Tarım ve Orman Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi İçme Sütleri Tebliği’nde değişikliğe gitti. Yeni düzenlemeyle tüketicilerin süt satın alırken özellikle yağ oranları konusunda yaşadığı kafa karışıklığının ve yanıltıcı etiketlendirmelerin önüne geçilmesi hedefleniyor. Böylece market raflarında yer alan sütlerin içerik ve yağ oranlarına ilişkin bilgilendirmelerde yeni bir dönem başlayacak.
Konuyla ilgili haber sitemize değerlendirmelerde bulunan Mersin Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Yusuf Değirmenci, yeni düzenlemenin özellikle sütlerin sınıflandırılması açısından önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti.
Sütler artık daha net sınıflandırılacak
Sütlerin yağ oranlarına göre sınıflandırılmasının tüketici açısından önemli bir yenilik olduğunu belirten Değirmenci, önceki uygulamada yağ oranlarının ön plana çıktığını, yeni düzenlemeyle birlikte ise ürünlerin hangi sınıfa dahil olduğunun daha açık şekilde ortaya konulduğunu ifade ederek, “Sütlerin sınıflandırılmasıyla ilgili önemli değişiklikler yapıldı. Öncesinde sütlerin üzerinde daha çok yağ oranları belirtiliyordu. Şimdi ise bu konu daha net bir şekilde sınıflandırılmış durumda. Buna göre bir ürün artık tam yağlı, yağlı, yarım yağlı veya yağsız süt olarak adlandırılacak. Tam yağlı sütte süt yağı oranının yüzde 3,5 ve fazlası, yağlı sütte yüzde 3 ile yüzde 3,5 arasında olması gerekiyor. Yarım yağlı sütlerde bu oranın yüzde 1,5 ile yüzde 1,8 arasında, yağsız sütlerde ise yüzde 0,15’in altında bulunması gerekiyor. Böylece tüketicinin aldığı ürünün hangi sınıfa girdiğini daha kolay anlayabilmesi amaçlanıyor” dedi.

“Tüketici sadece ambalajın ön yüzüne bakmamalı”
Yeni düzenlemenin tüketici açısından ürün içeriğinin daha anlaşılır hale gelmesine katkı sağlayacağını dile getiren Değirmenci, süt satın alırken yalnızca ürünün ön yüzündeki ifadelerin dikkate alınmaması gerektiğini vurgulayarak , “Burada tüketici açısından önemli olan noktalardan biri, ürünün içeriğinin daha anlaşılır hale gelmesi. Çünkü markette süt alırken sadece ambalajın ön yüzüne bakmak yerine, ürünün hangi kategoride olduğunu ve yağ oranının ne olduğunu bilmek, kişinin kendi beslenme ihtiyacına göre tercih yapmasını kolaylaştırabilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar veya günlük beslenmesinde yağ tüketimini kontrol etmek isteyen kişiler açısından bu sınıflandırmanın bilinmesi önemli” ifadelerini kullandı.
İçme sütlerine ilave şeker sınırı
Tebliğde içme sütlerinin içeriğine yönelik de önemli düzenlemeler getirildiğini belirten Değirmenci, “İçme sütleri, doğal haliyle tüketilen sütler olarak değerlendiriliyor ve bunlara glikoz şurubu, fruktoz şurubu gibi nişasta bazlı şurupların eklenmesi yasaklandı. Ayrıca ürüne ilave şeker konulması durumunda bunun da yüzde 5 ile sınırlandırılması getirildi. Yani yüzde 5’in üzerinde ilave şeker eklenemeyecek” dedi.
Bu düzenlemenin özellikle çocuklar ve gençlerin şeker tüketiminin azaltılması açısından önemli olabileceğini ifade eden Değirmenci, “Günlük hayatta zaten birçok farklı gıdadan şeker alabiliyoruz. Bu nedenle süt gibi besin değeri yüksek bir üründe gereksiz yere yüksek miktarda ilave şeker bulunmaması, daha dengeli bir beslenme açısından olumlu bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir” diye konuştu.

“Laktoz ile ilave şeker aynı şey değil”
Tüketicilerin süt etiketlerini okurken doğal süt şekeri olan laktoz ile ürüne sonradan eklenen şekeri birbirinden ayırması gerektiğine dikkat çeken Değirmenci, “Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, sütün kendi doğal yapısında bulunan laktoz ile sonradan ürüne eklenen şekerin aynı şey olmadığıdır. Tüketicinin etiketleri okurken bu ayrımı bilmesi de önemli” ifadelerini kullandı.
Aromalarda da yeni düzenleme
Süt ve süt ürünlerinde kullanılan aromalara ilişkin de yeni kurallar getirildiğini belirten Değirmenci, “Daha önce bazı ürünlerde aroma vericiler kullanılabiliyordu. Yeni tebliğ ile ise yalnızca doğal aroma vericilerin kullanılmasına izin veriliyor ve bunların kullanım oranı da yüzde 1 ile sınırlandırılıyor” dedi.
“Sağlıklı olup olmadığı sadece yağ oranıyla değerlendirilmemeli”
Süt ve süt ürünlerinin protein, kalsiyum ve çeşitli besin öğeleri açısından önemli kaynaklar olduğunu belirten Değirmenci, “Sağlık açısından genel olarak baktığımızda, süt ve süt ürünlerinin protein, kalsiyum ve çeşitli besin öğeleri açısından önemli kaynaklar olduğu biliniyor. Ancak bir ürünün sağlıklı olup olmadığını sadece yağ oranına bakarak değerlendirmek doğru olmaz. İçindeki ilave şeker, kullanılan diğer bileşenler ve kişinin genel beslenme düzeni de önemli. Bu nedenle tüketicilerin sadece ‘tam yağlı’ veya ‘yağsız’ gibi ifadelere değil, ürünün tamamındaki besin değerlerine ve içerik listesine bakması gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.



