Tarımın sadece ekonomik değil aynı zamanda milli güvenlik ve toplumsal bir mesele olduğuna işaret eden Seçer, Türkiye’nin geçmişten bugüne tarım toplumu kimliğine değinerek, üretimin öneminin her geçen gün arttığını söyledi. Başkan Seçer "Üretmezsek, çalışmazsak tükeniriz. Her alanda böyle üreteceğiz, çalışacağız. Müstemleke olmamak için, bir yerlere bağımlı kalmamak için bu bizim düsturumuz olacak. Çalışmak. Bugün önemli bir toplantı. 2019'dan bu yana bunu düzenli bir şekilde yapmaya çalışıyoruz. Yedi yıldır Mersin'de hizmet etmeye çalışan bir belediye olarak pandemi süreci dışında bu toplantıları paydaşlarımıza gerçekleştiriyoruz. Konumuza girmeden önce bu hafta tüm ülke gündemini meşgul eden ve özellikle ailelerimizi, ebeveynleri, çocuklarımızı son derece üzen ve dehşete düşüren, hem Kahramanmaraş'ta hem de Şanlıurfa'da çok elim hadiseler meydana geldi. Kaybettiğimiz canlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum. Tabii ki bu konu sadece dileklerle, temennilerle geçiştirecek bir konu değil. Çok önemli bir sosyal sorunla karşı karşıya olduğumuzu da görmemiz gerekiyor. Doğal olarak da sadece orada bir çocuğun dengesini yitirmiş bir aklın ortaya koyduğu bir olay değil. Dünyadaki gelişmelerin, bunun ülkemize yansımalarının, parlamentonun çalışmalarının, çıkarttığı yasaların, iktidarın bu konu karşısındaki tutumunun bir daha gözden geçirilmesi gerektiğini, enine boyuna bu konunun düşünülmesi gerektiğini ve çağımız gerçekleriyle artık yöneticilerin sosyal meselelerde hareket etmesini temenni ediyorum" dedi.

"Tarım deyince Mersin akla gelir"

"Tarım deyince ülkemiz, tarım deyince Mersin'imiz akla gelir" diyen Başkan Seçer "Biz tarım toplumu olduğumuzu hep söyleriz. Cumhuriyetin kurulduğundan bu yana, hele hele ilk yıllarında Türkiye'de sanayi yokken, yatırımcı yokken bir tarım toplumu olarak Türkiye Cumhuriyeti değerlendirilirdi. Ama gelişen süreçler içerisinde farklı alanlardaki gelişmeler sanayide, teknolojide, birçok alanda tarım toplumu kavramını biraz daha geriletti. Rakamlara baktığınız zaman iyice geriletti. Türkiye'nin gayrisafi milli hasılası içerisinde tarımın payı oldukça düşük diğer sektörlere göre. Yıllara göre değişir. Beş olur, altı olur, yedi olur, sekiz olur. Onlardan on ikilerden şimdi bu seviyelere geldi. Rakamlar bizleri aldatmasın. Toplam Türkiye'nin cirosunda tarımsal üretimin payı düşük olabilir rakamsal olarak ama Türkiye'nin az önce Sayın Başkan da söyledi, önemli bir milli güvenlik meselesi haline geldi tarım. Bunun yanında tarım önemli bir sosyal sektördür. Toplumsal bir meseledir. Her dört kişiden birinin tarımdan geçindiği, direkt ya da dolaylı olarak çalıştığı, evinin rızkını çıkarttığı bir sektörü, küçük bir sektör, elinizin tersiyle itilecek bir sektör. Olursa olur, olmazsa olur bir sektör olarak değerlendiremezsiniz. Mutlaka dünyaya, çağa ayak uydurmak. Sanayi devrimini geç de olsa, teknolojik devrimini gecikmeden gerçekleştirmek. Dünyada artık her şeyin bilimle rekabet olduğu gerçeğine bakarsanız, "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." düsturuyla Mustafa Kemal Atatürk'ün düsturuyla bakarsanız elbette ki çocuklarımıza iyi eğitim verdireceğiz, iyi bilim adamları yetiştireceğiz, iyi mühendisler, iyi şairler, iyi sanatçılar dünyada bizi maruf yapacak olan, dünyada bizi tanıtacak olan bunlar. Ama bütün bunların olabilmesi için de kendimize yeten bir ülke olmamız lazım. Karnımızı doyurabilecek bir üretimin olması lazım. Jenerasyonların sağlıklı devamı için bir tarımsal üretimin olması lazım. Güçlü bir gıda sektörünün olması lazım. Onun olmadığı yerde işte görüyorsunuz bugünkü toplantının da konusu bu. Dünyada önemli gelişmeler oluyor, bölgede önemli gelişmeler oluyor. Jeopolitik kırılmalar oluyor, savaşların etkileri oluyor. Savaşlar dolayısıyla alınan kararlar oluyor. Bu üretimi etkiliyor, lojistiği etkiliyor. Doğal olarak ülkelerin de evdeki hesabını çarşıya uydurmamaya başlıyor" ifadelerine yer verdi.

