Gazetecilerin bayramlaşma töreni istişare buluşmasına dönüştü
Gazetecilerin bayramlaşma töreni istişare buluşmasına dönüştü
İçeriği Görüntüle

Toplumsal yapıda son yıllarda sıkça gözlemlenen tahammülsüzlük, yanlış anlaşılmalar ve bunun neticesinde ortaya çıkan kaba kuvvet eğilimi, uzmanlar tarafından mercek altına alınıyor. Sosyolog ve Aile Danışmanı Süreyya Kocadağ, bireylerin birbirini anlamakta yaşadığı derin krizlerin ve "Biz nasıl bu hale geldik?" sorusunun yanıtının, kitaplardan uzaklaşan toplumsal hafızada saklı olduğunu ifade etti. Bir toplumun en büyük gücünün bireylerinin düşünme ve anlama kapasitesi olduğunu hatırlatan Kocadağ, okumayı alışkanlık haline getirmeyerek bu gücü kendi ellerimizle zayıflattığımız uyarısında bulundu.

Okumayan insan dinlediğini de anlamıyor

Okuma eyleminin sadece entelektüel bir faaliyet değil, zihnin bütünsel bir anlama disiplini olduğunu belirten Süreyya Kocadağ, okumayan bireylerin hayatın her alanında eksik yorumlar ve yüzeysel bakış açılarıyla hareket ettiğini söyledi. Kocadağ, "Okuduğunu anlamayan bir birey, dinlediğini de doğru kavrayamaz. Bir metni kavrayamayan kişi, bir konuşmayı da eksik yorumlar. Bu durum, günlük yaşamda iletişim kopukluklarına, yanlış anlaşılmalara ve kaçınılmaz toplumsal çatışmalara yol açıyor. İnsanlar birbirini dinliyor ama anlamıyor; sorulara cevap veriyor ama doğru yanıtı bulamıyor. Böylece ortak bir dil ve düşünce zemini oluşturamıyoruz" dedi.

Empati yeteneği köreliyor, yerini kaba kuvvet alıyor

Okumanın insani duyguları besleyen yönüne de dikkat çeken Kocadağ, edebiyatın ve yazılı kültürün empati kurma yeteneğini geliştirdiğini aktardı. Bir roman kahramanıyla ağlamanın, bir şiirde kendini bulmanın insanı insan yapan deneyimler olduğunu ifade eden Sosyolog Kocadağ, "Okumayan toplum, duygularını da köreltir. Duygusuzlaşan birey, başkasının acısını görmez, sevinçleri paylaşmaz. Sonuçta ortaya yalnızlaşmış, birbirine yabancılaşmış bir kalabalık çıkar. Sağlıklı tartışma kültürünü kaybeden insanlar, karşıdakini anlamak yerine sadece kendi seslerini yükseltmeye çalışır. Kişiler kendi aralarında birbirlerini anlamadıkları için de çözüm olarak kaba kuvvete yöneliyorlar. Yaşamın içinde her an karşılaştığımız kaba kuvvetin en temel sebebi, birbirimizi dahi anlamamaktır" diye konuştu.

Sessiz çığlığı susturmanın tek yolu kitaplar

Kocadağ, toplumun ortak akıldan uzaklaşarak derin uçurumlara sürüklenmesini engellemek için okumanın yeniden hayatın merkezine konulması gerektiğinin altı çizdi. Kitapların, gazetelerin ve makalelerin zihni besleyen en temel kaynaklar olduğunu hatırlatan Süreyya Kocadağ, "Okuyan birey düşünen, düşünen birey ise sorgulayan ve doğruyu arayan bireydir. Okumak yalnızca bireysel bir eylem değil, toplumsal bir sorumluluktur. Çünkü okuyan toplum anlayan toplumdur. Anlayan toplum ise daha adil, daha özgür ve daha güçlü bir geleceğe yürür" diyerek, toplumun "Beni anlamıyorsunuz!" şeklindeki sessiz çığlığını susturmanın tek yolunun okumayı yeniden en yüksek değer haline getirmek olduğunu sözlerine ekledi.

Muhabir: Ahmet Atala