Türk spor tarihinin unutulmaz isimlerinden Ahmet Kireççi, namıdiğer Mersinli Ahmet, 27 Ekim 1914’te Mersin’de dünyaya geldi. Çocuk yaşlarda boksla başlayan spor serüveni atletizmle devam eden Kireççi, aradığı başarıyı güreşte buldu. Karakucak meydanlarından olimpiyat minderlerine uzanan yolculuğunda iki olimpiyat madalyası kazanan milli güreşçi, Mersin’in adını da dünya spor tarihine taşıdı.

Spora boksla başladı, güreşte kendini buldu

Kireççi’nin sporla tanışması güreşle olmadı. Genç yaşlarda boks yapan Mersinli Ahmet, daha sonra atletizme yöneldi. Ancak bir mukavemet koşusunun ardından yaşadığı rahatsızlık nedeniyle bu branşı bıraktı ve güreşe geçti. Mersin İtfaiye Komutanı Memduh Bey, genç Ahmet’in gücünü ve yeteneğini fark eden isimlerden biri oldu. Memduh Bey’in desteğiyle Tarsus’ta düzenlenen karakucak güreşlerine katılan Kireççi, burada elde ettiği başarıyla dikkat çekti. Yeteneğinin daha büyük bir ortamda gelişebileceğine inanan Memduh Bey, onu İstanbul’a gönderdi. İstanbul’da Kumkapı Güreş Kulübü ve Kasımpaşa Spor Kulübü’nde çalışmalarını sürdüren Kireççi, kısa sürede dönemin başarılı güreşçileri arasına girdi.

Ahmet Kireççi

1933’te milli mayoyu giydi

Kireççi’nin milli takım kariyeri 1933 yılında İzmir’de düzenlenen Balkan Oyunları’yla başladı. Grekoromen stilde 87 kiloda mücadele eden genç güreşçi, organizasyonu şampiyon tamamladı. Başarısını sonraki yıllarda da sürdüren Kireççi, 1937 ve 1940 Balkan Oyunları’nda grekoromen stil 79 kiloda birinciliğe ulaştı. Hem serbest hem de grekoromen stilde mücadele eden milli güreşçi, böylece olimpiyat yolunda Türkiye’nin öne çıkan sporcularından biri haline geldi.

Berlin’de Türkiye için tarihi madalya

Kireççi’nin adını Türk spor tarihine yazdıran asıl başarı ise 1936 Berlin Olimpiyatları’nda geldi. Serbest stil 79 kiloda mindere çıkan Mersinli Ahmet, organizasyonu üçüncü sırada tamamlayarak bronz madalyanın sahibi oldu. Bu madalya yalnızca Kireççi’nin kariyerindeki ilk olimpiyat madalyası değildi; aynı zamanda Türkiye’nin olimpiyat tarihindeki ilk madalyasıydı.

17 Ağustos’un “Deprem Dede”si Mersinliydi
17 Ağustos’un “Deprem Dede”si Mersinliydi
İçeriği Görüntüle

Mersin’de doğan bir güreşçinin Berlin’de kazandığı bronz, genç Cumhuriyet’in spor tarihinde de yeni bir sayfa açtı.

Atatürk’ün davetiyle İstanbul’a gitti

Berlin başarısının ardından Kireççi’nin adı ülke genelinde daha fazla duyulmaya başladı. 24 Haziran 1936’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün daveti üzerine İstanbul’a gelen milli güreşçi, burada Alman güreş takımından bir sporcu ile gösteri müsabakası yaptı. Bu karşılaşma, Berlin Olimpiyatları’nda elde ettiği başarının ardından Kireççi’nin kamuoyundaki tanınırlığını daha da artırdı.

12 yıl sonra bu kez altın madalya

Kireççi, Berlin’in ardından olimpiyat kariyerini noktalamadı. 1948 Londra Olimpiyatları’nda yeniden mindere çıktı. Bu kez grekoromen ağır sıklette mücadele eden Mersinli Ahmet, rakiplerini geride bırakarak olimpiyat şampiyonluğuna ulaştı. Böylece 1936 Berlin’deki bronz madalyasının ardından 1948 Londra’da altın madalya kazanarak kariyerine ikinci olimpiyat madalyasını ekledi. İki farklı olimpiyatta, iki farklı madalya kazanan Kireççi’nin kariyeri Türkiye güreşinin uluslararası alandaki yükselişinin de önemli kilometre taşlarından biri oldu.

Olimpiyatlardan sonra Mersin’e döndü

Londra Olimpiyatları’nın ardından 1949 yılında güreşi bırakan Kireççi, doğduğu kent Mersin’e döndü. Burada bir süre işletmecilik yapan milli güreşçi, sporculuk yıllarından sonra da Mersin’de yaşamını sürdürdü. Mersin’de deniz kenarındaki Olimpiyat Kıraathanesi’ni işlettiği, kentte yaşayanların ve ziyaretçilerin onu burada gördüğü aktarılıyor. Kireççi’nin sporculuk döneminden kalan şöhreti, güreşi bıraktıktan sonra da kent yaşamının bir parçası olarak devam etti.

64 yaşında hayatını kaybetti

Mersinli Ahmet’in yaşamı, doğduğu kentte son buldu. Olimpiyat sporcularına ilişkin uluslararası biyografik veri tabanı Olympedia’ya göre Ahmet Kireççi, 17 Ağustos 1979’da Mersin’de 64 yaşında hayatını kaybetti. Kireççi’nin kabri ise Mersin Şehir Mezarlığı’nda bulunuyor.

Mersin’in adını olimpiyat tarihine taşıdı

Ahmet Kireççi’nin hikayesi, yalnızca bir olimpiyat şampiyonunun kariyerinden ibaret değil. Mersin’de başlayan bir hayatın, Tarsus’taki karakucak meydanlarından İstanbul’daki kulüplere, oradan Berlin ve Londra’daki olimpiyat minderlerine uzanan yolculuğunu anlatıyor. 1936’da Türkiye’nin olimpiyatlardaki ilk madalyasını kazanan, 1948’de ise olimpiyat şampiyonu olan Kireççi, doğduğu kentin adını da uluslararası spor tarihine taşıdı.

Bugün “Mersinli Ahmet” adı, bir zamanlar minderlerde mücadele eden bir güreşçinin lakabından çok daha fazlasını ifade ediyor. O isim, Mersin’in yetiştirdiği en önemli sporcularından birinin ve Türkiye’nin olimpiyat serüvenindeki ilk büyük başarılarından birinin simgesi olarak yaşamaya devam ediyor.

Muhabir: Emek Ezgi Kıdış