“Öncelikle kil ocağından büyük küçük kayalar halinde toprak geliyor” diyen Çanak- Çömlek ustası Makal “ Sonrasında biz bu toprağı çekiç yardımı ile kırıp çamur yapmak için 3 ton kapasiteli çamur havuzunda su yardımı ile yumuşatıyoruz sonrasında dinlendirip belli bir kıvama gelmesi için yaklaşık bir hafta bekliyoruz. Ardından yoğurma makinesinde hepsi aynı kıvamı bulana kadar yoğuruyoruz ve yoğurma makinesine silindir başlık takıp çamuru rulo halinde çıkartıp bir gün dinlenmesini bekliyoruz. Üretim için hazır hale gelip işlemeye başlıyoruz. Mevcut siparişe göre çarkta ellerimizle formunu verip kulplama işlemi yapılacaksa ertesi gün kulpunu yapıştırıp kuruması için raflara diziyoruz tam kuruması 2 hafta sürüyor ve fırınlama aşamasına geçiyoruz. Fırınlama için sarı çam odun kullanıyoruz ve dereceyi aşamalı olarak 12 saat de 1.000 dereceye ulaştırıp fırınlama aşamasını bitirip ürünü satış aşaması ile sonlandırıyoruz” ifadelerinde bulundu.

“Kullandığımız kil, turkuaz-mavi kil olarak da bilinir,” diyen Makal, “Toprağın olmazsa olmaz kriterleri kaygan ve sünme özelliğine sahip olmasıdır. Çorak toprak kullanılmaz” dedi.

Whatsapp Image 2026 03 28 At 17.19.08

Çömlekçilikle 7 yaşında tanışan Yasin Makal, o günden itibaren çark başında çömlek üretimiyle ilgileniyor. 12 yaşında kalfalığa adım atan Makal, ustasının verdiği işleri eksiksiz yapabilecek düzeye ulaştı. Ortaokulu tamamladıktan sonra mesleğini seçen Makal, 16 yaşında Türkiye’nin en genç ustası unvanını alarak ustalar arasında ilk üçte yer aldı. Usta Makal “Çömlekçilikle tanışma hikayem doğuştan bu mesleğin içinde yer almam sayesinde oldu. Şuan 30 yaşında Türkiye’nin en genç üstadı unvanına sahibim hatta yurt dışındaki ustalar arasında ilk 3 içindeyim. Bize dededen gelen bir miras çömlekçilik. Benim ustam babamdır. İlk çark deneyimim 7 yaşında başladı ve aşırı keyif almıştım. O gün bu gündür çarkta çalışmayı hayatımın bir parçası olarak vazgeçilmezim haline getirdim. İlk kalfalığa adım atışım 12 yaşımda oldu, ustamın verdiği tüm işleri eksiksiz yapabilen aktif bazı siparişlere hitap edebilen durumdaydım. Orta okulu bitirdikten sonra ailem okuyup okumayacağımı sordu ancak ben mesleğimi seçtim ve mesleğim üzerinde kendimi geliştirmeye başladım 16 yaşımda Türkiye’nin en genç ustası unvanını aldım. Gelen müşteriler şok oluyordu bu yaştaki yeteneğime. Beni en çok etkileyen ve ilham kaynağım olan en büyük amcamdı. Amcam’da 17 yaşında usta olmuş ve bu çok etkileyiciydi benim için. Ben onu geçeceğim hırsı beni büyüttü ve yaptığı eserlerden ilham alarak bu günlere geldim” dedi.

"Kendime özgü bir tarz yarattım"

Ürettiği eserlerde kendine özgü bir tarz geliştiren çanak-çömlek ustası Yasin Makal, farklı ülkelerdeki ustalardan ve tekniklerden ilham aldığını da belirtti. Usta Makal “Ürettiğim eserlerde belirli bir tarzım var. Bu tarzım, çok fazla yabancı ustanın Uzak Doğu, Fransa bölgesi gibi İngiltere ve İtalya’daki videolarını izlememden kaynaklanıyor. Oradaki tekniklerle bizim tekniklerimiz çok farklı, ama ben onlardan aldığım tekniklerle kendi tekniklerimi birleştirip kendime özgü bir tarz yarattım. Hatta şu an Nevşehir’deki ustalar bana dönüp “Senin tarzın çok değişik” diyorlar. Bu da dediğim gibi, bir avatar gibi düşünülebilir; tüm ustalardan birikmiş bir tarzdır benim tarzım. Yani, tek bir ustada birleşiyor tüm dünyadaki ustaların teknik ve tarzları. Tarzım buradan gelmektedir. Kültürel etkiler de elbette var. Tasarımlarımda Uzak Doğu’nun, Çin’in yanı sıra Fransa, İtalya, İngiltere ve Türkiye’nin çeşitli etkilerini de görebilirsiniz” dedi.

