Her iki isim de, santralin Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirme hedefinin yanı sıra ekonomik öngörülebilirlik, bölgesel kalkınma, istihdam ve nitelikli insan kaynağı açısından stratejik önem taşıdığını belirtti. MÜSİAD Ankara Başkanı Yülek, “Akkuyu NGS’nin getireceği en büyük kazanım enerji maliyetlerindeki düşüş olacak” dedi.MÜSİAD Ankara Başkanı Fatih Bilal Yülek, “Açıkçası biz iş dünyası olarak öngörülebilirliğe ve istikrara bakıyoruz. Bir üretici için en büyük risk, girdi maliyetinin bir yıl sonra ne olacağını bilememektir. Doğalgaz fiyatı bir anda katlanabiliyor, ithalat faturası dövizle geliyor, işletmeler plan yapamıyor. Akkuyu NGS projesi gibi bir yatırım, en az altmış yıllık işletme ömrüyle, neredeyse bir asır için ‘elektrik burada, şu seviyede üretilecek’ diyebilmek anlamına geliyor. Bu, sadece enerji sektörü için değil, bizim üyelerimiz için de sanayici için de büyük bir rahatlık getiriyor” diye konuştu.

''Nükleer alanda yeni bir sektör oluşuyor''

Akkuyu NGS’nin uzun vadeli ekonomik kazanımlarını değerlendiren Yülek, enerji maliyetlerindeki düşüş ve öngörülebilirliğin sanayicinin yatırım kararlarından Türkiye’nin ihracattaki rekabet gücüne kadar geniş bir alanda etkili olacağını belirterek şöyle devam etti: “Bence Akkuyu NGS ile elde edilecek en büyük kazanım, enerji maliyetlerinde yaşanacak düşüş olacaktır. Sanayicinin önünü görebilmesi de çok önemli. Maliyet öngörülebilir olunca yatırım kararı almak kolaylaşıyor, ihracatta rekabet gücümüz artıyor. Bu da dolaylı olarak istihdama, ihracata, cari açığa yansıyor. Aynı zamanda Türkiye’de artık nükleer alanda yeni bir sektör oluşuyor ve yeni tedarikçi firmalar ortaya çıkıyor. Avrupa’da nükleer enerjinin yeşil enerji kategorisine alınmış olması, yapay zekâ yatırımları sebebiyle enerjiye olan ihtiyacın artması, nükleeri en önemli enerji kaynaklarının başına koyuyor.”‘

''Mersin’de Akkuyu NGS ekonomiyi ve istihdamı canlandırdı''

Akkuyu NGS’nin etkilerinin enerji üretimiyle sınırlı kalmadığını belirten Yülek, projenin Mersin’de, özellikle Gülnar, Silifke ve Aydıncık çevresinde oluşturduğu ekonomik hareketliliğe dikkat çekti. Santralin inşası sayesinde başta Mersin bölgesi olmak üzere geniş bir çevrede ekonomik kazanımlar elde edildiğini belirten Yülek, “İnşaat başladığı günden bu yana Mersin’de, özellikle Gülnar, Silifke ve Aydıncık tarafında ciddi bir hareketlilik var. Binlerce kişi doğrudan istihdam edildi, yerel esnaf canlandı, konaklama sektörü büyüdü. Konvansiyonel inşaat malzemesi seviyesinde de çok geniş imkanlar sunuldu” dedi.Yülek, Türkiye’nin nükleer teknolojilere yönelik yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi gereken alanlara da işaret ederek, “Bir nükleer reaktöre uygun teknik ürün tedarik etmek için çok zor standartları sağlamak gerekiyor. Bu çerçeveden bakıldığında teknolojik ürün tedariği konusunda pek fazla girdi sağlayamadığımızı düşünüyorum. Ar-Ge maliyetleri, yeni yatırımlar gerektiriyor. Umarım ileride bu konuda daha iyi işler yapabiliriz” diye konuştu.

