Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi, 17 Nisan Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla Mersin Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Şube adına basın açıklamasını okuyan Barış Keskinkılıç, “Sağlıklı bir toplum için; iş yerinde, sokakta, evde her alanda acil demokrasi diyoruz” şeklinde dikkat çekerek, "17 Nisan 2012 yılında Gaziantep’te görevi başında katledilen Dr. Ersin Arslan’ın ölüm yıldönümünde her türlü şiddet sonucu yaşamını yitiren, pandemi de, depremde ve görev başında hayatını kaybeden tüm sağlık emekçilerini saygıyla anıyoruz” dedi.

“Zorluklara rağmen en iyi hizmet için gece gündüz çalışıyoruz”

Sağlık emekçilerinin zor koşullarda çalıştığını kaydeden Keskinkılıç, “Çalışma ve yaşam koşullarımız yıllar içinde düzeltilmemiş, taleplerimiz karşılanmamış, yeni sorunlar eklenerek giderek katmerleşmiştir. İçinde bulunduğumuz her türlü zorluğa rağmen, en iyi şekilde hizmet vermek için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Ücretsiz sağlık hizmetinin ortadan kaldırıldığını, sağlık için cepten yapılan ödemelerin giderek arttığını, bugün çok sayıda kalemde cebimizden katkı/katılım payları altında para çıktığını biliyoruz. GSS prim borcu olan milyonlarca kişiye her gün yenilerinin eklendiğini biliyoruz. Hastanelere erişimin zorlaştığını, randevu almanın zorluklarını, günlerce hatta aylarca sonrasına randevu alınabildiğini biliyoruz. Artık sanal kuyruklarda bekliyoruz. Hasta başına ayrılan muayene süresinin 5 dakikaya indirildiğini biliyoruz” ifadelerini kullandı.

4960A0D9 Ea4C 4087 B440 4D5418D948E3

“Kendi yaşamından vazgeçiyor”

Koşullar ve sağlık hizmetlerinin durumunun ortada olduğunu, giderek artan şekilde şiddete uğradıklarını belirten Keskinkılıç, “Siyasiler tarafından hedef gösteriliyoruz, idarecilerden baskı ve şiddet görüyoruz. Ayrıca hasta ve yakınlarından şiddet görüyoruz. Bu şiddet bizi, canlarımızı aramızdan alıyor, kimimiz kendi yaşamından vazgeçiyor. Hizmete erişim zorlaştıkça, gerçek sağlık sisteminin vaat edildiği gibi olmadığı anlaşıldıkça, hesap sorulan, öfke boşaltılan biz sağlık emekçileri oluyoruz. Çünkü olmayan bir sağlık sisteminin vaadi ile halkı kandıranlar, her aksaklığın sorumlusunu biz sağlık emekçileri olduğumuzu söylemekte bir sakınca görmüyorlar. Sağlık emekçilerini itibarsızlaştırarak, sağlık emekçilerini hedef koyarak ve suçlayarak halkı yanıltmaya, sağlık sisteminin sorunlarının üstünü kapatmaya çalışıyorlar” şeklinde konuştu.

Mevcut yapıyı eleştiren Keskinkılıç, normalleştirilmeye çalışılan şiddet kültürüne karşı sağlıklı bir toplum için bir bütün olarak mücadele etmek gerektiğini vurguladı. Sözlerine devam eden Keskinkılıç, “Bu mücadele sadece işkolumuz ekseninde de düşünülemez. İktidar eliyle uzun yıllardır uygulanan baskı politikaları, kendinden olmayan herkesi öteki görme yaklaşımı ile birlikte toplumda oluşturulan kamplaşma beraberinde şiddet üretiyor. Uygulanan kutuplaştırma siyaseti nedeniyle kendini devlet gibi gören kesimlerde şiddete meyil ediyor. Yine açlık, yoksulluk, zamlar… Yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşayan milyonların bu durumu görmemesi için ayrıştırma ve kutuplaştırma siyasetini özellikle derinleştiriyorlar. Bu durumda da insanlar yaşadığı sıkıntıların sorunun kaynağını sistem olarak görmek ve hak elde etmek için mücadele etmek yerine en yakındakine şiddet olarak yansıtıyor. Bu nedenle de şiddet toplum içinde giderek bir kültür haline geliyor” diye konuştu.

Okullardaki şiddete ‘Artık yeter’ çağrısı
Okullardaki şiddete ‘Artık yeter’ çağrısı
İçeriği Görüntüle

Sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik talepler

Keskinkılıç, şiddeti önlemek için caydırıcı yasal düzenlemeler ve gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirterek taleplerini şöyle sıraladı: “İşkolundaki emek ve meslek örgütleri olarak önerilen ‘sağlıkta şiddet yasası’nın tek bir virgülü dahi değiştirilmeden kabul edilmesini istiyoruz. Sağlık emek-meslek örgütleri ve uzmanlık derneklerinin önerileri doğrultusunda güvenli çalışma alanları oluşturulmasını istiyoruz. Meslek örgütlerini hedef gösteren tüm kitle iletişim araçlarının denetlenmesini istiyoruz. ‘Sağlıkta Dönüşüm’ Programı derhal terk edilmelidir. Toplumu hastalıklardan koruyan, koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği bir sistem kurulmalıdır. İdareci atamaları, liyakat kriterlerini taşıyan adaylar arasından ve çalışanlar tarafından seçimle belirlenmelidir. Sağlık Bakanlığı diğer bütün kamu kurumlarına öncelik ederek; ‘sağlıklı bir toplum için şiddetsiz yaşam’, ‘sağlık için demokrasi’, ‘sağlık için herkese iş, aş, insani barınma ve eğitim’ gibi temaları öne çıkaracak tarzda sağlık işkolundaki bütün örgütlerle birlikte çalışmalıdır. İlkokuldan Üniversiteye kadar insan hakları, demokrasi, demokratik yaşam konularında farkındalık yaratacak eğitim süreçleri müfredatlara acilen eklenmelidir.”

“Sağlık hakkımız için mücadele edeceğiz”

Şiddetin toplumsal bir sorun olduğunu ve bu sorunun çözülüp çözülmemesinin ise politik bir tercih olduğunu belirten Keskinkılıç, “Şiddetin çalışma ortamımızın olağan bir parçası haline getirilmesi isteniyorsa, bu şiddete alışmamız isteniyorsa, bir kez daha ifade edelim ki bu şiddeti kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Birlikte çalıştığımız tüm sağlık emekçileri ile bu şiddeti durdurmak, haklarımıza kavuşmak için mücadele edeceğiz. Sağlık hakları ellerinden alınan hekimlerimizle ve sağlık emekçilerimizle birlikte sağlık sistemini değiştirmek için, sağlık hakkımız için mücadele edeceğiz. Dr. Ersin Arslan şahsında yaşamını yitiren tüm sağlık emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyoruz. Onlara sözümüz sağlık emekçilerinin ve halkımızın yararına bir sistem inşa etme mücadelesini yükseltmek olacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Ahmet Atala