Türk Tarih Kurumu’nun Ansiklopedik Türk Tarih Sözlüğüne göre “çerçi” veya “çerçici” sözcüğünün ilk izleri XIII-XIV. yüzyıllarda Kırım’da ticaret yapan Cenevizlilerin kaleme aldığı Codex Cumanicus adlı eserde “çarçi” biçiminde görülüyor. Zaman içerisinde anlamı değişen kelime, kırsal bölgelerde ve mahalle aralarında dolaşarak ticaret yapan gezgin satıcılar için kullanılmaya başlandı. Türk Tarih Kurumu ise Anadolu’nun her köşesinde çerçilere 1960’lara kadar sıklıkla rastlandığını belirtiyor.
Geçmişte yaya olarak ya da at, eşek gibi binek hayvanlarıyla köyleri dolaşan çerçiler; tuhafiye malzemelerinden kumaşa, mutfak araçlarından takılara, oyuncaklardan çeşitli günlük ihtiyaçlara kadar çok sayıda ürünü ulaşımın güç olduğu bölgelere götürüyordu. Alışverişin önemli bir bölümü ise para yerine köylünün ürettiği ürünlerin takas edilmesiyle gerçekleştiriliyordu.
Bugün ise çerçilerin taşıdığı ürünler, kullandıkları araçlar ve müşterileri değişti. Ancak haftanın belirli günlerinde mahalle ve köy yollarına çıkan son temsilciler, bu eski ticaret biçimini modern tüketim düzeninin içinde yaşatmaya çalışıyor.
“20 yıldır bu işi yapıyorum, babamdan öğrendim”
Mersin’de çerçilik yapan Ali Kutlu, mesleği babasından öğrendiğini ve yaklaşık 20 yıldır bu işi sürdürdüğünü belirtti. Akdeniz Bölgesi’nde farklı noktalara giderek satış yaptığını söyleyen Kutlu, cumartesi günlerini ise köylere ayırdığını ifade etti.

Kutlu, sattığı ürünlerin ağırlıklı olarak giyim ve ev tekstili ürünlerinden oluştuğunu belirterek, “Kadın ve erkek kıyafetleri, çocuk kıyafetleri satıyorum. Yorgan satıyorum” dedi.
Çerçinin müşterisi artık mağazaya ulaşamayanlar
Geleneksel çerçiliğin en önemli özelliklerinden biri, mağaza ve pazarların bulunmadığı ya da ulaşımın zor olduğu yerleşimlere ürün götürmesiydi. Günümüzde mağaza ve alışveriş kanallarının çoğalması çerçilerin hareket alanını daraltırken, mesleğin ulaştığı müşteri grubunu da belirgin biçimde değiştirdi.
Kutlu, bugün ağırlıklı olarak orta yaş ve üzerindeki kişilerden alışveriş yaptıklarını belirterek, özellikle şehir merkezine ulaşmakta zorlananların çerçileri tercih ettiğini söyledi.
“Daha çok orta yaş üstü gruba yani yaşlı gruba hitap ediyoruz. Daha çok onlar bizden alışveriş yapıyor. Evden dışarı çıkamayanlar. Daha çok köylere gidiyoruz. Çünkü köydeki insanların şehir merkezine ulaşımı zor. O yüzden köy ve şehre uzak mahalleler bizden alarak ihtiyacını karşılıyor.”
“İnternette giyim havuzu geniş, bizde model sınırlı”
Çerçiliğin bugün karşı karşıya olduğu en önemli değişimlerden biri ise tüketicinin alışveriş seçeneklerinin genişlemesi.
Kutlu, internet alışverişinin yanı sıra marka ve mağaza seçeneklerinin artmasının geleneksel seyyar satıcılığı doğrudan etkilediğini vurgulayarak,
“E tabii ki etkiledi, etkilemez olur mu? Zaten insanların marka,moda kıyafet tercihleri mağazadan alışverişler, yüksek indirimler bunlar bizi etkilerken internetle beraber gelişen dünya bizi daha da çok etkiledi"dedi.
İnternet üzerinden alışveriş yapamayan yaşlıların ise hala kendileri için önemli bir müşteri grubu olduğunu belirten Kutlu, iki alışveriş biçimi arasındaki farkı şöyle anlattı:
“Yaşlılar ve internetten alışveriş yapmayı bilmeyen insanlar alışveriş yapıyor. İnternette giyim havuzu geniş, her model var. Bizde ise ürün sayısı, model sınırlıdır.”
Eski kalabalıklar artık yok
Çerçiliğin geçirdiği dönüşüm, müşteri sayısındaki değişimde de kendisini gösteriyor. Kutlu, geçmişte mahalleye girdiklerinde kalabalık gruplarla karşılaştıklarını, bugün ise aynı hareketliliğin yaşanmadığını söyledi.
“Müşteri sayısı eskisine göre tabii ki azaldı. Eskiden daha yoğun insanlar toplaşırdı başımıza. Eskiden bir mahalleye girdiğimizde 10-15 kadın sırada beklerdi. Şimdi öyle değil. Şimdi bir kadın, bazen hiç kimse gelmiyor. Öyle dolaşıyoruz genelde.”
Bu değişimde Mersin’de alışveriş merkezlerinin, mağazaların ve internet satışlarının yaygınlaşmasının etkili olduğunu belirten Kutlu, geçmişte kıyafete ulaşmanın daha zor olduğunu, bugün ise tüketicinin çok daha fazla seçeneğe sahip bulunduğunu dile getirdi.
“Eskiden Mersin bölgesinde mağaza azdı. Şimdi alışveriş merkezleri var. Alışveriş merkezinin dışında birçok mağaza var kargo kuryeleri var ve insanların kıyafete erişimi eskisi kadar zor değil, daha kolay. Dolayısıyla biz de eskisi kadar fazla müşteri bulamıyoruz.”
Günde 25 ila 50 kilometre yol
Sabit bir mağaza yerine müşterinin bulunduğu yere giden çerçilerin işi, bugün de uzun yolculukları beraberinde getiriyor. Kutlu, satış yaptığı günlerde bazen 25, bazen 50 kilometre yol kat ettiğini belirtti.
Bu yönüyle çerçilik, yalnızca geçmişten kalan bir satış biçimi değil; şehir merkezlerinden uzak mahallelerde yaşayanlar için hala alternatif bir alışveriş kanalı olmayı sürdürüyor.
Çocukları mesleği sürdürmek istemiyor
Çerçiliğin geleceği ise belirsiz. Teknoloji, internet alışverişi, AVM’ler ve mağazalaşma mesleğin müşteri kitlesini daraltırken, mesleğin kuşaktan kuşağa aktarılması da zayıflıyor. Kutlu, kendi çocuklarının çerçiliği sürdürmek istemediğini belirterek, mesleğin geleceğine ilişkin de kesin konuşamadığını söyleyerek,
“Çocuklarım bu işi yapmak istemiyorlar. Bu meslekte on veya yirmi yıl sonra devam edeceğini bilemiyorum.”
Kutlu’ya göre, alışveriş biçimi değişse de alışveriş ihtiyacı ortadan kalkmayacak.