Ekran Görüntüsü 2026 03 28 172036

"Tüm çamurun aynı kıvamda olması gerektiğini öğretiyoruz"

Atölyelerinde yeni başlayan kursiyerlere çömlek yapımını adım adım öğreten Yasin Makal, deneyimsiz kişiler için uyguladıkları öğrenme sürecini anlattı. Usta Makal "Şöyle bir başlangıç yapıyoruz. Öncelikle biz zamanında, yani amcalarım, babalarım, hatta ben bile ustalığım boyunca, yani usta olma süresine gelene kadar, çamurumuzu ayakta hazırlıyorduk. Elimizle, ellerde yoğuruyorduk. Bu şekilde bir çıraklık serüvenimiz vardı. Şimdi biz de gelen, buraya deneyimlemek isteyen kursiyerlerimize, şu şekilde bir yaklaşım yapıyoruz. Öncelikle çamuru elle yoğurmalarını sağlıyoruz. Tabii onlara çamuru ayaklarla deptirmiyoruz, bastırmıyoruz. Mantığını anlamaları için önce çamuru elle yoğurmalarıyla başlatıyoruz. Sonrasında mesleğin en önemli faktörü, olmazsa olmazı çamuru çarka merkezleyebilmek. Çarkta o çamur merkezlenmezse ben ne kadar usta olursam olayım, ben bile o ürünü yapamam. Mantık olarak ilk başta bunu talebelere geçiriyoruz. Önce merkezi kavramalarını, çamurun iyi yoğrulması gerektiğini, tüm çamurun aynı kıvamda olması gerektiğini öğretiyoruz. Bu şekilde bir öğrenim süreci başlıyor.

Sonrasında artık kendileri de deneyimleyip o hissi alınca, bizim ne demek istediğimizi daha iyi anlıyorlar ve bu şekilde ilerleme devam ediyor. Daha sonrasında işte içinin açılması, formun şekillendirilmesi, çamurun sündürülüp inceltilip yükseltilmesi. Bunlar zor aşamalar, uzun soluklu aşamalar. Ama dediğim gibi önce temel yoğurma ve merkezleyebilme. Zaten o merkezleme mesleğin yarısını öğrendin demektir. Yani onu merkezleyebiliyorsan başarmışsın demektir” ifadelerinde bulundu.

Atölyede kursiyerlerin elde ettiği kazanımları anlatan Usta Makal, katılımcıların buradan çoğunlukla manevi kazanımlarla ayrıldığını belirtti. Makal, “Katılımcılar genelde buradan şöyle kazanarak ayrılıyorlar. Birincisi, enerjilerini toprağa veriyorlar. Yani maddi kazançtan daha çok manevi kazançlar elde ediyorlar. İkincisi, bir meditasyon gibi düşünün, ruhlarını dinlendiriyorlar. Üçüncüsü, daha sağlıklı düşünüp karar verebiliyorlar ve kendilerini huzurda hissediyorlar. Bu şekilde maneviyatı yüksek kazanımlar elde ediyorlar. Mali kazanç açısından ise, üretim safhasına gelmeden, yani bir ürün meydana getirmeden maddi kazanç sağlanamaz. Önce üretmek gerekir; maddi kazancın en temel noktası üretimdir. Üretmeyi başarıyorsa, maddi kazancı da gelecektir. Bizim buraya gelen kursiyerlerimiz genelde manevi kazanç için geliyor. Biz de zaten bunları bu şekilde iletiyoruz ve kursiyerler bunun bilincinde, farkında. Bu şekilde kazançlar sağlanıyor” dedi.

