İçel Sanat Kulübü binasında açılan sergide resim, heykel ve farklı sanat teknikleriyle hazırlanan çok sayıda eser sergilendi. Küratörlüğünü Güldem Kervan’ın üstlendiği sergide, sanatçılar hem Anneler Günü hem de Babalar Günü temasını “birlik ve beraberlik” vurgusuyla tek bir çatı altında buluşturdu.
Sergiye katılan sanatçılardan emekli biyoloji öğretmeni Dilek Kalyencioğlu, özellikle driftwood tekniğiyle hazırladığı çalışmalarında doğanın sunduğu ahşap parçalarını sanata dönüştürüyor. Aktif olarak çeşitli sergilere katıldığını belirten Kalyencioğlu, eserleriyle doğa ve sanat arasında güçlü bir bağ kurmayı amaçladığını ifade etti.

"Gözümde canlanıyor şekiller"
Kalyencioğlu “Yani bir sürü sergide aktif olarak katılımcıyım. Karma sergiler, bireysel sergiler. Aslında benim uğraştığım sanatın adı driftwood. İçel Sanat Kulübü’ndeki karma sergiye de Driftwood eserlerim ile katıldım. Şöyle ki derelerden denizlere doğru sürüklenen ağaç parçaları. Derelerden denizlere doğru sürüklenen ahşap parçaları bir sürede denizde şekilleniyor. Bazıları fosilleşiyor. Sonra onlar sahile vuruyor tabii ki fırtınadan sonra. Daha sonra ben onları topluyorum. Toplarken de tabii rastgele bütün ahşap parçaları toplamıyorum, belirli bir figüre dönüştürebileceğimi düşündüğüm şeyleri topluyorum. Daha doğrusu parçalar bunu söylüyor zaten. Mesela şu bir kuş, kuğu da olabilirdi falan gibi öyle. Gözümde canlanıyor şekiller zaten. Karma sergideki çalışmamda ise kadın temalı olduğu için bu bazı ağaçlardan sarkan kökler var. Dikkatinizi çekmiştir belki. Bazıları da ağaçların tohumları. Bunlarla bir çalışma yapayım dedim. Hani bedenini bir şekilde oluşturayım istedim. Çerçeve ahşaplarla, bedeni köklerle olacak şekilde” dedi.

"Daha önce böyle bir farkındalığım yoktu"
“Ben bu çalışmayı yaklaşık yirmi yıldır falan yapıyorum” diyen Kalyencioğlu “En son Geri Dönüşüm Sergisi vardı daha önce. Aslında geri dönüşüm temalı bütün bu çalışmam orada yer aldı. Muhtelif yerlerde katılıyorum, sergiler açıyorum. Okulumda emekli olmadan önce yine bir sürü geri dönüşüm projesinde öğrencilerle birlikte okul sıralarını, çeşitli parçaları, objeleri dönüştürerek eserler yaptık. Bu da Yenişehir Belediyesi Enerji Verimli Haftası'nda sergilenmişti. Daha önce ben deniz kabuklarını topluyordum, onlarla takı, yine heykel, tasarım yapıyordum. Sonra deniz kabuklarını toplarken ahşaplar dikkatimi çekmeye başladı. Daha önce böyle bir farkındalığım yoktu. Sonra ahşaplarla çalışmak çok çok daha keyifli ve özel hissettirdi. Çok fazla bunu çalışan yok çünkü Türkiye'de. Yani birtakım şeyler yapıp hediye etmeye başladım falan filan. Öyle, şimdi de sergi boyutuna ulaştı” sözlerine yer verdi.

"Benim gördüğüm şeyle sizin gördüğünüz şey birbirinden farklı"
Kalyencioğlu “Bu zaten ucu açık bir sanat. Yani benim gördüğüm şeyle sizin gördüğünüz şey sizin birikiminizle alakalı, benim geçmişimle, yaşantımla alakalıdır. Bu çok daha güzel bir şey. Yani insanları farklı şeylere götürmesi, daha doğrusu parçaların onları farklı şeylere götürmesi. İkisi de kadın aslında. Şu yan oturuyor. Şu kalçası mesela. Bu da bağdaş kurmuş şekilde om hareketli gibi” dedi.
"Bu tarz şeylerle uğraşanların bir odası atölye gibi oluyor”
Kalyencioğlu “Hatta şu eserimde uterüs görünümü vermeye çalıştım, omurga vesaire. Ama işte herkes başka bir şeye benzetiyor. İşin güzelliği de burada. Bu da besliyor insanları. Zaten hani daha önce şey, ‘Ya bu çöplerle, bunlarla nasıl bir şey oluşabilir? Yani biz şunu denizin kenarında görsek üstüne basıp geçeriz‘ diyorlardı daha önceki sergilerimde de. Ama bu tarz şeylerin teşhiri arttıkça, hani sergide karşılaştıkça insanlar, onların da hayal gücünü destekleyen eserler olabilir. Bunlarla takılar da yapıyorum. Çok sıra dışı takılar da oluşabiliyor. Mesela çok hoş bir kolye olabilirler. Öyle çalışmalarım da var ayrıca. Amacım da yurt dışında büyük bir sergi açmak, ahşap çalışmalarla. Bu iki eseri de burası için ürettim. Bu tarz ürünlerimi evde stokluyorum. Zaten bu tarz şeylerle uğraşanların bir odası atölye gibi oluyor” diyerek sözlerini tamamladı.


