Türkiye’de boşanma oranlarındaki artış, yalnızca istatistiklerle değil mahkeme salonlarındaki yoğunlukla da kendini gösteriyor. Özellikle evliliğin ilk yıllarında açılan boşanma davalarındaki artış dikkat çekerken, çiftleri bu noktaya getiren nedenler de değişiyor. Son yıllarda boşanma vakaları artıyor. İnsanlar birbirlerini idare etmek yerine mutsuzluklarını erken fark edip boşanma sürecine koyuluyor. Boşanma sürecine giren evli çiftler genelde tek bir sorundan ziyade üst üste gelen küçük problemlerin büyümesinden kaynaklı bu sürece girişiyor. Çözülmeyen sorunlar, ardı arkası kesilmeyen problemler, boşanma sürecini hızlandırıyor. Boşanma Avukatı Nazlı Girgin, sahada karşılaştıkları dosyalardan yola çıkarak boşanma süreçlerinin perde arkasını sitemize anlattı. Son yıllarda boşanma davalarının arttığını söyleyen Girgin “Boşanma davalarında ciddi bir artış var. Bunu sadece istatistiklerden değil dosya sayısından ve duruşma salonlarının yoğunluğundan da anlıyoruz. Eskiden çok uzun yıllardır evli kalan çiftler boşanma davası açarken artık evliliğin ilk birkaç yılında açılan boşanma davaları oldukça arttı. İnsanlar, idare etmek yerine mutsuzluklarını daha erken fark edip hukuki yola başvuruyor" diye konuştu.

Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç Basın Mensuplarıyla Kahvaltı Programında Buluştu
Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç Basın Mensuplarıyla Kahvaltı Programında Buluştu
İçeriği Görüntüle

"Küçük Meseleler Birikerek Ağırlaşıyor"

İnsanların birbirlerine tahammül seviyelerinin gün geçtikçe daha da azalmış durumda olduğunu söyleyen Girgin, evli çiftler ilk aylarda birbirlerine gösterdikleri ilgi ve alakayı zaman geçtikçe göstermemeye başlıyor dedi. Küçük sorunların da üst üste geldiğini söyleyen Girgin “Aslında tek bir büyük olaydan çok küçük ama sürekli tekrar eden sorunlar var. İlgisizlik, saygının azalması, sürekli eleştirilmek, anlaşılmadığını hissetmek, güven sarsılması ve psikolojik baskı. Fiziksel şiddet kadar görünmeyen ama yıpratıcı olan psikolojik ve ekonomik şiddet de artık çok daha net dile getiriliyor. Küçük mesele denilen şeyler aslında birikerek ağırlaşıyor” ifadelerini kullandı.

Ekonomik Özgürlüğü Olan Kadınlar Kendi Ayakları Üzerinde Duruyor

Kadınların ekonomik özgürlüğü, boşanma kararını daha bağımsız ve özgür bir şekilde verebilmelerini sağladığını vurgulayan Girgin, "Geçmişte birçok kadın, yalnızca maddi kaygılar nedeniyle evliliğini sürdürmek zorunda kalıyordu. Günümüzde ise ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilen kadınlar, mutsuz oldukları evliliklerde daha kararlı adımlar atabiliyor. Kadınların ekonomik özgürlüğü, boşanma kararını daha özgür verebilmelerini sağladı. Eskiden birçok kadın sadece maddi kaygılar nedeniyle evliliğini sürdürüyordu. Bugün ise 'katlanmak zorunda değilim' diyebilen daha bilinçli bir profil görüyoruz. Bu da boşanma süreçlerinin hem daha kararlı hem de daha hızlı ilerlemesine yol açıyor” şeklinde konuştu.

Boşanma süreçlerindeki en hassas konunun çocuk olduğunun altını çizen Girgin, “Hukukun bu noktada en hassas olduğu konu çocuğun üstün yararıdır. Velayet, kişisel ilişki ve nafaka kararları tamamen çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimi gözetilerek verilir. Mahkemeler, sadece Medeni Kanunumuza değil Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi gibi evrensel kanunlara da dayanarak karar vermektedir" ifadelerini kullandı.

Boşanmaya sebebiyet veren davranışların en başında iletişim olduğunu söyleyen Girgin ”En yaygın nedenler arasında sadakatsizlik, şiddet, güven sarsıcı davranışlar ve sorumluluk paylaşımındaki dengesizlik var. Günlük hayatta ise en büyük sorun iletişimin olmaması. Konuşulmayan, bastırılan problemler zamanla hukuki bir uyuşmazlığa dönüşüyor” dedi.

"Sağlıklı İletişim Varsa Ekonomik Zorluklar Aşılıyor"

Boşanmada ekonomi dışında çeşitli sebeplerin olduğuna dikkat çeken Girgin “Ben iletişim sorunlarının temel olduğunu düşünüyorum. Ekonomik problemler çoğu zaman çözülebilir ama iletişim koptuğunda en küçük mesele bile büyük bir krize dönüşüyor. Sağlıklı iletişim varsa ekonomik zorluklar aşılabiliyor yoksa bolluk içinde bile evlilikler yürümüyor. Evliliğe bakış açısı önemli ölçüde değişti. Artık evlilik bir zorunluluk olarak değil duygusal tatmin, eşitlik, saygı ve bireysel alan beklentisi içinde bir ortaklık olarak görülüyor. Bu beklentiler karşılanmadığında insanlar buna katlanmak, normalleştirmek yerine sorguluyor. Bu da boşanma kararlarının daha hızlı alınmasına neden oluyor” diye konuştu.

Boşanma sürecinde taraflara önemli tavsiyelerde bulunan Girgin, "Öncelikle duygularla değil, sağduyu ile hareket etmelerini öneririm. Özellikle çocuk varsa karşı tarafa 'kaybetmesi gereken bir düşman' gibi davranmamak çok önemli. Boşanmayı bir hesaplaşma değil, kapanış süreci olarak görsünler. Haklarını bilerek ama süreci daha fazla birbirini yıpratmadan ilerletmek hem hukuken hem de psikolojik olarak en sağlıklısı” ifadelerini kullandı.

Nafaka konusundaki yaygın algılara da değinen Girgin, “Bu algı hukuken doğru değil. Nafaka, cinsiyete göre değil tarafların ekonomik durumuna ve kusur durumuna göre belirlenir. Günümüzde kadının geliri erkekten fazlaysa kadının nafaka ödediği dosyalarımız da var” dedi.

Muhabir: Gamze Demir