kaydetti.

Mikroiğneyle Hedefe Yönelik Tedavi

Üstündağ, geliştirilen sistemin klasik kemoterapiden farklı olarak ilacı yalnızca tümörün bulunduğu bölgeye ulaştırdığını belirtti.808 nanometre dalga boyundaki ışıkla aktive edilen sistemin kontrollü ısı oluşturduğunu anlatan Üstündağ, bu sayede hem kanser hücrelerinin apoptoza yönlendirildiğini hem de kemoterapi ilacının kontrollü şekilde salındığını ifade etti.Sistemin oluşturduğu sinerjik etkinin klasik tedavi yöntemlerine göre daha başarılı sonuçlar verdiğini dile getirdi.

Cerrahiye gerek kalmadan uygulanabilecek

Geliştirilen mikroiğne sisteminin yalnızca melanom değil, diyabet yaraları ve farklı tümör tiplerinde de kullanılabileceğini belirten Üstündağ, özellikle cilde yakın bölgelerde yüksek başarı sağlayacağını söyledi.Melanom hücreleri üzerinde yapılan laboratuvar çalışmalarının başarılı sonuçlar verdiğini aktaran Üstündağ, sistemin 42 dereceye ulaşarak hücre mekanizmasını bozduğunu ve aynı anda ilaç salınımı gerçekleştirdiğini ifade etti.

Başta cilt kanseri olmak üzere geniş kullanım alanı

Üstündağ, biyouyumlu jelatinden üretilen mikroiğnelerin doğrudan dermis tabakasına ulaştığını belirterek, tümör üzerine yerleştirilen sistem sayesinde kemoterapi ilacının hedef bölgeye kolaylıkla taşındığını söyledi. Başta cilt kanseri olmak üzere cilde yakın tümörlerde daha etkili sonuç alınmasının beklendiğini ifade eden Üstündağ, hipertermi ve kemoterapiyi aynı anda uygulayan sistemin klasik yöntemlere göre önemli avantajlar sunduğunu kaydetti.

En büyük engel klinik araştırmalar

Üstündağ, geliştirilen sistemin hastalarda kullanılabilmesi için Faz-1, Faz-2 ve Faz-3 klinik çalışmalarının tamamlanması gerektiğini belirterek, bu sürecin oldukça maliyetli olduğuna dikkat çekti.TÜBİTAK ve TÜSEB desteklerinin önemine vurgu yapan Üstündağ, klinik araştırmaların hızlandırılması için daha fazla finansal desteğe ihtiyaç duyduklarını söyledi. Mikroiğne sistemlerinin onay süreçlerinin 5 ila 10 yıl sürebildiğini belirten Üstündağ, maddi ve bürokratik süreçlerin aşılması halinde ürünün birkaç yıl içinde kullanılabileceğini ifade etti.

Tedavi süresini kısaltması bekleniyor

Yaklaşık beş yıldır bu teknoloji üzerinde çalıştıklarını belirten Üstündağ, melanom özelindeki araştırmaların ise 2,5 yıldır sürdüğünü söyledi.Kemoterapiyle birlikte fototermal tedaviyi aynı platformda buluşturan sistem sayesinde tedavi süresinin üçte bir ya da yarı yarıya kısalabileceğini belirten Üstündağ, klinik çalışmaların ardından bunun net olarak ortaya konulacağını ifade etti.Üstündağ, "Vatandaş bu tedaviyi alırsa klasik yöntemlere göre çok daha kısa sürede tedavi olmuş olacak. Bu da hasta konforu ve yaşam kalitesi açısından önemli avantaj sağlayacak" dedi.

Kaynak: DHA