Plastik üretimindeki küresel artışın çevrede biriken mikroplastik miktarını da artırdığını ifade eden Yücel, bu parçacıkların ekosistemlerde giderek daha yaygın hale geldiğini söyledi.Yücel, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) verilerine göre 2000 yılında 234 milyon ton olan küresel plastik üretiminin 2024'te 430 milyon tona ulaştığını belirterek, mevcut politikaların sürmesi durumunda üretim ve atık miktarının 2060'a kadar üç katına çıkmasının beklendiğini kaydetti.

Plastik ürünlerin kullanım alanına göre farklı sürelerde atığa dönüştüğünü aktaran Yücel, ambalaj ve tek kullanımlık ürünlerin günler veya aylar içerisinde atık haline gelebildiğini, ulaştırma sektöründe kullanılan plastiklerin ortalama 13 yıl, yapı ürünlerinin ise 35 yıl veya daha uzun süre kullanımda kalabildiğini söyledi.

Plastik Üretimindeki Artış Mikroplastik Tehlikesini Büyütüyor-1

Tek kullanımlık plastikler kısa sürede atık oluyor

Türkiye'deki plastik üretimine ilişkin verileri de paylaşan Yücel, PAGEV'in 2025 Türkiye Plastik Sektör İzleme Raporu'na göre plastik mamul üretiminin yıllık yaklaşık 10 milyon ton seviyesinde olduğunu belirtti.

Bu üretimin yaklaşık 4 milyon tonunun, başka bir ifadeyle yüzde 40'ının plastik ambalaj ürünlerinden oluştuğunu aktaran Yücel, iç pazardaki plastik mamul tüketiminin ise yaklaşık 8 milyon ton düzeyinde bulunduğunu söyledi. Üretilen ya da tüketilen plastiklerin tamamının aynı yıl atığa dönüşmediğine dikkat çeken Yücel, inşaat, otomotiv ve elektrik-elektronik sektörlerinde kullanılan plastiklerin uzun yıllar kullanımda kalabildiğini, buna karşın ambalaj ve tek kullanımlık plastiklerin kısa sürede atık haline geldiğini ifade etti.

Mikroplastikler besin zincirine taşınabiliyor

Çevrede bulunan plastiklerin zamanla daha küçük parçalara ayrıldığını belirten Yücel, güneş ışınları, sıcaklık değişimleri, rüzgar, dalga hareketleri ve fiziksel aşınmanın bu süreçte etkili olduğunu söyledi. Boyutu 5 milimetrenin altında olan parçacıkların mikroplastik, daha da küçük parçaların ise nanoplastik olarak adlandırıldığını aktaran Yücel; lastik aşınması, sentetik tekstil lifleri, boya ve kaplamalar, tarımsal plastikler, ambalajlar, düzensiz depolama ve geri dönüşüm faaliyetlerinin önemli mikroplastik kaynakları arasında yer aldığını kaydetti.

Bakan Kurum: Denizlerimizi kirletenlere tavizsiz yaptırım uygulayacağız
Bakan Kurum: Denizlerimizi kirletenlere tavizsiz yaptırım uygulayacağız
İçeriği Görüntüle

Plastik Üretimindeki Artış Mikroplastik Tehlikesini Büyütüyor 4

Mikroplastiklerin atmosfer, yağmur suyu, toprak, denizler, canlılar ile yüzey ve yeraltı sularında yaygın olarak bulunduğuna yönelik bilimsel araştırmalar olduğunu belirten Yücel, bu parçacıkların akarsu, göl ve denizlere taşınabildiğini söyledi.Yücel, mikroplastiklerin canlılar tarafından alınabildiğini, fiziksel hasar ve beslenme bozukluklarına neden olabildiğini ve besin ağı boyunca taşınabildiğini ifade etti.

Ormanların da atmosferde taşınan mikroplastiklerin yaprak ve ibre yüzeylerinde tutulmasında filtre görevi gördüğünü anlatan Yücel, ancak bu parçacıkların yağış ve yaprak dökümüyle orman toprağına taşınmasının, ormanları potansiyel bir mikroplastik birikim alanına dönüştürebildiğini söyledi.

Yangınlarda kalıcı kirleticiler açığa çıkabiliyor

Orman sınırlarında veya orman alanlarına yakın bölgelerde bulunan geri dönüşüm ve atık tesislerinin, artan sıcaklık, kuraklık ve yangın riski nedeniyle farklı bir çevresel tehlike oluşturabileceğini belirten Yücel, bu tesislerde yaşanabilecek yangınların hava, su ve toprak açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Yücel, bu tür yangınlarda partikül madde, karbon monoksit, azot oksitler, PAH'lar ve PCB'lerin yanı sıra klorlu plastiklerin yanması sonucunda dioksin ve furan gibi kalıcı kirleticilerin ortaya çıkabildiğini söyledi. Bu maddelerin hava, su, toprak ve bitki örtüsü üzerinde kısa ve uzun vadeli olumsuz etkilere yol açabileceğini belirtti.

Plastik kirliliğinin önlenmesi için yalnızca geri dönüşüme odaklanılmaması gerektiğini vurgulayan Yücel, gereksiz ve tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, yeniden kullanım ve yeniden dolum uygulamalarının yaygınlaştırılması, daha dayanıklı ürünlerin tasarlanması ve üreticilerin sorumluluğunun artırılmasının önem taşıdığını söyledi. Geri dönüşüm tesislerinde de atık türüne göre güvenli stok sınırlarının belirlenmesi gerektiğini ifade eden Yücel; termal izleme, yangın suyu tutma havuzları ile emisyon, toprak ve su izleme planlarının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini belirtti.

Kaynak: DHA