6569Ac2D50Acca638C163Bab-1

"Petrol fiyatının artmasından burada etkilenmeyen bir yurttaş var mı?"

Başkan Seçer, belediyelerin bu süreçte üreticinin yanında yer almasının zorunluluk haline geldiğini belirterek, tarımın sadece ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir alan olduğuna dikkat çekti. Mersin’in verimli toprakları ve geniş üretim yelpazesiyle önemli bir tarım kenti olduğunu vurgulayan Seçer, doğru destek politikalarıyla kentin potansiyelinin çok daha ileriye taşınabileceğini ifade etti. Başkan Seçer "Hatırlayın birkaç yıl önce Türkiye'nin kuzeydoğusunda, Kafkaslar'da, Rusya, Ukrayna, Karadeniz'in karşı kıyısında bir ateş çemberi oluştu. Buğdaysız kaldı Türkiye. Soya fasulyesinin önemli bir kısmı oradan ithal ediliyordu. Soyaya dayalı sektörler ciddi sıkıntılar yaşadı. Sadece soya fasulyesi yağını çıkartıp insan gıdası için değil, aynı zamanda yem sektörünün ana kullanıcı ürünlerinden bir tanesi. Şimdi İran, İsrail, Amerika kapışmasında işte Hürmüz Boğazı'nın yarattığı tehditler. Petrol geçiş yapamadı. Petrol fiyatları arttı. Petrol demek hayatın ta kendisi demek. Su gibi. Su nasıl hayatın ta kendisiyse, yaptığımız tarımsal üretim, domates, buğday, mısır, meyve aklınıza ne gelirse hayatın ta kendisiyse şu anda enerji de dünyada hayatın ta kendisi. Çünkü her şeyimize etki ediyor. Petrol fiyatının artmasından burada etkilenmeyen bir yurttaş var mı? Çiftçi de etkilendi, esnaf da etkilendi, devletler etkilendi, hükümetler etkilendi, belediyeler de etkilendi. Hepimizin maliyeti arttı. Dengeler altüst oldu. Doğal olarak bütün bu gerçekler ışığında tarım her geçen gün çok daha önemli olacak. Bu gerçeği bilen devletler, o devletleri yöneten iktidarlar bu krizleri önleme açısından daha şanslı durumda olacak. Ama saldım çayıra, Mevla'm kayıra. Böyle gelmiş, böyle gider. İyi kötü çalışıyorlar, üretiyorlar. Bazı yıllar kazanıyorlar, bazı yıllar zarar ediyorlar. Beş yıl açlıkla mücadele ediyorlar çiftçiler. Varsın böyle olsun deyip koyuverdiniz noktada Türkiye'de tarımı bir yere getiremezsiniz. Çiftçinin de iki yakasını bir araya getiremezsiniz. Peki Sayın Başkan, iyi güzel de bu tespitler güzel de, bu öneriler güzel de siz de devletin bir organı, bir kurumu, bir yasal kamu kurumu değil misiniz? Siz belediyesiniz. Sizin de bütçeniz var, sizin de imkanlarınız var, işte bölgeniz tarım bölgesi. Yaklaşık olarak yüzde yirmisi de bizim tarımsal olarak işleyebileceğimiz alanlar var Mersin'de. Yaklaşık on altı bin kilometre kare bizim alanımız var ama üç yüz otuz bin hektara yakın, yani üç milyon üç yüz bin dönüm işleyebileceğimiz bir alan var. Bunun yarısı da sulanabiliyor, cazibeyle sulanıyor. İşte efendim terfiyle, motopompla sulanıyor ama sulanıyor. Su demek ürün fazlalığı demek, ürün artışı demek, kalite artışı demek. Diğer yanından Anamur'a gidin, orada tropikal meyve yetiştirin. Tarsus'a gelin en doğu ucuna. Burada da incir yetiştirin. Zeytin yetiştirirsiniz. Mut'a gidersiniz. Kayısı var. Aşağı ovaya inersiniz. Örtü altı var, domates var, biber var, var oğlu var yani. Allah daha ne verecek Mersin'ime, bu güzel Mersin'ime? Her şeyi yapabiliriz. Çalışırsak elimizden bir şey kurtulmaz. Biz de bu anlayışla çalışıyoruz" dedi.

