Mersin’in tarihi dokusunu yansıtan eski evler, yıllara meydan okumaya çalışırken bakımsızlık nedeniyle her geçen gün biraz daha yıpranıyor. Kentin geçmişine tanıklık eden bu yapılar, ilgisizlik ve onarım eksikliği nedeniyle adeta kaderine terk edilmiş durumda.

Mersin’deki tarihi yapıları açısından mevcut tabloyu değerlendiren Mersin Tarihi Evleri Koruma Derneği Başkanı Mustafa Erim, “Mersin yıllardır kaderine terk edilmiş bir vaziyette, tüm tarihi yapılar bir gecede bir yangınla yok olabilecek kader korumasız ve yalnız. Yerel yönetimler ve Bakanlık Mersin’deki tarihi yapılara kör sağır ve dilsiz durumda. Yerel yönetimler sadece ve sadece göstermelik olarak herhangi bir yıkılmaya karşı tel kafes ile kapatarak üzerine bir de ‘Yıkılma Tehlikesi Vardır’ diye üzerini resmen örtmektedir. Oysa şehrin hafızası bir bir yok olmaktadır” dedi.

Whatsapp Image 2026 09 22 At 14.21.09 (2)

“Bu yapıların geleceğe kazandırılması gerekmektedir”

Sahipsiz veya uzun süredir kullanılmayan tarihi binaları hakkında bilgi vererek, yapıların bakımsız kalmasının nedenlerinden bahseden Erim, “Özel mülkiyetlere ait tarihi yapıların bakımsız kalmasının temel nedeni restorasyon maliyetlerinin yüksek olması, restorasyon prosedürlerinin zorlu olması ve devlet tarafından yeterli katkının bulunmaması. Kültür Bakanlığı’nın yapmış olduğu katkının kamuoyu tarafından bilinirliğinin olmaması ve bu katkının da cüzi bir meblağ olması bu yapıların korunamamasındaki temel nedendir. Tarihi yapıların yerel yönetimler tarafından bu yapılara özel bütçeler ve kaynaklar oluşturmaması bu yapıların hazin sonunu hazırlamakta. Restorasyonu çalışması yapılarak ve işlevlendirilmesi ile bu yapıların geleceğe kazandırılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

Whatsapp Image 2026 09 22 At 14.21.09 (1)

“Mersin’deki tarihi yapılar hala metruk binalar olarak görülmektedir”

Kentte tarihi yapıların korunması konusunda kamuoyunun farkındalığına değinen Erim, “Mersin’de bu farkındalık sadece bir grup gönlü insanların çabası ile oluşturulmaya çalışılırken, yerel yönetimlerce ya da Kültür Bakanlığı’nca sürekli ve Kent Tarihi bilinci oluşturacak etkin bir çalışma yapılmadı. Bu bilinç şuan bile kent gönüllüsü insanların çalışmaları ve çabaları ile gündeme taşınmaktadır. Mersin’deki tarihi yapılar hala metruk binalar olarak görülmektedir” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 09 22 At 14.21.09

“Sadece restorasyon yapmak bu yapıları kurtarmayacaktır”

Yetkililerden tarihi yapılar konusunda taleplerini dile getiren Erim, “İnsanlar geçmişleri ile var olurlar, geçmişin birer canlı temsili olan bu yapılar yapılması gereken işlerin öncelik sırasının başında yer almak zorundadır. Sadece restorasyon yapmak bu yapıları kurtarmayacaktır. Restorasyonu yapılan tüm binalar işlevlendirilmelidir. Bu şehrin çokça müze, kütüphane, kent meydanı vb. benzer yapıya ihtiyacı vardır. Bu şehir deniz ve kıyı turizm, kültür turizmi, inanç turizmi vb. turizmin tüm çeşitliliğini içinde barındırırken bunları kullanılabilir hale getirilmesini istemekteyiz” diye konuştu.

