Ruh sağlığının en az fiziksel sağlık kadar hayati bir öneme sahip olduğu günümüzde, uzmanlar bireylerin geçmişteki çocuk özleri ile barışmalarının önemine dikkat çekiyor. Psikolojik Danışman İlayda Arısoy, çocuklukta yaşanan deneyimlerin sadece birer anı olarak kalmadığını, yetişkinlik hayatımızda kararlarımızı, iş başarımızı ve ikili ilişkilerimizi şekillendiren birer inanç kalıbına dönüştüğünü vurguladı.
Travma sadece dramatik olaylar değildir
Toplumdaki yaygın kanaatin aksine travmanın sadece büyük kazalar veya kayıplardan ibaret olmadığını belirten Arısoy, duygusal kapasiteyi aşan her durumun travmatik bir etki yaratabileceğini ifade etti. Arısoy, "Sürekli eleştirilen veya sadece başarılı olduğunda sevgi gören bir çocuk, büyüdüğünde kronik bir yetersizlik hissi ve onay alma ihtiyacıyla baş başa kalabiliyor. Bu durum beynimizin gelişme sürecini ve duygularımızı yönetme biçimimizi doğrudan etkiliyor" şeklinde konuştu.
İlişkilerdeki "tanıdık" acılar
Yetişkinlikte kurulan romantik ilişkilerin çoğunlukla çocukluktaki bağlanma figürlerinin birer yansıması olduğunu dile getiren İlayda Arısoy, "İlişkilerde aşırı mesafeli ya da bağımlı olmamızın nedeni, çocukken güvenli bağ kuramamış olmamızdan kaynaklanabiliyor. Terk edildiğimizde hissettiğimiz derin acı bazen sevgilimizle değil, çocukken yeterince ilgilenmeyen ebeveynimizin yarattığı o boşlukla ilgilidir. Aslında bugünkü partnerimize değil, içimizdeki o korkmuş, yalnız kalmış çocuğa tepki veriyoruz" ifadelerini kullandı.
Mükemmeliyetçilik bir savunma mekanizması mı?
İş hayatındaki yansımalara da değinen Arısoy, aşırı başarı hırsı, eleştiri korkusu ve mükemmeliyetçiliğin aslında birer savunma mekanizması olabileceğine dikkat çekti. Çocukken hataları nedeniyle yargılanan bireylerin, bugün kendilerini korumak için hata yapmaktan kaçınan kaygılı profiller çizdiklerini belirtti.
"O çocuk hala yalnız değil"
İyileşme sürecinin farkındalıkla başladığını hatırlatan Psikolojik Danışman İlayda Arısoy, çözüm yolu için şu tavsiyelerde bulundu:
"Kendimize ‘Şu an hangi duygumla hareket ediyorum? Bu benim bugünkü halim mi, yoksa içimdeki çocuğun sesi mi?’ diye sormak ilk adımdır. Terapi süreci, öz-şefkat ve güvenli ilişkiler iyileşmenin anahtarıdır. Unutmayın, o çocuk yalnız değildi ve bugün de değil. İçimizdeki çocuğun elinden tutmak, bugünümüzü özgürleştirmektir."


