Mersin’de çocukların suça sürüklenmesine ilişkin sahadaki gözlemler, olayların yalnızca çocukların gerçekleştirdiği eylemler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi Komisyon Başkanı Duygu Akat Özkale, özellikle yetişkin suç örgütlerinin çocukları uyuşturucu ve şiddet eylemlerinde kullanmasının önemli bir risk oluşturduğunu söyledi.

Mersin’in yoğun göç alan, genç nüfusu yüksek ve sosyo-ekonomik hareketliliğin belirgin olduğu bir kent olduğuna dikkat çeken Özkale, merkezin takip ettiği dosyalarda çocukların suça sürüklenmesine ilişkin hem niceliksel hem de niteliksel bir risk artışı gözlemlediklerini ifade etti. Dosyalarda kasten veya taksirle yaralama, hırsızlık, uyuşturucu madde kullanımı ve ticareti ile yağma suçlarının öne çıktığını aktardı.

“Çocuğun ceza statüsü suistimal ediliyor”

Çocuklar arasındaki çatışmalarda şiddetin bir çözüm yöntemi olarak kullanılmasının dikkat çekici olduğunu belirten Özkale, daha büyük riskin ise çocukların yetişkinler tarafından suç faaliyetlerinde kullanılmaları olduğunu vurguladı.

Özkale, çocukların aile, çevre ve akran gruplarının etkisine yetişkinlerden daha açık olduğuna işaret ederek, yetişkin suç örgütleri ve çetelerin bu durumdan yararlanabildiğini söyledi. Çocukların ceza hukuku bakımından farklı statüsünün bazı yapılar tarafından suistimal edilebildiğini belirten Özkale, uyuşturucu ve şiddet eylemlerinde çocukların araçsallaştırılmasının önlenmesi gerektiğini ifade etti.

Bu nedenle mücadelede yalnızca çocuğun gerçekleştirdiği eyleme odaklanılmaması gerektiğini kaydeden Özkale, çocukları suça yönlendiren yetişkin yapıların da hedef alınmasının önemine dikkat çekti.

“Çocukları yalnızca fail olarak görmek sorunun tamamını görmemek”

Çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca adli dosyalar üzerinden ele alınmasının sorunun temelindeki nedenleri görünmez kılabileceğini belirten Özkale, çocuğun yaşam koşullarının da incelenmesi gerektiğini söyledi.

Özkale, “Çocukları yalnızca fail olarak görmek, onları suça sürükleyen ihmal, istismar, yoksulluk, eğitimsizlik, denetimsizlik ve örgütlü suç etkisini görmezden gelmek anlamına gelir” dedi.

Bu nedenle çocukların korunmasına yönelik mekanizmaların yalnızca suç sonrasında devreye girmemesi gerektiğini vurgulayan Özkale, aile, eğitim, sosyal hizmet ve çocuk koruma sistemlerinin koordineli biçimde çalışmasının önem taşıdığını ifade etti.

Kız çocuklarında görünmeyen mağduriyetler

Kız çocuklarının suça sürüklenmesine ilişkin dosyalarda ise farklı risklerin ortaya çıkabildiğini belirten Özkale, bazı vakalarda çocuğun suçla ilişkisinin arkasında doğrudan görünmeyen mağduriyetlerin bulunabildiğini söyledi.

Şiddet, istismar, baskı, aile içi denetim, ekonomik bağımlılık ve yetişkinler tarafından yönlendirilmenin bu süreçlerde etkili olabildiğine dikkat çeken Özkale, kız çocuklarının yalnızca gerçekleştirdikleri eylem üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Çocuğun uyumunda ebeveyn tutumu belirleyici
Çocuğun uyumunda ebeveyn tutumu belirleyici
İçeriği Görüntüle

Sosyal inceleme raporlarının da bu açıdan kritik olduğunu belirten Özkale, raporların “yüzeysel değil; çocuğun yaşam koşullarını, güvenlik ihtiyacını ve toplumsal cinsiyete dayalı riskleri ortaya koyacak şekilde” hazırlanması gerektiğini ifade etti.

Çocukların suça sürüklenmesinin önlenmesinde cezai müdahalenin yanı sıra çocuğu suç ortamına taşıyan koşulların ortadan kaldırılması önem taşıyor. Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin değerlendirmesi, çocukların suçla temasından önce başlayan sosyal risklerin tespit edilmesi ve koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Muhabir: Emek Ezgi Kıdış