Anadolu’nun güney ucunda, Akdeniz’in dalgalarıyla kucaklaşan Mamure Kalesi, sadece ihtişamlı surlarıyla değil, kalbinde taşıdığı 700 yıllık manevi mirasla zamana meydan okuyor. Karamanoğulları döneminden günümüze kadar kesintisiz olarak ibadete açık kalan tarihi cami, fethin sönmeyen meşalesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.

Tarihin çok katmanlı aynası

Roma döneminde temelleri atılan; Bizans, Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı medeniyetlerinin izlerini tek bir gövdede buluşturan Mamure Kalesi, Anadolu’nun stratejik ve arkeolojik hafızasını temsil ediyor. Yaklaşık 23 bin 500 metrekarelik devasa bir alana yayılan, 39 kulesi ve derin savunma hendekleriyle korunan bu görkemli yapı, 2012 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor. Ancak kaleyi benzerlerinden ayıran en temel özellik, surlarının içinde yaşayan yedi asırlık ibadet geleneği.

Yedi asırlık kesintisiz gelenek

Mamure Kalesi’ndeki cami, yaklaşık 700 yıldır kapılarını kapatmadan secdeye ev sahipliği yapıyor. Günümüzde de Cuma, öğle ve ikindi vakitlerinin yanı sıra Ramazan ayında teravih ve bayram namazlarında cemaatiyle buluşuyor. Özellikle Cuma günleri çevre mahallelerden gelen vatandaşlar ve kaleyi gezen turistlerin katılımıyla cemaat avluya kadar taşıyor.

Yaşayan bir açık hava müzesi

Bütünlüğünü büyük ölçüde muhafaza eden ender kalelerden biri olan Mamure, içindeki camiyle birlikte "donmuş bir yapı" olmaktan çıkıp yaşayan bir mekâna dönüşüyor. Akdeniz’in kıyısında yükselen bu kadim eser, tarih meraklıları ile manevi atmosfer arayanları aynı avluda buluşturarak geçmiş ile gelecek arasındaki bağı diri tutmaya devam ediyor.

Turiste sahih dini bilgi, ziyaretçiye kültürel rehberlik

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı koruması altındaki bu miras, inanç turizmi açısından da kritik bir rol üstleniyor. Müftü Fidan, cami avlusunda Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarının farklı dillerde ziyaretçilere sunulduğunu belirterek, "Amacımız, yerli ve yabancı konuklarımıza sadece tarihi bir mekân gezdirmek değil, aynı zamanda onlara doğru ve sahih dini bilgiyi de ulaştırmaktır" dedi.

Doğanın tahribatı ve belleğin izleri MTSO’ da buluştu
Doğanın tahribatı ve belleğin izleri MTSO’ da buluştu
İçeriği Görüntüle

Kalenin kalbi: Camiler hayatın merkezidir

Yüzyılın başlarında Karamanoğlu Mahmut Bey tarafından inşa ettirilen cami, Türk-İslam kimliğinin bölgedeki en somut mührü kabul ediliyor. Kaleyi ziyaret ederek incelemelerde bulunan Anamur İlçe Müftüsü Mehmet Fidan, ecdadın mimari zekasına ve vizyonuna dikkat çekti. Caminin kalenin tam merkezine konumlandırılmasının bilinçli bir tercih olduğunu vurgulayan Fidan, "Ecdadımız camiyi merkeze yerleştirerek bizlere net bir mesaj vermiştir: Camiler hayatın dışında değil, tam merkezinde olmalıdır. Bu yapı sadece askeri bir savunma noktası değil; can, mal, akıl, nesil ve din emniyetini koruma anlayışını yansıtan manevi bir karargahtır" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi