Trafik cezaları, günlük yaşamda sürücülerin en sık karşılaştığı idari yaptırımlar arasında yer alıyor. Hız sınırının aşılması, kırmızı ışık ihlali veya Elektronik Denetim Sistemleri (EDS) aracılığıyla tespit edilen kural ihlalleri nedeniyle kesilen cezalar, çoğu zaman herhangi bir sorgulamaya tabi tutulmadan ödeniyor.

Mersin Barosu avukatlarından Ece Serin, bu durumun hukuk devleti ilkesi açısından önemli bir sorun oluşturduğunu belirterek, “Ceza kesildiyse doğrudur anlayışı yaygın olsa da hukukta hiçbir işlem yalnızca tesis edilmiş olması nedeniyle doğru kabul edilemez” dedi.

Trafik cezaları da hukuki denetime tabi

Serin, trafik cezalarının Karayolları Trafik Kanunu kapsamında uygulanan idari para cezaları olduğunu hatırlatarak, idare tarafından tek taraflı olarak düzenlenmelerinin denetlenemeyecekleri anlamına gelmediğini ifade etti.

Bir cezanın hukuka uygun sayılabilmesi için yalnızca ihlalin gerçekleşmiş olmasının yeterli olmadığını belirten Serin, ihlalin doğru tespit edilmesi, kullanılan teknik sistemlerin güvenilirliği, sürücünün usulüne uygun şekilde bilgilendirilmesi ve tebligat sürecinin eksiksiz yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Gemini Generated Image Rs4V2Hrs4V2Hrs4V

“Makine hata yapmaz” algısı yanlış

Günümüzde trafik cezalarının önemli bir bölümünün radar ve Elektronik Denetim Sistemleri aracılığıyla uygulandığını kaydeden Serin, teknolojik sistemlerin de hukuki denetime açık olduğunu vurguladı.

“Makine hata yapmaz düşüncesi doğru değildir” diyen Serin, hız ölçümlerinin hangi koşullarda yapıldığı, cihazların kalibrasyonlarının düzenli olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve ölçümün ilgili araca ait olup olmadığının her zaman incelenebileceğini ifade etti.

Serin, teknik kayıtların ancak doğrulanabilir oldukları ölçüde hukuki değer taşıdığını belirtti.

Trafik cezalarına itiraz etmek mümkün

Sürücülerin büyük bölümünün trafik cezası aldığında “Devlet kesmiş, yapacak bir şey yok” düşüncesiyle hareket ettiğini söyleyen Serin, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını dile getirdi.

Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendirilen trafik cezalarının yargı denetimine tabi olduğunu belirten Serin, cezanın tebliğ edilmesinden itibaren 15 gün içerisinde Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurularak iptal talebinde bulunulabileceğini söyledi.

Ancak itiraz sürecinin yalnızca dilekçe vermekten ibaret olmadığını vurgulayan Serin, idarenin işlemlerinin hem hukuki hem de teknik açıdan sorgulanması gerektiğini kaydetti.

Cezanın nasıl verildiği de önemli

Bir trafik cezasının değerlendirilmesinde yalnızca ihlalin varlığının değil, cezanın hangi yöntemle ve hangi delillere dayanılarak verildiğinin de önem taşıdığını belirten Serin, şu soruların mutlaka sorulması gerektiğini ifade etti: İhlal açık ve tartışmasız şekilde tespit edildi mi? Dosyada denetlenebilir ve net kayıtlar bulunuyor mu? Ölçüm cihazlarının teknik doğruluğu ve kalibrasyonu sağlandı mı? Hız sınırları ve trafik işaretleri sürücü açısından öngörülebilir nitelikte mi?

Özellikle elektronik sistemler üzerinden düzenlenen cezalarda sürücülerin çoğu zaman tek bir görüntü veya kayıt üzerinden sorumlu tutulduğunu belirten Serin, her teknik verinin denetlenebilir olması gerektiğini söyledi.

4B61B0Bf 0Dbc 4C3F 9553 1A0Dfd351Aa4

“Sürücüler itiraz hakkını kullanmıyor”

Uygulamada sürücülerin geç tebliğ edilen cezalar, anlaşılması güç ihlal kayıtları, ani değişen hız sınırları ve teknik açıdan tartışmalı ölçümler nedeniyle mağduriyet yaşayabildiğini ifade eden Serin, buna rağmen birçok kişinin sürecin karmaşık olduğu düşüncesiyle itiraz hakkını kullanmadığını belirtti.

Demirci, Hamidiye Mahallesi'ndeki tarihi dönüşümü anlattı
Demirci, Hamidiye Mahallesi'ndeki tarihi dönüşümü anlattı
İçeriği Görüntüle

Bu durumun hatalı işlemlerin sorgulanmadan kesinleşmesine yol açtığını söyleyen Serin, vatandaşların hak arama yolları konusunda daha bilinçli olması gerektiğini vurguladı.

“Kesilen her ceza doğru olmayabilir”

Trafik cezalarının kamu düzeni ve trafik güvenliğinin sağlanması açısından gerekli olduğunu ifade eden Ece Serin, bunun her cezanın mutlak surette doğru olduğu anlamına gelmediğini söyledi.

Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak idarenin tüm işlemlerinin denetime açık olması gerektiğini belirten Serin, vatandaşların kendilerine uygulanan yaptırımlar karşısında pasif kalmamaları gerektiğini kaydetti.

Serin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Vatandaş şunu net olarak bilmelidir ki; her kesilen ceza doğru olmayabilir, ancak sorgulanmayan her ceza kesinleşir.”

Muhabir: Yunus Turupçu