AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildiğini anımsatarak, "467 kabul oyu, Cumhuriyet tarihinde siyasi tarihimiz açısından çok önemli; hem sayısal hem de siyasal bir niteliğe işaret ediyor. Sadece bunu sayısal bir nitelik olarak göremeyiz. Bunun siyasal anlamı da büyük. Makul bir çerçevede ortaya gelen yasal düzenlemenin yüce Meclis'teki milletvekillerinin çok yüksek bir oranıyla kabul gördüğünün işareti, her bir milletvekili tabii ki kendi seçim bölgelerinde vatandaşlarımızın duygularını, hissiyatlarını taşıyor, onların taleplerini Meclis'e yansıtıyor ve aynı zamanda da farklı toplum kesimlerini temsil ediyor. Dolayısıyla yüce Meclis'in iradesi, hem farklı toplum kesimlerinin sürece pozitif yansımasını göstermesi bakımından hem Meclis içerisinde çok tartışılan bir konuda, 50 yıldır yürütülen terör ve mücadele çerçevesinde, etrafında pek çok literatür oluşmuş, pek çok yaklaşım oluşmuş bir konuda; esasında gelinen noktadaki yasal çerçevenin makul bulunduğunun ve bu çerçevede silah bırakma ve örgütün tasfiyesi sürecinin desteklendiğinin net bir işaretidir" dedi.
“Meclis’in yüksek kabiliyet ortaya koyabildiği görüldü”
Söz konusu kanun teklifinin 467 oyla kabul edilmesinin, 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde parlamento zayıfladı, Meclis geriye itildi' gibi iddiaların ne kadar boş olduğunu gösterdiğini işaret eden Çelik, "Yüce Meclis'in, milletimizin verdiği yetki ve tarihsel birikimiyle bütün bu meselelerin çözümünde üzerine düşen sorumluluğu millet adına ve millet için gerçekleştirme konusunda gerektiğinde görevini yapma bakımından ne kadar yüksek bir kabiliyet ortaya koyabildiği de görüldü. Bu süre içerisinde bu konuyla ilgili pek çok tartışma yapıldı. Tabii en yoğun tartışmalar dün gerçekleşmiş oldu. Toplumsal hayatta, sivil toplumla buluştuğumuzda ortaya çıkan eleştirilerle Meclis'teki eleştiriler arasında bir fark vardı. Dün maalesef son derece yıkıcı eleştirilerle Meclis'te bir görünürlük üretmeye çalışanlar oldu. Net bir şekilde tabii bizim hatiplerimiz şu soruyu sordular; 'Bu eleştirileri yapanlara, sizin öneriniz nedir? Sizin yaklaşımınız nedir' denildiğinde aslında herhangi bir şeyin ortada olmadığını, ortaya çıkarılamadığını, stratejik bir yaklaşımın olmadığını, siyasi bir yaklaşımın olmadığını hem Türkiye'deki bu meselenin tarihi açısından hem bölgedeki gelişmeler açısından meseleyi okuma konusunda büyük bir siyasi yetersizlik olduğunu net bir şekilde görmüş olduk" diye konuştu.
“Etnik ayrışma ile izah edilecek bir mesele değil”
Türkiye'nin üçüncü bir göze ihtiyacı olmadığını vurgulayan Çelik, "Türkiye'de bir tane göz vardır. O da milli bir gözdür. Bu da 86 milyonun ta kendisidir. Türkiye'de bu çatışma çözümleri çalışan, literatürü oluşturan ülkelerdeki gibi bir sosyal durum da yoktur. Yani bu mesele, Türk ile Kürt arasında bir mesele olarak gündeme gelmemiştir. Bugün bu işlerin en sıcak olduğu zamanlarda, bu işlerle ilgili toplumsal stresin en yüksek olduğu zamanlarda, Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı, Alevi'si, Sünni'si bütün kesimlerden vatandaşımız tek bir millet olma şuurunun dışında bir durumla, bir yaklaşımla hareket etmemiştir. Dolayısıyla mezhep temelinde bölünme ya da etnik temelinde ayrışma gibisinden bir yaklaşımla izah edilecek bir mesele değildir. Bugün konuştuğumuz konu PKK/KCK terör örgütünün tasfiyesi ve silahlarını bırakması konusudur" diye konuştu.
Çelik, ayrıca tüm vatandaşları, AK Parti'nin 25’inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle 14 Ağustos'ta Ankara Millet Bahçesi'nde düzenlenecek etkinliklere davet etti.