Başkan Seçer:"Belediyeler halka en yakın kurumlardır"

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, kentte yaşanan sel ve tarımsal afetlerin ardından üreticinin yaşadığı kayıplara dikkat çekerek belediyelerin sahada aktif rol alması gerektiğini vurguladı. Seçer, tarımsal desteklerin bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirtti. Yaşanan afet süreçlerini örnek gösteren Başkan Seçer " Ben biliyorsunuz biraz çiftçiyim, biraz ziraatçiyim. Göreve geldiğim günden bu yana bu gerçekle belediye başkanlığı yapıyorum. Her yıl da tarımsal desteklerde efendim bütçemiz az, çok, kısalım, şunu yapalım, bunu yapalım yok. Geçtiğimiz yıl iki yüz on beş milyon TL bir direkt destek bütçesi ayırmıştık. Bu yıl üç yüz altmış yedi milyon TL ayırdık. Yüzde yetmiş bir artışla. Oysa bizim kümülatif bütçemizde bu kadar artış olmadı. Yüzde otuz civarında bir önceki yılın bütçesine göre Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin artışı oldu. Ama tarımsal destekler farklı. Neden? Girdi fiyatları her geçen gün artıyor. Bu gerçeği gördük. Biliyorsunuz sosyal politikalar konusunda söyleyeceğimiz çok şey var Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Türkiye söylüyor. Türkiye'deki yerel yönetimler, Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin sosyal politikalar konusundaki başarılarını biliyor ve iş birliği yapmak istiyor. Biz de bunu memnuniyetle gerçekleştiriyoruz. Tarım destekleri bizim için sosyal politikadır. Şimdi iktidarın sözcüleri şöyle diyor: "Belediye" diyor, "kendi işini yapacak, bakanlıklar kendi işini yapacak." Örneğin şunu demek istiyor. Şimdi evde hastanız var. Alo yüz seksen beşi aradığınız zaman hasta ayağınıza Mersin Büyükşehir Belediyesi'nden hasta bakım ekipleri geliyor, bakıyor değil mi? Peki bu uygulamayı, bu hizmeti Mersin Büyükşehir Belediyesi keyfinden mi koymuş? Sizden bir örnek vereyim. Üreticilerden. Her yıl bizden yüzlerce kilometre HDP boru, çelik boru talebi oluyor. Şimdi siz bunu devletin farklı kurumlarından karşılayabiliyorsanız neden bizimle bu kadar talepte bulunuyorsunuz ricayla, milletle. Aman bize destek olun. Kooperatifimiz sıkıntıda. Boru ihtiyacımız var. Sulama borusu tedarikinde bize katkı sunun. Demek ki böyle bir boşluk var. Hani Mersin Büyükşehir Belediyesi tarım konusunda destek oranını her geçen gün katlanarak artırıyorsa bu talepten kaynaklı, ihtiyaçtan kaynaklı. Sektörde böyle bir açık var. Geçtiğimiz günlerde hatırlayın tarımsal don, zirai don yaşandı. Evet görevimiz değil ama yine sahaya indi arkadaşlar. Kendilerince bir tespit yaptı, bir bütçe yaptı, götürdü. Zirai dondan zarar gören vatandaşlarımıza sıvı gübre, örtü altı seralar zarar görmüştü, orada kullanılan malzeme desteği birçok konuda yaralarını sarmaya katkı yaptı. Daha geçtiğimiz günlerde sel afeti yaşandı kırsal bölgelerde. Yıllardır hiç böyle yağış olmamıştı. Yani elli yıldır böyle bir yağış yok. Böyle bir yağış rejimi olmadı Çukurova'da. Ama bu sefer oldu. Çok dua ettik. Allah'ım şu kuraklık bitsin, Allah'ım yağmur yağdır, yağdır Mevlam su. Bu sefer de Allah'ım öyle bir yağmur yağdırdı ki şimdi her taraftan su kaynıyor. Tabandaki su seviyesi yükseldi. Nehirler dolu dolu akıyor, dereler dolu dolu akıyor. Çakmalar, artezyenler, yaptığımız sondajlar önceden elli metreden çıkıyorsa şimdi beş metreden çıkıyor. Bunlar iyi. Bunlar güzel. Su olacak ki üretim olacak. Ama şimdi kooperatifler bundan da zarar gördü. Çünkü motopompu dereye atmış, oradan su çekiyor. Bundan yüz, yüz elli kooperatif üyesi üretici faydalanıyor. Motopompları su almış götürmüş. Gitti. Şimdi yeni motopomp alacak. Kim alacak bunu? Bekleyecek. Rapor yazacak. Tarım Bakanlığına gidecek. Belediye. Sayın Başkan, Tarım Daire Başkanı dün geldi Genel Sekreter Yardımcımıza. Dedi böyle bir talep var. Şimdi iktidara, iktidara şunu demek istiyorum.

