CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, önergelerinde kamu kurumlarının söz konusu riskleri ne zaman tespit ettiğini, denetim mekanizmalarının nasıl işlediğini, yatırımcıların süreçten nasıl etkilendiğini ve olası zararların nasıl karşılanacağını sordu.

“Risk 2025’in son çeyreğinde görüldü

Kış, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında yer alan ifadelerin sürecin geçmişine ilişkin önemli bilgiler içerdiğini belirtti. SPK’nın açıklamasına göre, 2025 yılının son çeyreğinde bazı fonların fiili dolaşım oranı düşük şirket paylarında, şirketlerin ekonomik gerçekliği ve temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketleri gözlemlendi.

Kış’ın aktardığı kronolojiye göre konu, 2 Aralık 2025’te Mehmet Şimşek başkanlığındaki Finansal İstikrar Komitesi toplantısında ele alındı. Ertesi gün ise SPK bünyesinde bir çalışma grubu oluşturuldu. Kapsamlı yatırım fonu düzenlemesi ise 28 Ağustos 2026’da kamuoyuna duyuruldu. Kış, bu tarihler arasındaki döneme ilişkin Bakan Şimşek’ten açıklama isteyerek “Eğer kamu otoritesi Aralık 2025’te tehlikeyi biliyorsa, ondan sonra sisteme giren vatandaş açısından çok daha ağır bir sorumluluk tartışması vardır. Vatandaş devletin denetimine güvenerek yatırım yapıyor" dedi.

SPK fon tasfiyelerinde süre 6 aya çıkarıldı
SPK fon tasfiyelerinde süre 6 aya çıkarıldı
İçeriği Görüntüle

İlk önergenin konusu: Dokuz ayda fonlar ne kadar büyüdü?

Kış’ın ilk soru önergesinde, 2 Aralık 2025 ile 28 Ağustos 2026 arasındaki dönemde riskli olduğu değerlendirilen fonların büyüklüğünün ne kadar değiştiği soruldu. Önergede ayrıca bu fonlara kaç yeni yatırımcının girdiği ve ne kadar yeni para yatırıldığı konusunda Bakanlık’tan sayısal bilgi talep edildi. Kış, kamu otoritelerinin risk konusunda bilgi sahibi olduğu dönemde fonlara yeni yatırımcı ve para girişinin devam edip etmediğinin ortaya çıkarılması gerektiğini savundu.

İkinci önerge: “Denetim mekanizmaları ne zaman alarm verdi?”

Kış’ın ikinci önergesi, olağandışı fiyat hareketleri ve manipülasyon iddialarıyla ilgili denetim süreçlerine odaklandı. Kış; SPK, Borsa İstanbul, Takasbank, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) söz konusu işlemleri ilk olarak hangi tarihte tespit ettiğini sordu.

Borsa İstanbul’un piyasa gözetim sistemlerinin ilgili şirketlerdeki olağandışı fiyat ve işlem hareketleri konusunda ne zaman alarm ürettiğinin ve bu bilgilerin SPK’ya ne zaman iletildiğinin de açıklanması istendi.

Önergede ayrıca fonlar, portföy yönetim şirketleri, halka açık şirketler ve ortakları arasındaki olası ilişkili taraf işlemleri ile banka kredileri, faktoring ve diğer finansman yöntemleriyle sermaye piyasalarında pozisyon oluşturulup oluşturulmadığına ilişkin bilgi talep edildi. Ayrıca Kış, MASAK’a yapılan şüpheli işlem bildirimlerinin sayısının da açıklanmasını istedi.

Üçüncü önerge: “Yatırımcının parası ne olacak?”

Kış’ın üçüncü soru önergesi ise tasfiye sürecindeki fonların yatırımcılarına ilişkin oldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı, 17 Eylül’de yaptığı açıklamada yaşanan sorunun sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bazı fonlarındaki kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığını ve durumun “geçici ve yönetilebilir” olduğunu bildirmişti. SPK ise tasfiye sürecinde daha önce üç ay olarak belirlenen azami süreyi 20 Eylül tarihli kararla altı aya çıkardı.

Kış, bu değişikliğin yatırımcıların paralarına erişim süresi açısından önemli olduğunu belirterek tasfiye kapsamındaki fonların sayısının, toplam portföy büyüklüğünün, yatırımcı sayısının ve yatırımcıların toplam alacak tutarının açıklanmasını istedi. Ayrıca katılma paylarını satmak istediği halde parasına zamanında ulaşamayan yatırımcı sayısının da Bakanlık tarafından açıklanması talep edildi.

“Olası zararların nasıl karşılanacağı açıklansın”

Kış, tasfiye sürecinde portföy varlıklarının satılması sırasında değer kaybı yaşanması ihtimaline de dikkat çekti. Tasfiye sonucunda yatırımcıların ana paralarında zarar oluşması halinde bu zararın portföy yönetim şirketleri, sorumlu yöneticiler veya başka bir mekanizma tarafından karşılanıp karşılanmayacağının açıklanmasını istedi. Kış ayrıca 2025 yılının son çeyreğinden sonra fonlara yatırım yapan kişilerin durumunun ayrıca incelenmesi gerektiğini söyleyerek “Eğer devlet riskin farkındayken vatandaş bu konuda bilgilendirilmediyse, ortaya çıkacak zararın tamamını vatandaşa yüklemek kabul edilemez.” dedi.

Kış: “Bu kriz 28 Ağustos’ta başlamadı”

Gülcan Kış, üç ayrı soru önergesiyle Bakan Şimşek’ten sürece ilişkin açık ve sayısal yanıt beklediklerini belirterek, açıklamasında şu soruların yanıtlanmasını istedi:

  • Kamu otoriteleri riski ne zaman tespit etti ve neden zamanında müdahale edilmedi?
  • Denetim mekanizmaları ne zaman devreye girdi ve sorumluluk hangi kurum ve kişilere ait?
  • Tasfiye sürecinde yatırımcıların uğrayabileceği zararların nasıl karşılanacağı konusunda hangi mekanizma uygulanacak?

Kaynak: Haber Merkezi