Gelişen teknoloji ve dijital dönüşüm, hayatın her alanında olduğu gibi güvenlik sektöründe de ezberleri bozuyor. Özellikle yapay zekanın hızla yükselişiyle birlikte son iki yılda üretilen yeni nesil IP kamera sistemleri, nesneleri masadaki detaylarına kadar tanımlayabilme ve analiz edebilme yeteneğine kavuştu. Güvenlik sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte Türkiye genelinde suç oranlarında yüzde 60’a varan düşüşler yaşanırken, akıllı sistemler artık bir lüks olmaktan çıkıp hem evler hem de ticari işletmeler için hayati bir zorunluluk haline geldi.
Pandemi kırılma noktası oldu
Sektörün dinamiklerini ve yaşanan teknolojik devrimi değerlendiren bilişim uzmanı Murat Yiğit, güvenlik sistemlerine olan talebin pandemi dönemiyle birlikte kırılma noktası yaşadığını belirtti. İnsanların evlere kapandığı dönemde işletmelerini uzaktan kontrol etme ihtiyacının farkındalığı artırdığını ifade eden Yiğit, zayıf akım sistemleri olarak adlandırılan bilgisayar altyapısı, yangın ihbar, hırsız alarm ve telekomünikasyon sistemlerinin artık yaşamın merkezinde yer aldığını vurguladı. Günümüzde narenciye, tekstil ve organize sanayi bölgelerindeki fabrikalardan apartman sitelerine kadar her sektörden yoğun talep geldiğini aktaran uzman, yapay zeka entegrasyonu sayesinde IP kameraların gece görüşünde canlı ve araç algılama gibi profesyonel çözümler sunduğunu, küresel ölçekte bu alanda en güvenilir marka olan Hikvision çözümlerine yöneldiklerini ifade etti.
"Yan sanayi ürünler ileriye dönük büyük risk taşıyor"
Güvenlik yatırımlarında en sık yapılan hatanın maliyet odaklı düşünerek yan sanayi (OEM) ürünlere yönelmek olduğunu söyleyen Murat Yiğit, "Apartman sitelerinde ve birçok işletmede önce fiyata bakılıyor. Ancak unutulmamalıdır ki adı üstünde güvenlik sistemleri; biz insanların canını ve malını koruyoruz. Kaliteli ürünün yanı sıra asıl önemli kriter satış sonrası teknik destektir. Elektronik cihazlar sürekli kontrol ve bakım gerektirir. Ucuz ve kalitesiz ürünler, ilk etapta tasarruflu görünse de ileriye dönük çok büyük güvenlik açıkları ve mali kayıplar yaratıyor. Doğru ürün ve kaliteli hizmet felsefesiyle yaklaşan firmalar tercih edilmelidir" dedi.
Sektörde yerli üretimin artması için çok ciddi yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu, bu nedenle teknolojinin halen ağırlıklı olarak Uzak Doğu’dan karşılandığını da sözlerine ekledi.
Bulut kayıt sistemleri hayat kurtarıyor
Ev kullanıcılarının çalışan anne-babalar için bakıcı kameralarına ve hırsız alarm sistemlerine yöneldiğini, işletmelerin ise yüksek kayıt kapasiteli profesyonel sistemleri tercih ettiğini belirten uzman, veri güvenliği konusunda da kritik uyarılarda bulundu. Yaşanan yangın ve doğal afetlerin fiziki kayıt cihazlarına zarar verebildiğine dikkat çeken Yiğit, bu risklere karşı bulut depolama sistemlerinin hayati önem taşıdığını ifade etti. Ayrıca, iş yerlerinde çalışanların güvenliğini sağlayan ve olası fiili ya da sözlü saldırıları kayıt altına alan bu görüntülerin saklanması ve paylaşılması konusunda da yasal sınırların altını çizerek, "Güvenlik kayıtlarının KVKK kanununa göre resmi evraklar dışında üçüncü şahıslarla paylaşılması büyük bir suçtur" uyarısında bulundu.
Teknoloji var oldukça güvenlik sistemlerinin de gelişmeye devam edeceğini belirten uzman, siber güvenliğin de artık sadece kurumsal devlerin değil, en küçük işletmenin bile bünyesinde olması gereken bir zorunluluk olduğunu hatırlattı.