Mersin'de dolu yağışı etkili oldu
Mersin'de dolu yağışı etkili oldu
İçeriği Görüntüle

Bunu şunun için anlattım. Bakın bunu şunun için anlattım. Bu çok önemli. Lütfen dinleyin. Şimdi Allah razı olsun. Bana karşı olan şefkatinizden, sevginizden, saygınızdan dolayı Allah sizden razı olsun. Sizlere layık olabiliyorsak, sizlerin başını öne eğdirmiyorsak ne mutlu bize. Belediyeler halka en yakın kurumlardır. Belediye başkanı halka en yakın, halkın desteğiyle gelmiş, oyuyla gelmiş siyasetçidir. Başı ağrırsa belediye başkanı bilir. Dişi ağrırsa belediye başkanı bilir. Tarımcının sorunu olur, esnafın sorunu olur. Hangi sektör olursa olsun o sorunlarla yüzleşmek, onlarla baş etmek zorundadır ve onlara destek olmak zorundadır. Her şey Ankara'dan olmaz. Gönül ister ki şimdi tam tersi yapılıyor. Yerel yönetimlerin yetkileri kısıtlanıyor. Gönül ister ki yerelden yönetim daha güçlensin, yasalar düzenlensin. Elbette eksik kalan, açık kalan, benim de eleştirdiğim mevcut Belediyeler Kanunu'nun, Yerel Yönetimler Kanunu çok eksi olabilir ama belediyeler daha güçlü olacak, denetlenebilir. Belediyelerimize güveneceğiz. Belediye başkanları halkın seçtiği, direkt partisinden öte çoğu zaman ismine oy verdi, hizmetine oy verdi, güvendiği, saygı duyduğu isimlerdir. Onun için belediyelerin daha çok güçlenmesi lazım. Her tarafa eli uzanabilir belediyelerin. Biz tarım desteğini devam ettireceğiz. Değerli hemşehrilerim, her alanda hiç merak etmeyin, her sektörde. Arıcıyı da biliyoruz. Akdeniz'de balıkçılık yapan balıkçı kardeşimizi de biliyoruz. Toroslar'ın tepesinde kıl keçisi yetiştiren Yörük Fatma'yı da biliyoruz. Ovada inek güden Ayşe'yi de biliyoruz. Her şey var bu şehirde. E bizde de çok şükür imkanlar var. Yem desteği de vereceğiz, sulama borusu desteği de vereceğiz, fide fidan desteği de vereceğiz, hayvan desteği de vereceğiz. Bu hayvancılık projesini her yerde anlatıyorum. Tarımda çok etkili otorite misafirlerimiz var. Biraz sonra ben de dinleyeceğim kendilerini. Muazzam bir proje. Hepiniz takip ediyorsunuz. Bakın altıncı yıl bitti. Dokuz bin damızlık küçükbaş hayvan dağıtıldı. Her yıl altmış aile, sermayesi olmayan, hayvancılığı bilmeyen altmış aile işletme sahibi oldu ve çark kendiliğinden dönüyor. Şimdi bunun gibi projelere ihtiyacımız var. Seçimden seçime değil, oy için değil bu destekler. Gerçekten o kent için, o bölge için uygun olan, sürdürülebilir olan, insanlara sürekli ekmek getirebilecek, kazanç kapısı olabilecek projeleri Tarım Bakanlığı'nın çalışması lazım. Haydi gelecek yıla seçim var. Ne olur ne olmaz, erken de olabilir. Bir an önce bir hayvancılık projesi yapalım. Bu gerçekten uygun mudur değil midir onu da boş verin. Dağıtın üçer beşer hayvan. Sonrası Allah kerim. Sandıkta yeter ki çiftçi bize oy versin. Bu şekilde destek modeli ve tarımsal proje, tarımsal destek projesi yapılmaz" dedi.

Kaynak: Gamze Demir