Birçok kişi, yüz yıkandıktan sonra cildin suyla temas halinde kalmasının nemlendirme sağladığını düşünür. Ancak uzmanlara göre bu yaygın bir yanılgı. Suyun cilt yüzeyinde uzun süre kalması ve havayla temas ederek buharlaşması, cildin koruyucu bariyerini zayıflatıyor. Buharlaşma sırasında yüzeydeki su molekülleri, cildin en üst tabakasındaki doğal yağları ve nem tutucu faktörleri de beraberinde götürüyor. Bu durum; ciltte gerilme hissine, kuruluğa ve hassasiyet artışına yol açabiliyor.

Özellikle kış aylarında ortam neminin düşmesi, buharlaşma hızını daha da artırıyor. Bu nedenle yüz yıkandıktan sonra cildin tamamen ıslak bırakılması yerine, temiz ve yumuşak bir havluyla ya da kağıt havluyla tampon hareketlerle fazla suyun alınması öneriliyor. Uzmanlar, cildin “hafif nemli” bırakılmasının en ideal durum olduğunu vurguluyor.

Saç Yağlanmasını Tetikleyen 5 Büyük Yanlış!
Saç Yağlanmasını Tetikleyen 5 Büyük Yanlış!
İçeriği Görüntüle

İlk 60 saniye kritik

Nemlendirici ürünlerin doğru zamanda uygulanması da büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre, gözeneklerin en açık olduğu ve cildin ürünleri en iyi emdiği zaman dilimi, yıkamadan sonraki ilk 60 saniye. Cilt hafif nemliyken uygulanan serum ve kremler, su moleküllerini ciltte hapsederek buharlaşmayı önlüyor. Cilt tamamen kuruduktan sonra yapılan nemlendirmede ise ürünlerin emiliminin yaklaşık yüzde 40 oranında azaldığı belirtiliyor.

Uzmanlar ayrıca yüz kurulamak için kullanılan havluların hijyenine de dikkat edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Nemli kalan banyo havlularının bakteri oluşumuna zemin hazırladığına dikkat çekilirken, yüz için ayrı ve sık değiştirilen bir havlu ya da tek kullanımlık yüz silme mendillerinin tercih edilmesi öneriliyor. Doğru kurutma ve hızlı nemlendirme alışkanlığı sayesinde özellikle kış aylarında görülen pullanma, kuruluk ve matlık şikayetlerinin büyük ölçüde azaltılabileceği belirtiliyor.

Kaynak: Haber Merkezi