Nakledilen böbreğin ömür boyu reddedilme riski taşıdığını ancak düzenli kontroller ve tedaviye uyum sayesinde bu riskin önemli ölçüde azaltılabildiğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ümit Özçelik böbrek nakli yapılan hastaların yaşam süresinin diyaliz hastalarına göre yaklaşık üç kat daha uzun olduğuna dikkat çekti.
‘İlaçlar düzenli kullanılmalı’
Böbrek nakli sonrasında hastaların yeni böbreklerini korumak için doktor önerilerine eksiksiz uyması gerektiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ümit Özçelik “Böbrek nakli sonrasında vücudun nakledilen organı reddetmesini önlemek amacıyla bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılıyor. Bu ilaçların doz ve kullanım saatlerine mutlaka uyulması gerekiyor” diye konuştu. Bazı ilaçların dozunun kandaki ilaç düzeylerine göre ayarlanabildiğini söyleyen Doç. Dr. Ümit Özçelik kontrol günlerinde hastaların aç karnına ve ilaçlarını almadan hastaneye gelmeleri gerektiğini belirtirken “Ağrı kesici ve antibiyotikler yalnızca hekim önerisiyle kullanılabilir” dedi.
Böbrek nakli yapılan hastaların ömür boyu takip edilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Özçelik ameliyat sonrası ilk kontrolün taburculuk sonrası ikinci günde yapıldığını söyledi. İlk haftalarda kontrollerin daha sık gerçekleştirildiğini sözlerine ekleyen Özçelik, zamanla kontrol aralıklarının açıldığını ancak düzenli takibin hiçbir zaman bırakılmaması gerektiğini belirtti. Gerektiğinde ameliyat sırasında böbrek ile idrar kesesi arasına yerleştirilen Double J stentin ise genellikle üç hafta sonra çıkarıldığını da ekledi.
‘İlk 6 ay enfeksiyonlara karşı dikkatli olunmalı’
Nakil sonrası dönemde bağışıklık sisteminin baskılanması nedeniyle enfeksiyon riskinin arttığını belirten Doç. Dr. Özçelik özellikle ilk altı ayın kritik olduğuna dikkat çekti. "Bu dönemde maske kullanılması, kalabalık ortamlardan uzak durulması, el hijyenine özen gösterilmesi ve hasta kişilerle temastan kaçınılması gerekir" diyen Özçelik, toprakla temasın, hayvanlarla yakın ilişkinin ve yoğun tozlu ortamların da enfeksiyon riskini artırabileceğini söyledi. Ayrıca halka açık tuvaletler, hamam, havuz ve saunaların en az bir yıl boyunca kullanılmamasını önerdi.
Nakil sonrasında kullanılan ilaçlara bağlı olarak kilo artışı, tansiyon ve kan şekeri problemlerinin ortaya çıkabileceğini belirten Doç. Dr. Özçelik, bu nedenle az yağlı, az tuzlu ve dengeli beslenmenin önem taşıdığını söyledi. Çiğ tüketilen sebze ve meyvelerin iyi yıkanması, et ürünlerinin ise iyi pişirilmesi gerektiğini vurgulayan Özçelik, greyfurt ve narın bazı ilaçlarla etkileşime girebildiği için tüketilmemesi gerektiğini ifade etti. Günlük en az 2,5 litre sıvı tüketilmesinin de böbrek sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi.
‘Günlük hayata dönüş kademeli olmalı’
Böbrek nakli sonrasında hastaların büyük bölümünün normal yaşamlarına dönebildiğini belirten Doç. Dr. Özçelik bunun kontrollü şekilde yapılması gerektiğini söyledi. İlk üç ay boyunca ağır yük kaldırılmamasını öneren Özçelik, ilk bir yıl ağır spor ve egzersizlerden kaçınılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca ameliyat sonrası ilk bir ay araç kullanılmamasının uygun olduğunu belirtti.
‘Cinsel yaşam ve gebelik mümkün’
Başarılı bir iyileşme sürecinin ardından hastaların yaklaşık altı hafta sonra cinsel yaşamlarına dönebileceğini söyleyen Doç. Dr. Özçelik, hastaların eşlerinde cinsel yolla bulaşan enfeksiyon varlığında gerekli tedavilerin tamamlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Gebelik planlayan hastaların ise böbrek nakli sonrasında en az bir yıl beklemesi ve sürecin mutlaka hekim kontrolünde yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Canlı vericilerin de ameliyat sonrasında düzenli kontrollere gelmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Ümit Özçelik, günlük yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çekti. Vericilerin yaşam sürelerinin toplum ortalamasıyla aynı olduğunu ve kronik böbrek hastalığı risklerinde belirgin bir artış beklenmediğini ifade eden Özçelik, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesinin hem verici hem de alıcı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.