Whatsapp Image 2026 09 22 At 14.21.08 (3)

“3 Ocak İlköğretim Okulu kaderine terk edilmiş durumda”

Mersin’in Akdeniz ilçesi Yeni Mahalle, İstiklal Caddesi üzerinde yer alan ve kamuoyunda “kaderine terk edilmiş” olarak nitelendirilen 3 Ocak İlköğretim Okulu ile ilgili eleştirilerde bulunan Erim, yapının kent belleği açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Erim, “3 Ocak İlköğretim Okulu, şehrin ortasında bir gece çıkan yangına kurban verilerek yok olmaya yüz tutmuş bir kent belleğidir. Doğu yönünden şehre geldiğinizde, yanmış haliyle sizi karşılayan ilk tarihi yapılardan biridir. Şehrin merkezinde, yanmış, yıkılmış ve viran halde duran bu yapı, kentin tarihine ne kadar sahip çıkıldığının da bir göstergesidir” dedi.

Yapının tarihine de değinen Erim, “Oysa 3 Ocak İlköğretim Okulu, 1902 yıllarında Kapusen rahiplerinin lojmanı olarak kullanılmış, Fransız işgalinin ardından 1923 yılında eğitim-öğretim faaliyetlerine başlamış ve 1974 yılında Mersin’in kurtuluş tarihine ithafen ‘3 Ocak’ adını almıştır. Okul, 2011 yılına kadar eğitim faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu tarihi yapının onarımının acilen gerçekleştirilerek kent tarihine yeniden kazandırılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 09 22 At 14.21.08 (1)

“Gelişen ticaret ve nüfus artışıyla beraber konut sayısında da artış oldu”

Sözlerine devam eden Erim, “Mersin’de gelişen ticaret beraberinde konut yapımını getirdi. Kentin farklı etnik ve dini yapıdan oluşan sosyal yapısı mimari yapılarda da etkisini gösterdi. 1000 nüfusluk bir köyden başlayan Mersin’in tarihi serüveni, bugün dört merkez ilçesi ve belediyesiyle birlikte bir milyon nüfusluk bir Büyükşehir’e dayanmıştır. O yıllardan günümüze maalesef ulaşan yapıların sayısı çok sınırlıdır” dedi.

“1000 civarında olan yapılar 150-160’a kadar düştü”

Mersin’in tarihi kimliğinin sembolü olan Mersin Evleri 1970’li yıllara kadar 1000 civarında olduğunu günümüzde ise bu rakam 200’ün altına düştüğüne dikkat çeken Erim, “150 – 160 yıllık tarihi geçmişi olan Mersin kent merkezi, hızlı bir büyüme süreci içinde etnik, kültürel sosyal nüfus hareketleri ile tarihi dokusunu kolayca yok etme noktasına gelmiş durumdadır. Münferit olarak koruma altına alınan tarihi yapılar ile modern yapılaşma isteği arasındaki çatışmaların sonucu kent merkezine yeniden koruma planı gerekmektedir. Sit alanı Mersin kent merkezinin ve hatta tüm kent alanının önemli bir parçası olup tek başına değerlendirilememesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.

Whatsapp Image 2026 09 22 At 14.21.08 (2)

Lojistik üssü Mersin'de taşımacılık sektörünün seçim yarışı
Lojistik üssü Mersin'de taşımacılık sektörünün seçim yarışı
İçeriği Görüntüle

“Koruma planına uyulmamıştır”

Mersin’in ilk koruma planı 1974 yılında Şevki Vanlı tarafından yapıldığını ifade eden Erim, “Ne yazık ki bu koruma planına uyulmamıştır. O yıllarda bu plan dikkate alınsaydı bugün tarihi merkez ‘Arkeolojik alan’ konumuna düşmeyecekti. Arkeolojik alan diyoruz, zira İstiklal Caddesinin kuzeyinde yer alan eski yapıların durumu 5 veya 8 katlı yapıların arasına sıkışmış, adeta bu yapıların arasında kazı yapılarak keşfedilmeyi bekleyen, yıkılsa da otopark yapsak diye hazırda bekleyen gurubun iştahını kabartmaktadır” diyerek sözlerine sözlerini tamamladı.

Muhabir: Emrah Birlik