1-7 Nisan Kanser haftası kapsamında Mersin Üniversitesi Radyosu’na konuk olan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Ali Oğul ve Hematoloji Uzmanı Mahmut Bakır Koyuncu, modern çağın en büyük sağlık sorunlarından biri olan kansere karşı toplumu bilinçlendirecek önemli bilgiler paylaştı.

Kanserin kontrol altına alınamayan hücre bölünmesidir diyerek kanserin tanımını yapan Oğul, ”Kanser hücresinde bu ölüm mekanizması olmadığı için aşırı çoğalmayla karakterize bir yapı haline geliyor ve daha sonra kanser hücresi de hayatta kalmak için vücudun diğer imkanlarını kullanarak vücudumuza zarar veriyor. İnsanoğlu yaşadıkça bu hücre ölüm mekanizmaları, kanser hücrenin ölüm mekanizmaları da bozuntuya uğruyor ve kanserin görülme oranı artıyor. Bunun yanında hem gelişen teknoloji hem de daha fazla çevresel etkenlere maruz kalmakla kanser görülme oranını arttırıyor. Şu an eskiye oranla geliş teknoloji çok daha rahat tanık konulabilen bir hastalık. Artık e eskiden hastalar veya insanlarımız veremden, tüberkülozdan ve enfeksiyondan kaybedilirken artık koroner artar hastalığı ve ikinci sırada kanserden kaybedilmeye başladı” dedi.

Hastalığın türüne göre semptomların değişebileceğini belirterek, özellikle şu şikayetlerin üzerinde durulması gerektiğini hatırlattı:

Nedensiz kilo kaybı ve uzun süren halsizlik.

Vücutta ele gelen sıra dışı kitleler.

Gece terlemeleri (Özellikle lenf kanseri için kritik bir işaret).

Bağırsak alışkanlıklarında kalıcı değişiklikler ve açıklanamayan kanamalar.

Kritik Uyarı: Uzmanlar, belirtiler ortaya çıkmadan önce yapılan tarama testlerinin en etkili korunma yöntemi olduğunu vurguladı.

Erken teşhis hayat kurtarır

Erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten Oğul,” KETEM aracılığıyla meme, rahim ağzı ve kolon kanseri taramaları yapılmaktadır. Örneğin kolon kanseri erken evrede yakalandığında, yani henüz bağırsakla sınırlıyken 5 yıllık yaşam oranı yüzde 90 civarındayken, lenf nodlarına yayılmışsa bu oran yüzde 60’a, başka organlara yayılmışsa yüzde 17’lere kadar düşmektedir.

Bu nedenle vücuttaki değişiklikleri ciddiye almak, düzenli kontrolleri aksatmamak ve yaşa uygun tarama programlarına katılmak çok önemlidir. Günümüzde birçok ülkede kolon kanseri tarama yaşı elliden kırk beşe çekilmiştir ve benzer uygulamaların yaygınlaşması beklenmektedir. Hiçbir şikayet olmasa bile belirli yaşlardan sonra tarama programlarına katılmak gerekir. Örneğin 45-50 yaş civarında kolonoskopi önerilmektedir. Şikayet olmasa bile yapılan bu kontroller sayesinde erken evrede knser tespit edilip tedavi edilebilmektedir. Erken evrede yakalanan kanserler çoğu zaman daha basit yöntemlerle tedavi edilebilirken, ileri evrelerde kemoterapi ve radyoterapi gibi daha ağır tedaviler gerekebilir. Bu yüzden tarama programlarına katılmak büyük önem taşır. Hematolojik kanserler açısından da düzenli kontroller önemlidir. Senede bir kez yapılan tam kan sayımı, bazı hastalıkların erken dönemde tespit edilmesini sağlayabilir. Özellikle kronik lösemiler ve kemik iliği hastalıkları uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Ancak kan tahlillerinde ortaya çıkan küçük değişiklikler bile erken tanı için ipucu olabilir. Yorgunluk, sık enfeksiyon geçirme, morarma, kilo kaybı gibi belirtiler varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Ancak hiçbir şikayet olmasa bile yılda bir kez kan tahlili yaptırmak önerilmektedir. Sonuç olarak, kanser korkulan bir hastalık olsa da artık çaresiz değildir. Özellikle erken tanı ile birlikte tedavi başarısı önemli ölçüde artmaktadır” dedi.

Emirler yolunda ortaya çıkan göçük korkutuyor
Emirler yolunda ortaya çıkan göçük korkutuyor
İçeriği Görüntüle

Tedavide yeni dönem: akıllı ilaçlar ve immünoterapi

Kanser tedavisinin artık sadece kemoterapiden ibaret olmadığını belirten Dr. Oğul ve Dr. Koyuncu, tıp dünyasındaki gelişmeleri şöyle özetledi:

İmmünoterapi: Bağışıklık sistemini kanserle savaşması için eğitmek.

Akıllı İlaçlar: Sadece kanserli hücreyi hedef alan hücresel tedaviler (CAR-T).

Kişiye Özel Tedavi: Hastanın genetik yapısına uygun yöntemler.

Kanserin üçte biri önlenebilir

Yaşam tarzında yapılacak basit ama etkili değişikliklerle kanser riskini minimize etmenin mümkün olduğunu belirterek, “Sigara ve alkolü hayatınızdan çıkarın, lifli gıdalar tüketin ve ideal kilonuzu koruyun, düzenli egzersiz yapmayı ihmal etmeyin, HPV gibi koruyucu aşıları mutlaka yaptırın” diyerek tavsiyelerde bulundular.

Toplumda yerleşmiş olan "Bıçak değerse kanser yayılır" veya "Kanser bulaşıcıdır" gibi inanışların hiçbir bilimsel temeli olmadığını belirten uzmanlar, bilgi kirliliğinden kaçınılması ve sürecin mutlaka uzman bir hekimle yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kaynak: Hülya Uygur