Çocuk yaşlarda başlayan hikâye anlatıcılığını yazıya dönüştüren Hülya Çelik, edebiyat dünyasının en üretken isimleri arasında yerini alıyor. Şiirden romana, öyküden araştırma yazılarına kadar onlarca eseri okurlarla buluşturan deneyimli yazar, şimdilerde yeni bir çocuk kitabıyla edebiyatseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.
Yazarlık tutkusunun daha küçük yaşlarda belirdiğini belirten Hülya Çelik, “Sekiz-on yaşlarındayken kuzenlerime hikâyeler kurgulayıp anlatırdım. Hikâyelerimi can kulağıyla dinler, bitince de bir yenisini anlatmam için ısrar ederlerdi. Elime geçen gazeteleri en ince ayrıntısına kadar okurdum. Ortaokula başladığımda 15 şarkı sözü kaleme almıştım. Bir gün ders defterime bir hikâye yazdım ve çok hoşuma gitti. Kendimdeki değişimi fark edince yazmaya devam ettim; bazen şiir, bazen de şarkı sözü ve hikâyeler kaleme aldım” dedi.
Ailesi daktilo kursu ile yazarlı hevesini öğrendi
Yazma eyleminin planlı bir karar olmadığını, içten gelen bir duyguyla şekillendiğini vurgulayan Çelik, süreci “Karar vermek değildi aslında, ruhtan gelen bir duyguydu. Sanki biri kulağıma bir şeyler fısıldıyordu ve ben yazıyordum. İlk başlarda yazdıklarımı ailem bile bilmiyordu. Ta ki okulun karşısındaki daktilo kursuna yazılana kadar. Babamdan izin istediğimde ‘Ne yapacaksın daktilo kursunda?’ diye sordu. Ben de hikâyelerimi yazacağımı söyledim” sözleriyle dile getirdi.
Üretkenliğin sırrı çok okumak ve düşünmek
Eserlerindeki üretkenliği doğuştan gelen bir yetenek ve okuma tutkusuyla açıklayan Hülya Çelik, “Düşünüyorum ve çok okuyorum. Okumayı sevmenin en güzel özelliğim olduğunu düşünüyorum. Şu ana kadar binlerce kitap okumuşumdur” ifadelerini kullandı.
Zaman yetmiyor, arşivde binlerce eser bekliyor
Zamanın kendisine yetmediğini ve onlarca kitap projesinin yayınlanmaya hazır olduğunu belirten yazar, “Öncelikle Mersin için yazdığım şiirleri, tiyatro oyunlarını ve Kızkalesi’ni anlatan mitolojik romanımı okurlarıma sunmak istiyorum. Hedefimde; arşivimde bulunan bin 200 şiir, üç çocuk romanı, dört yetişkin romanı ve beş öykü dosyamı kitaplaştırmak yer alıyor” dedi. Hayallerinin henüz yarısını gerçekleştirebildiğini aktaran Çelik, “Kağıt Gemiler” adlı romanını büyük bir yayınevinden çıkarmak için çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.
Mersin, hikâyelerime açılan sonsuz bir kapı
Yaşamını sürdürdüğü Mersin’in yazın hayatına büyük katkı sağladığını ifade eden Çelik, şehirle olan bağını anlatırken, “Mersin, bir şair ve yazar için yalnızca yaşanan bir şehir değil, yazılan bir şehirdir. Denizi, güneşi, rüzgârı, tarihi ve insanları her gün yeni bir hikâye fısıldar. Bazen Akdeniz’in mavisi bir dizeye, bazen eski bir sokağın sessizliği bir romana dönüşür. Ben Mersin’e baktığımda bir şehirden çok, şiirlerime sızan bir deniz ve hikâyelerime açılan sonsuz bir kapı görüyorum. Mersin, ilhamın denizle buluştuğu ve hikâyelerin hiç tükenmediği bir şehirdir” ifadelerini kullandı.




