Okçuluğun insanlık tarihinin en eski faaliyetlerinden biri olduğunu belirten Küçük, ilk dönemlerde avlanma ve savaş amacıyla kullanılan ok ve yayın zamanla spor dalına dönüştüğünü söyledi. Ateşli silahların icadıyla birlikte savaş alanındaki önemini kaybetmesine rağmen okçuluğun günümüzde spor olarak yapılmaya devam ettiğini ifade etti. Geleneksel okçuluğun, tarih boyunca savaş ve avlanma amacıyla kullanılan tekniklerin günümüzde spor olarak uygulanması olduğunu belirten Küçük, olimpik okçuluk ile arasında önemli farklar bulunduğunu söyledi. Kullanılan yay ve ok gibi ekipmanların, atış tekniklerinin, hedeflerin ve puanlama sisteminin iki branşta farklı olduğunu belirten Küçük, Türkiye’de olimpik okçuluğun uzun yıllardır yapılmasına rağmen geleneksel okçuluğun özellikle 2010 yılından sonra yeniden yaygınlaşmaya başladığını dile getirdi. Küçük, 2019 yılında federasyonun kurulmasıyla geleneksel okçuluğun ayrı bir branş olarak resmiyet kazandığını kaydetti.

Whatsapp Image 2026 03 02 At 12.55.22

Geleneksel Okçuluk ve Atlı Okçuluk Spor Kulübü Başkanı Hasan Küçük “Türkler de okçuluk hunlardan , Göktürklerden bu yana daha doğrusu Türk tarihinin her döneminde önemli bir yer tutmakta olup Osmanlı döneminde en iyi dönemlerini yaşamıştır. Özellikle günümüzde bile dünyada en iyi yay olarak kabul gören lale modeli Osmanlı yayının geliştirilmesi ile zirveye ulaşmıştır. Fakat ateşli silahların icadından sonra eski önemini yitirmiştir. Osmanlılarda okçuluk sadece savaşlarda kullanılan bir silah olarak değil bir spor branşı olarak da önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle menzil atışı denen uzak mesafeye ok atma yarışmalarında bugün bile kırılamayan rekorlar Osmanlı döneminde elde edilmiştir. Örneğin Tozkoparan İskender’in 846,5 metrelik derecesi, Bursalı Şüca’nın 839 metrelik derecesi gibi” ifadelerine yer verdi.

“Okçuluk sadece spor değil bir disiplindir"

Küçük “Her erkek çocuğunun küçüklüğünde bir adet çubuğu bükerek iki ucuna lastik bağlayarak yaptığı yay ve oklarla başlasak da bu işe başta rahmetli Cüneyt Arkın’ın filmlerini izleyerek büyüdüğümüz için içimizde bir yer etmiştir, okçuluk. Daha sonra 2015 yılında Mezitli Belediyesinin bünyesinde açılan Ergün Eren hocamız ile kurslara başladık. İlk defa ok ve yayı elime aldığımda başta heyecan olmak üzere çok farklı duygular hissettim. Belediyenin kursu kapatıldıktan sonra bir süre bireysel olarak çalıştık ve 2015 yılı sonlarında resmi olarak Mersin Alasıgun (Alageyik) Geleneksel Okçuluk Ve Atlı Okçuluk Spor Kulübü adıyla , Mersin il sınırları içerisindeki ilk kulüp olarak faaliyete başladık ve 11 yıldır her türlü zorluğa rağmen devam etmekteyiz" dedi.

Mersin’de Ramazan şenlikleri programları devam ediyor
Mersin’de Ramazan şenlikleri programları devam ediyor
İçeriği Görüntüle

Okçuluk eğitimine ilgi artıyor

Okçuluk eğitimine federasyon kurallarına göre 7 yaşından itibaren başlanabildiğini belirten Küçük “Okçuluk eğitimi başlangıçta zor olmasına karşın zamanla zevkli ve keyifli bir hale dönüşmektedir. Ama dikkat edilmesi gereken hatta tehlikeli diyebileceğimiz bir spordur çünkü kullanılan ok ve yay her ne kadar spor aleti gibi görünse de gerçek anlamıyla bir silahtır. Bu yüzden gerek antrenmanlarda gerekse yarışmalarda güvenlik tedbirlerine dikkat edilmelidir" diyerek bu branşın sabır, dikkat ve disiplin gerektirdiğini de ayrıca belirtti.

Mersin’de son yıllarda geleneksel okçuluğa ilgi artarken, kentteki kulüp sayısı da yükseldi. İlk yıllarda Mersin ve Tarsus’ta yalnızca iki kulüp bulunurken, bugün bazıları tam faal olmasa da kent genelinde 13 kulüp faaliyet gösteriyor. Geleneksel okçuluk antrenmanlarında alan bulmanın Türkiye genelinde önemli bir sorun olduğunu belirten Küçük, Mersin’de bu sorunun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün desteğiyle büyük ölçüde çözüldüğünü, ancak malzeme desteğinin yeterli olmadığını ifade etti. Küçük ayrıca, geleneksel okçuluğun özellikle çocuklarda dikkat ve odaklanmayı geliştirdiğini belirterek, bu sporun aynı zamanda tarihe ve rakibe saygıyı öğreten önemli bir kültürel miras olduğunu vurguladı.

Kaynak: Gamze Demir