Sınav dönemine girilmesiyle birlikte öğrencilerde kaygı ve stres düzeyinde gözle görülür bir artış yaşanıyor. Özellikle LGS ve YKS gibi geleceği belirleyen sınavların yaklaşması, gençlerin zihinsel yükünü artırırken ailelerin tutumu da bu sürecin en belirleyici unsurlarından biri haline geliyor. Odaklanma ve dikkat eksikliği uzmanı Süreyya Kocadağ, sınav kaygısının doğru yönetildiğinde motive edici olabileceğini ancak kontrolsüz hale geldiğinde öğrencinin performansını olumsuz etkilediğini vurguluyor. Bu nedenle hem öğrencilerin hem de ailelerin sınav kaygısını doğru tanıması ve sağlıklı yöntemlerle yönetmesi büyük önem taşıyor.

Sınav Kaygısı Içinde Genç Kadın

Sınav kaygısı nedir ve neden artıyor?

Sınav kaygısı, öğrencilerin sınav öncesinde ve sınav anında yaşadığı yoğun stres ve endişe hali olarak tanımlanıyor. Uzman Kocadağ’a göre stres, hayatın önemli dönemeçlerinde ortaya çıkan doğal bir tepki. Ancak bu durum aşırıya kaçtığında kaygıya dönüşüyor ve öğrencinin zihninde başarısızlık senaryoları üretmeye başlıyor. Bu da dikkat dağınıklığına, konsantrasyon kaybına ve performans düşüşüne yol açıyor.

Özellikle ortaokul, lise ve üniversite çağındaki öğrencilerde kaygı düzeyinin daha yüksek olduğu görülüyor. Ortaokulda LGS hazırlığı ve ergenlik süreci, lisede üniversiteye giriş baskısı, üniversite döneminde ise mezuniyet sonrası sınavlar bu kaygıyı artıran başlıca etkenler arasında yer alıyor. Kocadağ, “Sınav kaygısı öğrencilerin büyük bir kısmında görülür ve sınav yaklaştıkça daha da belirgin hale gelir” diyor.

Aile baskısı ve sosyal medya etkisi

Sınav kaygısının en önemli nedenlerinden biri aile ve çevre baskısı. Uzman Kocadağ’a göre, yüksek beklenti ve sürekli başarı vurgusu öğrencinin özgüvenini zedeleyebiliyor. Bu durum zamanla motivasyon kaybına ve psikolojik yıpranmaya neden oluyor. Özellikle “başarısız olursam ne olur” düşüncesi öğrencinin zihninde büyüyerek kaygıyı derinleştiriyor.

Öte yandan sosyal medya da bu süreci etkileyen unsurlar arasında. Öğrenciler zamanlarını verimli kullanamadıklarını düşündüklerinde kaygı yaşayabiliyor. Ayrıca sürekli başarı hikâyeleriyle karşılaşmak, bazı gençlerde yetersizlik hissini artırabiliyor. Rekabet ortamı kimi zaman motive edici olsa da, kontrolsüz olduğunda baskı unsuru haline gelebiliyor.

Mersin'de emeklilerden "Sefalet zulmüne son" mitingi
Mersin'de emeklilerden "Sefalet zulmüne son" mitingi
İçeriği Görüntüle

Sınav kaygısının belirtileri neler?

Sınav kaygısı hem fiziksel hem de psikolojik belirtilerle kendini gösteriyor. Fiziksel belirtiler arasında çarpıntı, terleme, mide bulantısı, baş ağrısı ve uyku bozuklukları öne çıkıyor. Bazı öğrencilerde nefes darlığı ve kas gerginliği de görülebiliyor.

Psikolojik belirtiler ise daha çok zihinsel süreçleri etkiliyor. Yoğun endişe, başarısızlık korkusu, dikkat dağınıklığı ve olumsuz düşünce kalıpları bu belirtilerin başında geliyor. Uzmanlar, bu durumun uzun vadede özgüven kaybı, depresyon ve tükenmişlik gibi daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Aşırı kaygı, öğrencinin sınav sırasında bildiklerini dahi hatırlayamamasına neden olabiliyor.

Öğrenciler sınav kaygısıyla nasıl başa çıkabilir?

Uzman Süreyya Kocadağ, sınav kaygısıyla başa çıkmak için öncelikle kaygının doğal bir duygu olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguluyor. Öğrencilerin “başarabilirim” gibi olumlu iç konuşmalar geliştirmesi, gerçekçi hedefler belirlemesi ve düzenli bir çalışma planı oluşturması önemli adımlar arasında yer alıyor.

Bunun yanı sıra nefes egzersizleri, fiziksel aktivite ve sağlıklı uyku düzeni kaygıyı azaltmada etkili yöntemler olarak öne çıkıyor. Deneme sınavlarıyla gerçek sınav ortamına alışmak da öğrencinin stres seviyesini düşürebiliyor. Gerektiğinde psikolojik destek alınması ise sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından kritik görülüyor.

Ailelere düşen görevler neler?

Ailelerin bu süreçteki yaklaşımı, öğrencinin kaygı düzeyini doğrudan etkiliyor. Uzmanlara göre aileler, çocuklarına gerçekçi hedefler sunmalı ve sınavı hayatın tek belirleyicisi olarak göstermemeli. Destekleyici ve anlayışlı bir tutum, öğrencinin psikolojik dayanıklılığını artırıyor.

Kocadağ, “Çocukların duygularını ifade edebileceği bir ortam sağlamak çok önemli. Baskı yerine destek, kıyas yerine anlayış ön planda olmalı” ifadelerini kullanıyor. Ailelerin bu yaklaşımı, öğrencinin hem sınav performansını hem de genel ruh sağlığını olumlu yönde etkiliyor.

Kaynak: Hülya Uygur