Ekran Görüntüsü 2026 03 28 172103

TÜİK bitkisel ürün denge tablolarını açıkladı
TÜİK bitkisel ürün denge tablolarını açıkladı
İçeriği Görüntüle

"Yurt dışındakiler, gelenekselliği daha çok ön planda tutuyor"

Geleneksel çömlekçilik ile modern tasarım anlayışını bir araya getiren Yasin Makal, bu süreçte hem gelenekselliği korumanın hem de yenilikçi ürünler üretmenin önemine dikkat çekti. Makal, “Geleneksel çömlekçilik tekniklerini ben hiçbir zaman için bırakmadım. Şu an, şu güne kadar ben halen geleneksel çömlekçiliği üretimini yapıyorum. Yurt dışına ben bunların bir bölümünü pazarlıyorum. Çünkü yurt dışındakiler, gelenekselliği daha çok ön planda tutup, daha çok sahiplenen bir yapıya sahip. Yurt dışındaki insanlar için söylüyorum. Maalesef Türkiye'mizde bu biraz daha geri planda. Çok yaygın bir anlayış değil. Ama yavaş yavaş ülkemizde de bu anlayış yaygınlaşıyor. Şimdi geleneksellikten daha çok, yani modernliğe geçmek istemiyorum. Çünkü benim gibi geleneksel bu işi yapan Türkiye'de tek, bir tek ben varım. Yani şu an geleneksel olarak bu mesleği icra eden bir tek ben varım. Ben de geleneksellikten kopmak istemiyorum. Ha, illaki modern tasarımlarım oluyor. Geleneksel ve moderni birleştirip güzel ürünler çıkartıyorum. Şöyle bir anlayışa sahibim. Şöyle bir denge kuruyorum ben bununla ilgili . Bundan önceki şeyde bahsetmiştim Uzak Doğu'dan, Avrupa'nın belli yerlerinde, yabancı ustaları izliyordum. Onların teknikleriyle, onlar da günden güne kendilerini geliştiriyorlar, moderne ayak uydurmaya çalışıyorlar. Ondan dolayı, ben de dönüp, onların teknikleriyle kendi tekniğim ve geleneksellikleri birleştirip yenilikçi ürünler çıkartıyoruz. O şekilde, sürdürüyoruz gelenekselliği ve modernliği. En çok zorlayan da ve heyecanlandıran şu: şimdi yeni ürünler var. Mesela makine ürünleri var. Böyle oyma tarzında, baskı kalıp tarzında. Şimdi ben bunları elde şekillendirip ve elde bunların kabartmasını kendi elimle yapmam beni çok heyecanlandırıyor. Ve büyük ürünler yapmak, bir metre, bir metre yirmi santim, bir metre seksen santim, iki metre. Yani bu tarz, büyük ürünleri yapmak beni çok heyecanlandırıyor ve aşırı keyif alıyorum bu ürünleri yaparken. Bu şekilde. Ayrıyeten bu ürünleri yaparken de çok zorlanıyorum. Yani çok meşakkatli bir süreç. Uzun soluklu bir süreç ve çok zorlayıcı bir süreç. Ama yine de keyif almama engel değil. Güzel de oluyor yani. Ben seviyorum bu tarz ürünleri üretmeyi” sözlerine yer verdi.

"Gelin testisi üretimi ağırlıkta"

Geleneksel çömlekçilikle hem günlük kullanıma hem de dekoratif amaçlara hizmet eden Yasin Makal, atölyesinde ürettiği ürünleri ve kullanım alanlarını da paylaştı. Makal “ Bizim ürettiğimiz ürünler, bir gıda olarak şu an bir yoğurt tutmaya kullanılmaya uygun. Ayrıyeten, peynir basma, işte geleneksel dediğimiz peynir basma, çömleklerimiz var. Şu an onlar zaten bizim esas üretim önceliğimiz. Birinci sırada çömlek peyniri gelir. Geleneksel peynir çömleği diye adlandırılır. Tahsiz çömleği diye de bilinir. Bunu üretiyoruz. Bu şekilde kullanımı var. Ayrıyeten, bu yaprak dolma, sarma, yani bu tarz yemeklerin ağırlığına katılması için yaprak taşı dediğimiz ürünlerimiz var. Su testisi var, cere dediğimiz. Bunlar şu an halen günümüze kadar kullanılanlardır, top-güveç dediğimiz ama onu biz üretmiyoruz. Bizim toprağımız ona elverişli değil. Bizim ürettiğimiz ürünlerin bu şekilde kullanımları var. Dekorasyon açısından peyzaj, bahçe düzenleme, yani bir evinin köşesine bir vazo düşünüp, bu tarz dekor ürünlerini de yapıyoruz. Bunlar da mevcut. Ama dediğim gibi önceliğimiz geleneksel peynir çömleği. Şu an bir de üretimi var ağırlık olarak. Bu kınalarda kırılan kına testisi, gelin testisi dediğimiz testi var. Onların üretimi şu an ağırlıkta. Şu an onlardan üretiyorum” dedi.

Kaynak: Gamze Demir