Mersin’de Mayer limonu hasadıyla birlikte üreticinin yaşadığı ekonomik sıkıntılar yeniden gündeme geldi. Bir yıl boyunca mazot, gübre, ilaç, sulama, işçilik ve bakım gibi birçok gideri karşılayarak üretim yapan çiftçiler, hasat döneminde ürünlerini düşük fiyatlardan satmak zorunda kalıyor. Tarlada kilogramı 1 ila 3 lira arasında alıcı bulan limonun market ve manav tezgahlarında 45-50 liraya kadar yükselmesi ise üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkını tartışmaya açıyor.
Limon üreticisi Selçuk Şahin, üreticinin yaşadığı mağduriyete dikkat çekerek, bazı çiftçilerin ürünlerini satacak alıcı dahi bulamadığını ifade etti.
Mayer limonunu tarlada 1 ila 3 lira arasında satmak zorunda kaldıklarını belirten üretici Selçuk Şahin, “Mayer limonu tarlada 1 ile 3 lira arasında satıyoruz. Hatta bazı üreticiler ürününü satacak alıcı bile bulamıyor. Buna karşılık aynı limon market ve manav reyonlarında 45-50 lira bandında tüketiciye sunuluyor. Peki bu aradaki fark nereye gidiyor? Üretici bu işten ne kazanıyor? Kazanan gerçekten üretici mi, yoksa aracıların kazancı mı daha fazla? Bu soruların cevabını artık biz de merak ediyoruz” dedi.
“Bir yılın emeğinin karşılığını alamıyoruz”
Sorunun yalnızca limonda yaşanmadığını, birçok tarım ürününde benzer tablonun ortaya çıktığını dile getiren Şahin, üreticinin artan girdi maliyetleri altında ezildiğini belirtti.
Üreticinin bir yıl boyunca ürün için emek ve para harcadığını kaydeden Şahin, “Bu sorun sadece limonda değil, bence birçok tarım ürününde yaşanıyor. Üretici bir yıl boyunca emeğini, zamanını ve parasını bu ürün için harcıyor. Mazot, gübre, ilaç, sulama, işçilik ve bakım gibi sayısız giderin altına giriyor. Üstelik her geçen gün artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin yükü daha da ağırlaşıyor. Bütün bu emek ve masrafın sonunda ürününü maliyetinin altında fiyatlara satmak zorunda kalıyoruz” diye konuştu.
“Üretimden soğuduk açıkçası”
Bir yıllık emeğin karşılığını alamamanın çiftçiyi hem maddi hem de manevi açıdan yıprattığını vurgulayan Şahin, üreticinin tarımdan uzaklaşma noktasına geldiğini belirterek, “Bir yıl boyunca verilen emeğin karşılığını alamamak, üreticiyi hem maddi hem de manevi olarak yıpratıyor. Çiftçi artık üretmekten, toprağına emek vermekten soğuyor. Biz de soğuduk açıkçası. Çünkü bu şartlarda üretime devam etmek her geçen yıl daha da zorlaşıyor. Biz kazanacağız ki ürünün devamı gelsin” ifadelerini kullandı.
“Üretici ve tüketiciyi koruyan sistem kurulmalı”
Üreticinin emeğinin korunması ve tüketicinin de ürüne daha uygun fiyatla ulaşabilmesi için yeni bir piyasa düzenine ihtiyaç olduğunu belirten Şahin, tarladan sofraya uzanan fiyat farkının nedenlerinin araştırılması gerektiğini ifade ederek, “Burada hem üreticinin emeğini koruyacak hem de tüketicinin daha uygun fiyata ürün almasını sağlayacak bir sistem kurulması gerekiyor. Tarladan sofraya uzanan bu fiyat farkının nedenleri araştırılmalı, üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği adil bir piyasa oluşturulmalı. Çünkü toprağı işleyen, üreten ve risk alan çiftçinin kazanamadığı bir düzende tarımın geleceği de tehlikeye giriyor” dedi.


