Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’deki ceza adalet sisteminin gazetecileri susturmak amacıyla bir araç olarak kullanılmasını eleştirerek yetkililere acil bir çağrıda bulundu. Yapılan açıklamada, özellikle yolsuzluk iddiaları gibi kamu yararını ilgilendiren konularda haber yapan gazetecilere yönelik baskıların, ifade özgürlüğü ve medya özgürlüğüne doğrudan bir saldırı olduğu vurgulandı. Örgüt, gazetecilerin yalnızca hayati önemdeki mesleklerini icra ettikleri için hedef alınmasına derhal son verilmesini talep etti.
"Yasalar sansür aracı olarak kullanılıyor"
Açıklamada, Türk Ceza Kanunu’ndaki bazı maddelerin eleştirel sesleri bastırmak için araçsallaştırıldığına dikkat çekildi. Özellikle kamuoyunda "dezenformasyon yasası" olarak bilinen 217/A maddesinin, aşırı geniş ve muğlak yapısı nedeniyle ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yarattığı ifade edildi. Verilere göre bu maddenin yürürlüğe girmesinin ardından binlerce soruşturma açıldığı ve sanıkların büyük çoğunluğunun medya çalışanı olduğu belirtildi. Ayrıca "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "Türk milletini aşağılama" gibi suçlamaları içeren 299 ve 301. maddelerin de özgür ifadeleri susturmak için kullanıldığı, sadece 2024 yılında bu kapsamda on binlerce kişi hakkında dava açıldığı bilgisi paylaşıldı.
Tutuklu gazeteciler için "derhal serbestlik" talebi
Af Örgütü, yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan isimleri tek tek sıralayarak bu baskıların son dönemdeki örneklerini sundu. Tele 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın "siyasal casusluk", muhabirler Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" ve Pınar Gayıp’ın haber takibi nedeniyle "terör örgütü üyeliği" suçlamalarıyla tutuklu bulundukları hatırlatıldı. Furkan Karabay ve Zafer Arapkirli gibi isimlerin de temelsiz davalar ve hapis cezalarıyla hedef alındığı vurgulanarak, bu isimlerin ve benzer durumdaki diğer kişilerin derhal serbest bırakılması istendi.
Medya alanı her geçen gün daralıyor
Türkiye’de medya alanının son yıllarda ciddi şekilde daraldığını ifade eden Uluslararası Af Örgütü, RTÜK’ün ağır para cezaları ve lisans iptalleri ile eleştirel yayın yapan kuruluşları sansürlediğini belirtti. Tele 1 kanalına kayyım atanması ve varlıklarının gerçek değerinin altında bir bedelle satışa çıkarılması gibi uygulamaların bağımsız haberciliği bitirme noktasına getirdiği uyarısında bulunuldu. Yetkililere seslenen örgüt, uluslararası insan hakları hukuku standartlarına uyulması, gazetecileri hedef alan tartışmalı yasaların yürürlükten kaldırılması ve ifade özgürlüğünün korunduğu elverişli bir ortamın oluşturulması gerektiğini önemle vurguladı.




