Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz, Rusya Devlet Nükleer Enerji Şirketi Rosatom tarafından Mersin’de inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin, Türkiye açısından yalnızca bir enerji yatırımı olmadığını vurguladı. Cingöz’e göre Akkuyu; enerji güvenliğinden ekonomik dayanıklılığa, bölgesel kalkınmadan dış politikadaki manevra gücüne kadar pek çok alanda Türkiye’ye uzun vadeli stratejik kazanımlar sağlayan çok boyutlu bir altyapı hamlesi niteliği taşıyor.

Akkuyu’nun günlük siyasi polemiklerin ve dar finansman tartışmalarının ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Cingöz, “Küresel enerji sistemi, proje finansmanı ve diplomatik güç dengelerini yakından izleyenler için Akkuyu son derece açık bir örnek sunuyor. Bu tesis yalnızca elektrik üretmiyor; Türkiye’ye kesintisiz baz yük sağlıyor, enerji ithalatını yapısal olarak azaltıyor, yüksek ekonomik çarpan yaratıyor ve uluslararası diplomaside elini güçlendiren stratejik bir altyapı işlevi görüyor” dedi.

Nükleer enerjinin artık ideolojik tartışmaların konusu olmaktan çıktığını söyleyen Cingöz, günümüzde enerji güvenliği, iklim hedefleri ve ekonomik istikrarı aynı anda sağlayabilen az sayıdaki kaynaktan biri haline geldiğini vurguladı. ABD, Fransa, Çin ve Güney Kore gibi ülkelerin nükleeri yeniden enerji politikalarının merkezine aldığını hatırlatan Cingöz, Akkuyu’nun Türkiye’nin bu küresel eğilimi doğru zamanda yakaladığının göstergesi olduğunu ifade etti.

‘ A K K U Y U N G S T U R K I Y E’ N I N E N E R J I G U V E N L I G 1160093 344489

Kesintisiz Baz Yük ve Kalıcı İthalat Azalışı

Akkuyu’nun en önemli katkılarından birinin kesintisiz baz yük üretimi olduğuna dikkat çeken Cingöz, nükleer santrallerin yüzde 85–90 seviyesindeki kapasite faktörleriyle elektrik sisteminin maliyetlerini düşürdüğünü belirtti. Tam kapasiteye ulaşıldığında Akkuyu’nun Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu tek başına karşılayacağını söyleyen Cingöz, bunun yılda 35–40 milyar kilovatsaatlik doğal gaz ve kömür ithalatının ikamesi anlamına geldiğini dile getirdi.

“Nükleer projelerde alım garantileri, yatırımın finansmanını mümkün kılmak için sınırlı süre ve miktar üzerinden kurgulanır. Akkuyu’da da garanti, santralin tüm üretimini ve tüm işletme ömrünü kapsamaz. Dünyada hiçbir nükleer santral 60–80 yıllık tüm üretimini sabit fiyatla satmaz” ifadelerini kullandı. Akkuyu’nun sık yapılan bir başka hatalı değerlendirmesinin de şirket kârlılığı üzerinden yapılması olduğunu belirten Cingöz, “Enerji güvenliği yatırımları bilanço mantığıyla okunmaz. Akkuyu’nun asıl değeri; arz güvenliği sağlaması, fiyat istikrarına katkı sunması, karbon maliyetlerinden koruması ve dış politikada stratejik alan açmasıdır” dedi.

‘ A K K U Y U N G S T U R K I Y E’ N I N E N E R J I G U V E N L I G 1160096 344489

Türkiye’ye Tek Kalemde Gelen En Büyük Yatırımlardan Biri

Havalarını Kötü Gidişi Balık Fiyatlarını Yükseltti
Havalarını Kötü Gidişi Balık Fiyatlarını Yükseltti
İçeriği Görüntüle

Akkuyu’nun aynı zamanda Türkiye’ye tek seferde gelen en büyük stratejik doğrudan yabancı yatırımlardan biri olduğuna dikkat çeken Cingöz, yap–sahip ol–işlet modeliyle kamu bütçesi üzerinde yük oluşturmadan finanse edildiğini söyledi. Bu yönüyle projenin, Türkiye’nin uzun vadeli ve büyük ölçekli altyapı yatırımlarını çekebilen bir ülke olduğunu dünyaya gösterdiğini belirtti. Nükleer güvenlik konusuna da değinen Cingöz, Akkuyu’nun Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) standartları doğrultusunda inşa edildiğini ve işletileceğini ifade etti. Bu standartların dünyadaki en sıkı denetim rejimini temsil ettiğini vurgulayan Cingöz, nükleer enerjinin birim elektrik başına en düşük karbon ayak izine sahip kaynaklardan biri olduğunu söyledi. Nükleer santral sahibi ülkelerin enerji diplomasisinde daha güçlü aktörler haline geldiğini belirten Cingöz, “Bu tür projeler; uzun vadeli planlama yapabilen, uluslararası denetim mekanizmalarını yönetebilen ve krizlere dayanıklı devlet kapasitesinin göstergesidir. Bu da müzakere masalarında güç kazandırır” dedi.

Akkuyu’nun gerçek değerinin ‘kim ne kadar kazanıyor’ sorusuyla değil, ‘Türkiye bu projeyle ne elde ediyor’ sorusuyla anlaşılabileceğini söyleyen Cingöz, sözlerini şöyle tamamladı: “Akkuyu NGS, Türkiye için sadece bir santral değildir. Kesintisiz baz yük, yapısal ithalat ikamesi, yüksek ekonomik çarpan, karbon avantajı, büyük ölçekli yatırım kapasitesi ve uluslararası diplomatik güç üretmektedir. Nükleer enerjiye bugün yatırım yapan ülkeler, yarının enerji ve iklim diplomasisini bugünden şekillendirir. Akkuyu’nun önemi tam da burada yatıyor.”

Kaynak: DHA