Takvimler 17 Ağustos 1999’u gösterdiğinde Türkiye, gecenin karanlığında büyük bir felaketle uyandı. Marmara’yı sarsan deprem binlerce insanın hayatını kaybetmesine, yüz binlerce kişinin ise doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmesine neden oldu.

Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yeniden yüzleştiği o günlerin ardından, ekranlardan halka depremin ne olduğunu, neden meydana geldiğini ve deprem karşısında neler yapılması gerektiğini anlatan bir bilim insanı öne çıktı. O isim, Mersin doğumlu Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’ydı.
Mersin’den başlayan bilim yolculuğu
22 Ekim 1941’de Mersin’de dünyaya gelen Ahmet Mete Işıkara, eğitim hayatının ilk yıllarını kentte geçirdi. Gazi Paşa İlkokulu’nun ardından Mersin Lisesi’nde öğrenim gördü. Üniversite eğitimi için İstanbul’a giden Işıkara, 1965’te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeofizik Bölümü’nden mezun oldu ve aynı yıl akademik hayatına adım attı.
Bilimsel çalışmalarını ilerleyen yıllarda yurt dışına da taşıyan Işıkara, jeofizik alanındaki araştırmalarının ardından Türkiye’ye dönerek akademik çalışmalarını sürdürdü. 1985 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde görev yapmaya başlayan Işıkara, aynı yıl Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nde müdür yardımcılığı görevini üstlendi. Daha sonra enstitünün müdürlüğüne getirildi.
Kandilli’den Türkiye’nin ekranlarına
Işıkara’nın bilim insanı olarak kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri Kandilli Rasathanesi’ndeki çalışmaları oldu. Deprem araştırmaları ve yer bilimleri alanında akademik çalışmalarını sürdüren Işıkara’nın adı, 1990’lı yıllarda Türkiye’nin deprem gündeminin önemli isimleri arasında yer aldı. 1999 yılına gelindiğinde ise Türkiye’nin deprem hafızasını değiştiren büyük felaket yaşandı. 17 Ağustos’ta meydana gelen Gölcük Depremi, Işıkara’nın bilimsel kimliğinin toplum tarafından yakından tanınmasına da zemin hazırladı.

17 Ağustos sonrası “Deprem Dede” oldu
Depremin ardından televizyon ekranlarında açıklamalar yapan Işıkara, toplumun büyük bir korku ve belirsizlik yaşadığı dönemde bilimsel bilgiyi sade bir dille aktardı. Artçı sarsıntılardan fay hatlarına, deprem sırasında alınması gereken önlemlerden yapı güvenliğine kadar pek çok konuda kamuoyunu bilgilendirdi.Işıkara’nın özellikle çocuklara yönelik deprem bilinci çalışmaları da onu yalnızca akademik çevrelerin tanıdığı bir bilim insanı olmaktan çıkardı. Halkın benimsediği “Deprem Dede” adı, kısa sürede Işıkara ile özdeşleşti.
Bilimi halkın anlayacağı dile çevirdi
Işıkara’nın deprem konusundaki yaklaşımının en önemli yönlerinden biri, bilimsel bilgiyi toplumun günlük hayatına taşımaya çalışmasıydı. Depremi yalnızca meydana geldiği anda konuşmak yerine, afete hazırlığın önceden başlaması gerektiğini anlattı.
Kandilli Rasathanesi bünyesinde afet hazırlığı ve eğitim çalışmalarına katkı sunan Işıkara, okullarda ve çeşitli eğitim programlarında deprem bilincinin artırılmasına yönelik çalışmalar yürüttü. Hazırladığı ve bilimsel destek verdiği afet bilinci çalışmalarında da bireylerin deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında neler yapabileceği üzerinde duruldu.
Bu yönüyle Işıkara, bilim insanlığını yalnızca akademik yayınlarla sınırlamayan; deprem bilgisini toplumla buluşturan isimlerden biri oldu.
Deprem öldürmez, bina öldürür
Işıkara’nın kamuoyunda en çok hatırlanan ifadelerinden biri de “Deprem öldürmez, bina öldürür” sözü oldu. Yapı güvenliği ile afet riskinin azaltılması arasındaki ilişkiye dikkat çeken bu yaklaşım, 17 Ağustos sonrasında Türkiye’de başlayan deprem tartışmalarının da önemli başlıklarından biri haline geldi.
Işıkara’nın akademik çalışmaları da yalnızca kamuoyu iletişimiyle sınırlı kalmadı. Boğaziçi Üniversitesi’nin yayın kayıtlarında Işıkara’nın Kuzey Anadolu Fay Zonu ve 1999 İzmit Depremi üzerine çeşitli bilimsel araştırmalarda yer aldığı görülüyor.
Mersinli bilim insanının mirası
Işıkara, Kandilli’deki görevlerinin ardından da afet bilinci ve deprem eğitimi alanındaki çalışmalarını sürdürdü. Bilimsel çalışmalarının yanı sıra toplumun afetlere hazırlanması konusunda yürüttüğü faaliyetlerle de tanındı. 21 Ocak 2013’te hayatını kaybeden Işıkara, aradan geçen yıllara rağmen özellikle 17 Ağustos denildiğinde hatırlanan isimlerden biri olmayı sürdürüyor.
17 Ağustos’un hafızasında bir Mersinli
17 Ağustos 1999’un üzerinden yıllar geçti. Ancak Türkiye’nin depremle kurduğu ilişkinin değişmesinde rol oynayan isimlerin başında gelen Ahmet Mete Işıkara’nın sesi hala hafızalarda. Mersin’de başlayan yaşamı, İstanbul’da devam eden akademik kariyeri ve 17 Ağustos sonrasında milyonlara ulaşan anlatımıyla Işıkara, yalnızca “Deprem Dede” olarak değil, bilimi toplumun anlayabileceği bir dile taşıyan Mersinli bir bilim insanı olarak da hatırlanıyor.
Her 17 Ağustos’ta yeniden gündeme gelen adı, aslında aynı soruyu da hatırlatıyor: Depremi ne kadar konuşuyoruz ve deprem olmadan önce ne kadar hazırlanıyoruz?


