MEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Remzi Yağcı, akademik dünya ile iş dünyasının iletişimin zayıf olduğunu belirterek, “Beklentiler farklı. Yani hedefler farklı, motivasyon amaçları farklı. Her ikisinin ortak bir tencere içerisinde eriyip, birleşmesi faydalı bir şey ortaya çıkması, sonuç çıkması tabiki zor olabiliyor. Çünkü bakış açıları hem yetiştiriliş açısından hem de bu birlikteliğin sonuçlarını elde etme süresi bakımından örtüşmeyebiliyor. Örneğin kısada vadede daha fazla fayda elde etmek isteyen bir sanayi var veya sektörler var. Öbür tarafta daha uzun vadeli bir beklenti mantalitesiyle hareket eden akademik çevre var. Dolayısıyla orada hedeflerin zamanlamasıyla ilgili örtüşmeler uyuşmayabiliyor. Öncelikler uyuşmaya biliyor. Tabi ki teorik ve pratiğe dönük faydaların elde edilmesine ilişkin gene beklentiler var. Tabi bunun yanı sırada maddi elde edilen faydanın, kazancın ortaya çıkardığı katma değerin nasıl paylaşılacağıyla ilgili önemli bir konu var. Bütün bunlar aslında çözülebilir şeyler ama bir de kültür meselesi aslında. İnsanların birbirleriyle bir araya gelip, iş yapma arzusu kültürle ilgili. Bazı toplumlarda özellikle de bu iş birliklerinin gerekliliğine inanan toplumlarda bunların yüzlerce yıllık bir geçmişi var. Bu sayede zaten üniversitelerle, sanayinin bir araya gelmesiyle bu noktaya gelmiş gelişmiş toplumlar oluyor. Ancak bazı toplumlarda, biz daha o noktaya gelmiş bir toplum olmadığımız için biraz daha bireycilik yanı ağır basıyor. Dolayısıyla da farklı farklı grupları ortak bir faydada buluşma çalışması kolay gerçekleşmiyor. Bu bir zaman ve kültürel değişim, dönüşümü gerektiren bir şey. Maalesef Türkiye’deki karşımızdaki sorun bu” diye konuştu.
Özellikle günümüzde teknolojik ve bilimsel gelişimin parasız olmadığını vurgulayan Yağcı, “Yani ciddi bir maddi kaynak ayırmadığınız müddetçe bütün gelişmeleri sadece takip etmek zorunda kalıyorsunuz. Yani onu ortaya koyan yeni gelişmeleri, icatları, inovasyonu ortaya koyan bir kurum olmaktan ziyade takipçi bir konumda kalınmak durumunda kalınıyor. Buda çok önemli bir sıkıntı. Yani üniversitelerin en azından kendi öz gelirlerinin olabildiğince artabilecek durumda olması, aynı zamanda da kamu kaynaklarından daha büyük pay alması önemli. Kendi gelirini kendi yaratabilecek modellerin de ortaya çıkması gerekiyor. Bunlar bir nevi döngü. Siz ne kadar inovasyon filan yaparsanız, onun gelirleri başarıya ulaşmış olur. Bu döngü içinde daha çok gelirlere ulaşabilirsiniz. Dolayısıyla uluslararası rekabette de geriye düşmek zorunda kalıyorsunuz. Öz gelirlerinizi artıracak yapı olmadığı sürece mümkün değil. Mersin Üniversitesinin bütçesi 9 milyar TL bazında. Düşündüğünüzde bazı uluslararası üniversitelerle karşılaştırılmayacak derecede farklılıklar var ama beklentiler farklı oluyor ve bu bütçelerin harcanma kalemleri önemli” şeklinde konuştu.

Whatsapp Image 2026 02 25 At 11.29.31

Mercek eğitim merkezlerinde yeni dönem başlıyor
Mercek eğitim merkezlerinde yeni dönem başlıyor
İçeriği Görüntüle

Yağcı: "Veriye sahip olmak, bilgiye sahip olmak demektir"


Normalde üniversite öğrenimin çok pahalı olduğunun altını çizen Yağcı, “Bizde tabi ki sosyal devlet olmanın vermiş olduğu görevden dolayı üniversiteler bedava hizmet veriyorlar ama düşündüğünüzde bir tıp fakültesi öğrencesi için milyon lira para harcanıyor. Biz bunu bedava veriyoruz. Diş hekimliği, mühendislik gibi bölümler çok pahalı normalde ama bizde bedava. Örneğin Amerika’da hukuk fakültesine giderseniz, 4 yıl lisans eğitimin üzerine 4 yıl daha hukuk okunur. Orada hukuk eğitim çok pahalıdır. Çünkü oradan mezun olacak kişi gelecekte çok para kazanacak beklentisine yatırım yapılır. O yüzden beklentiye bağlı bir fiyat ortaya konulur” ifadelerini kullandı. Günümüzde artık veri madenciliği konularının tartışıldığını dile getiren Yağcı, “Büyük veri mühendisliğinden sonuçlar çıkarmak, trendleri görmek, nereye doğru bir gidişat var onları tahminlemek en önemli şey. Veriye sahip olmak, bir yerde işleyebiliyorsanız, bunu değerlendirebiliyorsanız bilgiye sahip olmak demektir. Buda rekabet avantajı elde ettirir. Gel gelelim veri elde etmede çok ciddi sorun var. Belli kurumların istatiksel verileri açıklanıyor. Mesele dış ticaret istatiksellerini biliyoruz. Birçok kurum bunları açıklıyor. Mesele Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’nin verilerinin tamamı neden açıklanmıyor? Birkaç tane veri var. Buranın ne kadar ihracatı var. İçinde farklı sektörlerde firmalar var. Bununla ilgili bir veri bulamadım. Belli başlı yerlere sordum, onlardan da bir veri elde edemedim. Bana gerçekten şaşırtıcı geldi. Çünkü bizim OSB’de en az 200 firma vardır. Bunların toplam faaliyet geliri nedir? Kaç istihdamı vardır? Ortalama ücret nedir? İhracat ve ithalat ne kadar yapıyorlar? Bunları bilemezsek şehrin ekonomik yorumcuları nasıl bir yorum yapacaklar. Ben gerçekten merak ediyorum" ifadelerine yer verdi.

Kaynak: Koray Ünlü