Egemenlik meselesi

TESPAM Başkanı Oğuzhan Akyener de nükleer enerjinin yalnızca maliyetler üzerinden değil, enerji bağımsızlığı ve ülkelerin stratejik hareket alanı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Akyener, “Burada asıl mesele, sadece bir maliyet meselesi değil, bir egemenlik meselesi. Küresel enerji piyasalarındaki her dalgalanma, dışa bağımlı ülkeleri önce faturada, sonra tedarikte, en nihayetinde de siyasi manevra alanında vuruyor. İşte tam da bu noktada Akkuyu’nun anlamı ortaya çıkıyor: Santral hem arz güvenliği sağlıyor hem de kaynak çeşitlendirmesi yapıyor. Kömürden doğalgaza, yenilenebilir enerjiden nükleere kadar dengeli bir sepet kuruyoruz” ifadelerini kullandı.Akyener şöyle devam etti: “Santral aynı zamanda uzun vadede, öngörülebilir maliyetle üretim yapabilme imkanı veriyor. Biz TESPAM olarak bunu yıllardır şunu savunuyoruz; enerji bağımsızlığı olmadan gerçek anlamda ekonomik bağımsızlıktan söz edilemez. Diğer taraftan nükleer santraller elektrik grid sistemindeki asıl arz kısmı olan baz yük dengesini sağlar. Diğer teknolojilerle bunu sağlamanız çok maliyetli. Sonuç olarak nükleer başlangıç yatırımı yüksek olsa da uzun vadede ucuz enerji sağlayan güvenli bir teknolojidir.”Akyener, Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2025 yılında yayımladığı ‘The Path to a New Era for Nuclear Energy’ raporunu da hatırlatarak, dünyada işletmede olan nükleer reaktörlerin yüzde 70’inden fazlasının gelişmiş ekonomilere sahip ülkelerde bulunduğuna dikkat çekti.

preview image

Mersin’de Akkuyu NGS ile nükleer alanda insan kaynağı güçleniyor

Akyener, Akkuyu NGS gibi büyük ölçekli enerji yatırımlarının en önemli kazanımlarından birinin de Türkiye’de oluşturacağı beşeri sermaye ve teknolojik birikim olduğuna dikkat çekti.Bunun en az fiziki üretim kapasitesi kadar önemli olduğunu belirten TESPAM Başkanı, Santralin işletme ömrü boyunca, yani önümüzdeki 60 yıl boyunca, Akkuyu NGS’de istihdam edilen mühendisten teknisyene geniş kadronun nükleer alanda uzmanlaşacağını ve bu bilgi birikimini zamanla başka projelere de taşıyacağını belirtti.Akyener, “Dolayısıyla Akkuyu’yu yalnızca bir enerji tesisi olarak değil, uzun vadeli bir insan kaynağı ve teknoloji transferi projesi olarak da okumak gerekiyor. Nitekim Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında imzalanan hükümetler arası anlaşma kapsamında, Akkuyu NGS’de görev yapacak personelin yetiştirilmesine yönelik eğitim programı 2011 yılından bu yana uygulanıyor ve programı başarıyla tamamlayan öğrencilerin mezuniyetlerinin ardından Akkuyu Nükleer A.Ş.’de istihdam edilmeleri garanti altına alınıyor. Bugüne kadar 300’den fazla Türk genci Rusya’da nükleer enerji ve ilgili uzmanlık alanlarındaki eğitimlerini başarıyla tamamladı; önümüzdeki yıllarda daha fazla öğrencinin mezun olması bekleniyor. Aktif Rus nükleer santrallerinde gerçekleştirilen işletme stajlarını da içeren oldukça kapsamlı ve disiplinli eğitim süreçlerinden geçen bu genç uzmanlar, edindikleri teorik bilgiyi Akkuyu NGS gibi büyük ölçekli bir projede doğrudan uygulama imkânı buluyor. Bu mühendislerin zaman içinde kazanacağı işletme tecrübesi ve teknik birikim, yalnızca Akkuyu NGS için değil, Türkiye’nin gelecekte hayata geçireceği diğer nükleer enerji projeleri açısından da önemli bir insan kaynağı oluşturacaktır” ifadelerini kullandı.

TCMB Başkanı Erzurum'da
TCMB Başkanı Erzurum'da
İçeriği Görüntüle

Türkiye’ye 100 yılda 10 santral daha gerekiyor

Akkuyu NGS’nin Türkiye’nin uzun vadeli enerji politikalarındaki konumuna dikkat çeken Akyener, nükleer enerjinin önümüzdeki dönemde ülkenin enerji güvenliğinde kilit bir rol oynayacağını ifade ederek şunları söyledi:“Akkuyu’yu tek başına bir santral olarak değil, Türkiye’nin enerji güvenliği mimarisinin taşıyıcı kolonlarından biri olarak görmek lazım. Kaynak çeşitlendirmesi, cari açığın hafifletilmesi, bölgesel kalkınma ve teknoloji birikimi – bütün bunlar bir arada düşünüldüğünde, bu projenin kıymeti çok daha net ortaya çıkıyor. Bunlara ek olarak TESPAM bünyesinde yaptığımız projeksiyonlar önümüzdeki 100 yılda 10 tane daha Akkuyu NGS gibi nükleer santral kurma gereğini ortaya koyuyor. Bu da nükleerin Türkiye’nin enerji güvenliğinde kilit rol oynayacağını gösteriyor. Yani Akkuyu uzun vadede Türkiye’nin enerji bağımsızlığının kapısını aralıyor.”

Kaynak: Haber Merkezi