Veli-Der Mersin Temsilciliği, öğretmenlerin emeğini, zamanını ve mesleki özerkliğini gözetmediği gerekçesiyle eleştirdiği OYSS (Ortak Yazılı Sınav Sistemi) uygulamasına karşı basın açıklaması yaptı. Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen açıklamaya; Eğitim-İş Mersin Şubesi, Eğitim-Sen Mersin Şubesi, Hürriyetçi Eğitim Sen Mersin Şubesi ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Şubesi de destek verdi. Basın açıklamasının metnini okuyan Veli-Der Mersin Temsilciliği Eğitim Müfettişi İlhan Topaloğlu, söz konusu uygulamaya karşı sessiz kalmayacaklarını vurguladı.
“Öğretmen veri yükleme memuruna dönüştürülmek isteniyor”
Bakanlığın hayata geçirdiği Ortak Yazılı Sınav Sistemi'nin (OYSS) hukuki ve pedagojik açıdan sakıncalar taşıdığını savunan İlhan Topaloğlu, sistemin öğretmenlerin mesleki yetkilerini sınırlandırdığını belirterek, “Ortaokul ve liselerde yazılı sınavlarının ortak yapılmasını getiren ve 16 dersi kapsayan Ortak Yazılı Sınav Sistemine biz Veli-Der ve eğitim sendikaları olarak karşıyız. Bu sistemle öğretmenin işlevi kısıtlanmakta, öğretmen sadece veri yükleme memuruna dönüştürülmek istenmektedir. Uygulama, öğrencinin yalnızca bilişsel alanını ölçmekte, yayımlanan kılavuz ise hukuki açıdan sorunlar taşımaktadır” dedi.

“Öğretmenin ölçme ve değerlendirmedeki rolü daraltılıyor”
OYSS Uygulama Kılavuzu ile öğretmenlerin soru hazırlama yetkisinin sınırlandırıldığını ifade eden Topaloğlu, soruların merkezî soru havuzundan seçilmesinin öğretmenlerin pedagojik karar alanını daralttığına dikkat çekerek, “Sorular merkezî soru havuzuna bağlanmakta, okul zümrelerinin hazırlayacağı sorular iki soruyla sınırlandırılmakta ve havuz soruları öğretmenlerin erişimine sınavdan yalnızca dört gün önce açılmaktadır. Böylece öğrencisini tanıyan, öğrenme sürecini izleyen ve ihtiyaçlarını belirleyen öğretmenin ölçme ve değerlendirmedeki belirleyici rolü daraltılmaktadır” diye konuştu.
Öğretmenin yalnızca merkezden gönderilen soruları uygulayan ve sonuçları sisteme aktaran bir görevli olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Topaloğlu, öğretmenlerin mesleki birikimlerinin sınav hazırlama ve değerlendirme süreçlerine yansıtılmasının önemine dikkat çekti.
“Standart sınavlar eğitimde eşitliği sağlamaz”
Okulların fiziki koşulları, sınıf mevcutları ve öğrencilerin eğitim olanakları arasında önemli farklılıklar bulunduğunu belirten Topaloğlu, bu farklılıklar dikkate alınmadan uygulanacak standart sınavların eğitimdeki eşitsizlikleri derinleştirebileceğini savunarak, “Kırk kişilik sınıfla on beş kişilik sınıfta aynı öğrenme koşulları bulunmamaktadır. Bu farklılıkları yeterince gözetmeyen, öğretmenin uyarlama imkânlarını sınırlandıran merkezi bir model eğitimde eşitliği sağlayamaz. Öğrencilerin farklı öğrenme süreçlerini yok sayan standartlaştırma, mevcut eşitsizlikleri derinleştirecektir” ifadelerini kullandı.
“Öğretmenlere ek bürokratik yük getiriliyor”
Kılavuz kapsamında sınavların soru bazında puanlarının sisteme girilmesinin öğretmenlere ilave iş yükü oluşturduğunu belirten Topaloğlu, gerekli teknik altyapı ve çalışma koşulları sağlanmadan bu sorumluluğun öğretmenlere yüklenmesine tepki göstererek, “Sınavların okunması ve değerlendirilmesine eklenen bu yükün, yeterli bilgisayar, internet ve çalışma imkânı sağlanmadan öğretmenlerin üzerine bırakılması kabul edilemez. Öğretmenin öğrenciye ve ders hazırlığına ayıracağı zaman, binlerce verinin girişine harcanmamalıdır” dedi.
Öğretmenlerin mevzuatta öngörülmeyen ilave dijital veri işleme yükümlülükleriyle karşı karşıya bırakıldığını ileri süren Topaloğlu, bu tür düzenlemelerin eğitim emekçilerinin mesleki motivasyonunu da olumsuz etkilediğini kaydetti.

“Kılavuz, yönetmeliğin üzerinde olamaz”
OYSS Uygulama Kılavuzu'nun hukuki dayanağına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Topaloğlu, yönetmelik ile kılavuz arasındaki hukuki hiyerarşiye dikkat çekti.
Topaloğlu, “Yasal düzenlemelerin hiyerarşik sıralamasına göre yönetmelik, kılavuzdan üstündür. Kılavuz, yönetmeliği açıklamak ve uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla yayımlanır; yönetmeliğin verdiği yetkileri kısıtlayamaz, daraltamaz ya da yönetmeliğe aykırı yükümlülükler getiremez. Yönetmelik ile tanınan yetkilerin, alt düzenleme niteliğindeki kılavuzla etkisizleştirilmesi doğru değildir. Yönetmeliğin öngördüğü kademeli yetki ve yerel karar mekanizmaları devre dışı bırakılarak bütün süreç doğrudan merkezî yazılıma devredilmektedir” diye konuştu.
“Eğitimde ölçme ve değerlendirme eğitimcilere bırakılmalı”
Öğretmenlerin yıllardır eğitim programlarından ders kitaplarına, öğretim süreçlerinden ölçme ve değerlendirmeye kadar pek çok alanda söz hakkının sınırlandırıldığını savunan Topaloğlu, yeni sistemle öğretmenlerin kendi öğrencilerine yöneltecekleri soruları belirleme yetkilerinin de daraltıldığını ifade etti.
Soru havuzundan seçilecek soruların hatalı veya öğrencilerin seviyesine uygun olmaması durumunda sorumluluğun kime ait olacağı sorusunu gündeme getiren Topaloğlu, öğretmenliğin hazır soruları uygulamak ve sonuçları sisteme işlemekten ibaret teknik bir faaliyet olmadığını beliterek, açıklamayı şu sözlerle tamamladı: “Eğitimde niteliği artırmak istiyorsak, ‘Ben yaptım, oldu’ anlayışını bir kenara bırakmalı; öğretmenlerin mesleki özerkliğine saygı duyulmalı, hukuka uygun ve kapsayıcı düzenlemeler yapılmalıdır. Öğretmenlerin mesleki özerkliğini sınırlandıran bu düzenlemeye ilişkin ciddi kaygılar taşıyoruz. Bu gerekçelerle Milli Eğitim Bakanlığının Ortak Yazılı Sınav Sistemi uygulamasına karşıyız. Bir an önce bu uygulamadan vazgeçilmelidir. Daha adil, daha bilimsel ve daha gerçekçi bir ölçme değerlendirme sistemi mümkündür. Eğitimde ölçme ve değerlendirme eğitimcilere bırakılmalıdır.”


