Küresel iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri Akdeniz Havzası'nda her geçen gün daha şiddetli hissedilirken, Mersin'de artan sıcaklıklar ve kuraklık ekosistemi tehdit ediyor. Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şube Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Sinan Can, iklim krizinin kente olan yansımalarını ve orman yangınları riskini değerlendirdi.

Akdeniz Havzası ve Mersin'in karşı karşıya olduğu riskler

Akdeniz Havzası'nın küresel iklim değişikliğinden en fazla etkilenen bölgeler arasında yer aldığını belirten Dr. Sinan Can, Mersin'in bu tablodan aldığı payla ilgili şunları söyledi,
"Mersin de bu havzanın önemli kentlerinden biri olarak uzun süren sıcak hava dalgaları, azalan yağış miktarı, düşük nem ve kuvvetli rüzgârların etkisini her geçen yıl daha fazla hissetmektedir. Yüksek sıcaklıklar bitki örtüsünün nemini azaltmakta, orman tabanındaki kuru organik madde miktarını artırmakta ve en küçük kıvılcımın dahi kısa sürede büyük bir yangına dönüşmesine neden olmaktadır."
Dr. Can, bölgedeki geniş kızılçam ormanlarının reçineli yapıları nedeniyle kolay tutuşabildiğine dikkat çekerek, "Toros Dağları'nın topoğrafik yapısı ve kıyı kesimlerinde görülen kuvvetli rüzgârlar yangının çok hızlı yayılmasına neden olabilmektedir" dedi. Ayrıca bilimsel iklim projeksiyonlarının, önlem alınmadığı takdirde yüksek riskli yangın günlerinin artacağını gösterdiğini ifade etti.

Tarsus yolunda tehlikeli yolculuk
Tarsus yolunda tehlikeli yolculuk
İçeriği Görüntüle

O ilçeler risk altında

Mersin genelinde orman yangınları açısından en yüksek risk taşıyan bölgeleri sıralayan Dr. Can, özellikle orman ve yerleşim yerlerinin iç içe geçtiği alanlara işaret ederek,
"Mersin'in özellikle Silifke, Aydıncık, Bozyazı, Anamur, Erdemli, Gülnar, Mut, Çamlıyayla ve Toroslar ilçelerinde bulunan yoğun orman alanları yangın açısından yüksek risk taşımaktadır. Yaz aylarında sıcaklığın 40 dereceyi aşması, düşük bağıl nem ve kuvvetli rüzgârlar bu bölgelerde yangının kısa sürede geniş alanlara yayılmasına neden olabilmektedir" dedi. Yazlık siteler, kırsal mahalleler, tarım alanları ve turizm tesislerinin orman sınırına yakın olmasının can ve mal kaybı riskini artırdığını belirten Dr. Can, "Asıl başarı yangın çıkmadan önce riskleri azaltabilmektir" uyarısında bulundu.

"Orman yangınları artık yalnızca bir ormancılık konusu değildir"

Mücadelenin sadece söndürme faaliyetleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Dr. Can, kurumların ve vatandaşların atması gereken adımları şu değerlendirmeyle aktardı,
"Artık orman yangınları yalnızca ormancılık konusu değildir; çevre, iklim, tarım, su yönetimi, halk sağlığı ve afet yönetimini birlikte ele almamız gereken çok boyutlu bir krizdir. Mersin'in doğal varlıklarını koruyabilmek için bilimsel veriler ışığında hareket etmek, kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmek ve toplumun tüm kesimlerinde çevre bilincini artırmak zorundayız" ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Muhabir: Emek Ezgi Kıdış