Mersin kamuoyunun gündemine son bir yıldır yoğun şekilde girmiş olmasına karşın yaklaşık 5 yıldır denizdeki atık kirliliğiyle aralıksız mücadele verdiklerini belirten Mersin Doğa ve Çevre Derneği Başkanı Sabahat Arslan, kentin karşı karşıya olduğu çevre felaketini çarpıcı verilerle gözler önüne serdi.

"İnsanlar duman içinde, kanser vakaları arttı"

Geri dönüşüm tesislerinin kentsel alanlarda ve mahalle aralarında yarattığı tahribata dikkat çeken Sabahat Arslan, bölge halkının fiziken dayanılmaz boyutlara ulaşan rahatsızlıklar yaşadığını vurgulayarak, “Mersin'de 5 senedir mücadelemiz devam ediyor. Bizim geri dönüşüm tesislerimizin büyük bir çoğunluğu Yalınayak Mahallesi'nde ve Şeyh Sümer Mahallesi'nde yer alıyor ve çalışmaları sürdürüyor. Orada yaşayan yurttaşlarımızın büyük bir kısmı çok rahatsız; fiziken artık çok ciddi sağlık sorunları yaşıyorlar. İnsanlar yoğun dumanın içerisinde yaşamak zorunda kalıyor. Mahalle yetkilileri de bölgede kanser vakalarının çok ciddi oranda arttığını söylüyor. Hatta kansere yakalanan bir mahalle sakini arkadaşımız, iki günde bir bu tesislerin çalışma şeklini, çevreye ve mahalleye verdiği zararları anlatan videolar çekip bize gönderiyor, biz de bunları sosyal medyada paylaşıyoruz” dedi.

"İthal plastiklerin sadece yüzde 7-8’i dönüşüyor"

Geri dönüşüm adı altında yürütülen faaliyetlerin denetimsizliğine değinen Arslan, plastiğin ana kaynağının dışarıdan getirilen ithal atıklar olduğunu söyleyerek, “Bu tesisler atıkları alıp 'üretim' adı altında işliyor. Ancak getirilen plastik atıkların ancak %7 ila %8'i geri dönüştürülebiliyor. Geriye kalan devasa miktar ise maalesef kıyma makinelerinde kıyılarak belediyenin drenaj hattına, yani kanalizasyonuna bırakılıyor. Bir kısmının dere kenarlarına, bir kısmının da göremediğimiz ormanlık alanlara döküldüğünü tespit ediyoruz. Özellikle bu sene Mersin, plastik atığın çok ciddi zararlarını yaşadı. Geri dönüşüm tesislerinin arıtma tesisleri yok. Eskiden bu dönüştürülemeyen atıkları mahalle ortasında yakıyorlardı. Biz bölgede defalarca protesto hakkımızı kullanıp tepki gösterince sokak ortasında yakmayı bıraktılar ancak bu sefer de götürüp ormanlık alanlara ve dere kenarlarına dökmeye başladılar. Hatta gece vakti kimsenin görmediği saatlerde doğaya salıyorlar. Bir keresinde balıkçı teknelerine çuvallarca kıyılmış plastik atık yüklenip denizin ortasına döküldüğüne dair ihbar aldık fakat görüntüleyemedik. Bunun sonu yok” diye konuştu.

İYİ Parti’den ‘sahadan sandığa’ seferberliği
İYİ Parti’den ‘sahadan sandığa’ seferberliği
İçeriği Görüntüle

"Denizlerimiz bitmek üzere, hastalıklar arttı"

Denizdeki kirliliğin kritik seviyeyi aştığını ve insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğini belirten Arslan, sağlık çalışanlarından gelen bilgileri aktarırken, “Denizlerde eskiden de plastik atık vardı ancak hiç bu kadar yoğun değildi. Bu yıl yaşanan artışla birlikte biz artık buna 'denizlerin plastikleşmesi' diyoruz. Doğu Akdeniz şu anda tam anlamıyla bir plastik atık krizi yaşıyor. Kıyı boyunca durum maalesef böyle. Atık kaynaklı kirliliğin insan sağlığına vereceği zararları anlatan bir deklarasyon yayınladı Güney Akdeniz Odaları Birliği; fakat o da işe yaramadı. İnsanlar çocuklarıyla birlikte o son derece kirli denize girmeye devam ettiler. Hastanelerde çalışan hekim arkadaşlarımız bizi bilgilendirdi; deniz kıyısında yaşayan hastalarda hem cilt hastalıklarının hem de kadın hastalıklarının çok ciddi oranda arttığını ifade ettiler. Denizimiz bitmek üzere, lütfen sesimizi duyun” ifadelerini kullandı.

"Tek çözüm plastik atık ithalatının yasaklanması"

Sorunun temelinde denetlenemeyen plastik ithalatının yattığına işaret eden Arslan, çözümün tek bir yoldan geçtiğini belirterek, “Bunun tek bir çaresi vardır: Plastik atık ithalatını derhal durdurmak ve yasaklamak! Kentte üretilen plastiğin bir kısmı belki belediyelerce kontrol edilebiliyor ancak ithal plastiklerin kontrolü ne yazık ki yapılamıyor. Bunu ne belediyeler ne de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı denetleyebiliyor. Bizi kendi evimizde zehirlemelerine izin veremeyiz” şeklinde konuştu.

Muhabir: Seyrani Solugan