Ziyaretini gün ortasında dolu olan köy kahvesinden aktaran Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, “Mersin ilimizin Akdeniz ilçesi Demirhisar Köyü’nde, köy kahvesindeyiz. Kahve maalesef dolu; köylülerimiz, çiftçilerimiz burada oyun oynayarak vakit geçiriyor çünkü tarım ve üretim cazibesini tamamen kaybetmiş durumda. Son beş yıldır Türkiye gıda enflasyonunda dünya üçüncüsü. Pazarlarda bir kilo meyve 100 liradan başlıyor. Domatesin fiyatı sadece sezon sonunda, salçalık olunca düşüyor; sezonunda sofralık domates 40-50 liradan alınamıyor. Emekli, asgari ücretli, işçi pazarda ürün alamayınca insanlar doğal olarak üreticinin kazandığını düşünüyor. Ama Türkiye son yıllarda o kadar çarpık bir ekonomik sisteme girdi ki üretici de kazanamıyor, son tüketici de çok pahalıya mal almak zorunda kalıyor. Peki kim kazanıyor?” ifadelerini kullandı.
Tarla dededen, güneş Allah’tan; çiftçi geri kalan her şeye para ödüyor
Üretim maliyetlerini tek tek sıralayan Ekmen, “Tarla dededen, güneş Allah’tan; ama geri kalan her şeye çiftçi para ödemek zorunda kalıyor. Tohumuna para ödüyor, fidesine para ödüyor, sulama için sulama birliğine pahalı bir ücretle ve peşin para ödüyor. Gübre alabilirse, gübrenin torbasına 5 yıl öncesine göre neredeyse 20 kat para ödüyor. Neticede eline geçen ürünü, örneğin ihracat malı sayılan Splendor eriğini 20 liraya satabiliyor; şeftalinin en kıymetlisini, yani meyve suyuna değil sofraya gidecek olanı 18-25 lira aralığında satmak zorunda kalıyor. Şu anda narenciye için 8-10 lira fiyattan bahsediliyor ki bu bir yıkım olur. 8-10 liralık pazar fiyatı olan narenciyenin kilo başına toplama bedeli 5-6 lira. Geçen yıl şeftali, meyve suyu fabrikalarına 5 liraya satılmıştı; bu yıl 10 liraya satılıyor ve bu neredeyse sadece toplama bedeline karşılık geliyor” ifadelerini kullandı.

Köy, 50 yaş üstü vatandaşlarımızın emeğine kaldı
Kırsalda yaşanan nüfus kaybına işaret eden Ekmen, “Bütün bu tabloda gençler çiftçiliği bırakıyor, orta yaş köyü terk ediyor. Köy adeta 50 yaş üstü vatandaşlarımızın emeğine kalıyor. Bir şekilde hasat aşamasına getirdikleri meyveyi toplamak için de karşımıza işçilik maliyetleri çıkıyor. Tarlalar kiraya verilse veya köylü ekip biçmek yerine gidip asgari ücretle çalışsa, belki yıllık kazancı bu ata topraklarına sahip çıkmaktan daha fazla bir hale gelecek. Zaten o yüzden de çiftçi sayısı azalıyor. Sohbet ettiğim köylülerden Sami, ‘Bahçeleri sökmek zorundayız, niye? Para etmiyor, cebimizden para harcıyoruz. Hem çalış hem cebinden para harca diye dünyada bir düzen yok. Son 5-6 yıldır herkes sağa sola ne yapabiliriz, ne edebiliriz diye arayış içerisinde. Birisi bir şey ekti, biraz para etti mi hepimiz oraya hücum ediyoruz; bu sefer o da para etmez oluyor. Planlamayla ilgili devletten şimdiye kadar biri gelmedi, bize bir şey demedi. Devlet yıllardır buraya bir adam gönderip de ‘Arkadaşlar, şu ürünü ekin, buranın doğa şartları ona daha müsait; şu ürünü ekmeyin, para kazanamazsınız’ diyecek bir akıl vermedi.’ diyor” şeklinde konuştu.

Bu tablo sadece Demirhisar’ı değil, tüm Türkiye’yi anlatıyor
Ekmen, köy kahvesinde hem çiftçilik yapan hem de bilgisayar mühendisliği bölümü öğrencisi Hasan Hüseyin’i de dinledi. Hasan Hüseyin, “Bugün bu tablo sadece Demirhisar köyünü değil, tüm Türkiye’yi anlatıyor. Bizim buradaki çiftçiyle Çorum’daki ya da Güneydoğu’daki çiftçinin pek bir farkı olduğunu düşünmüyorum. Teşvik yok, planlama yok, hiçbir şey yok. Biz tarım ülkesi değil miyiz? Toprağımızın her karışına bir şey eksen bir şey çıkar; ama üretim sıfır, planlama sıfır” ifadelerini kullandı. Ekmen’in maliyet sorularına somut rakamlarla yanıt veren Hasan Hüseyin, bu yıl beş dönüm patlıcan ektiklerini belirterek girdi maliyetinin 400 bin liradan başlayıp 600 bin liraya kadar çıktığını, komisyoncunun ise hasılatın yüzde 20’sini aldığını anlattı. Tarlada kendisinin, annesinin, babasının ve iki teyzesinin ücretsiz çalıştığını belirten Hasan Hüseyin, elde edilecek gelirin bu dört kişinin asgari ücretini karşılayıp karşılamadığı sorusuna, “Vermez, o kadarını kesinlikle vermez” yanıtını verdi.





