2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla konuşan Mersin Otizm Derneği Başkanı Hatice Gevher, hem bir anne hem de bir gönüllü olarak yaşadıklarını paylaştı. Dört çocuk annesi Gevher, en küçük kızı Mina’nın henüz 2 yaşındayken otizm tanısı almasıyla hayatlarının tamamen değiştiğini anlattı. Bu süreçte yaşadıkları zorlukların kendisini yalnızca bir ebeveyn değil, aynı zamanda otizmli bireyler için mücadele eden bir dernek başkanına dönüştürdüğünü ifade etti.

Bu sürecin aynı zamanda bir mücadele başlangıcı olduğunu belirten Gevher:” Nasıl yardımcı olabiliriz, nasıl ilerleyebiliriz?” diye sürekli çözüm aradık. Bu süreç aslında benim gönüllülük yolculuğumun da başlangıcı oldu. 2 yaşından sonra hayatımı büyük ölçüde kızımın gelişimine adadım. Zamanla farklı yerlerde aile birliği çalışmalarında görev aldım. Yorulduğum dönemler de oldu ama hiç vazgeçmedim. Daha sonra yolumuz Mersin’le kesişti.Buraya geldiğimde arkadaşlarım beni dernek başkanlığına layık gördü. Ben de elimden geldiğince bu görevi yürütmeye çalışıyorum. Kendi çocuğumdan yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Dördüncü çocuğum olduğu için gelişim farklarını daha net fark ettim. 6 aylıkken geçirdiği hastalıktan sonra gelişiminde gerilikler gözlemledim. Diğer çocuklarımla kıyasladığımda özellikle konuşma ve bazı becerilerde geri kaldığını gördüm. Otizm her çocukta farklı ilerliyor. Parmak izi gibi… Kimi çocuk 3-4 yaşına kadar normal gelişim gösterip sonra farklılaşabiliyor, kimi çocuk hiç konuşmayabiliyor. Bu yüzden erken müdahale çok önemli. Ne kadar erken fark edilirse, o kadar yol alınabiliyor. Özellikle 0-7 yaş arası kritik bir dönem” ” diyerek erken müdahalenin önemine dikkat çekti.
Türkiye’de rehabilitasyon ve gündüz bakım merkezlerinin yetersiz kaldığını belirten Gevher, ailelerin büyük zorluklar yaşadığını dile getirdi. Özellikle çalışan ailelerin çocuklarını bırakabilecekleri güvenli alanların sınırlı olduğunu söyleyen Gevher, mevcut hizmetlerin ihtiyacı karşılamadığını vurguladı.
Mersin özelinde değerlendirmelerde bulunan Gevher, kentte binlerce otizmli çocuğun bulunduğunu ve bu sayının her geçen yıl arttığını belirtti. Dünya genelinde de otizm oranlarının yükseldiğine dikkat çekerek, bu durumun artık görmezden gelinemeyecek bir toplumsal gerçek olduğunu söyledi.
“Otizm sadece bir gün değil, her gün farkındalık gerektirir”
2 Nisan’ın sembolik bir gün olduğunu ancak farkındalığın yılın her günü sürmesi gerektiğini belirten Gevher, otizmli bireylerin ve ailelerinin günlük yaşamda ciddi zorluklarla karşılaştığını ifade etti. Toplumda otizme yönelik yanlış algılar bulunduğunu söyleyen Gevher, her otizmli bireyin özel yeteneklere sahip olmadığını, bazı çocukların çok ağır tablolarla yaşam mücadelesi verdiğini vurguladı. Gürültü, kalabalık ve ani değişimlerin çocuklar üzerinde ciddi etkiler yarattığını belirten Gevher, bu nedenle sosyal alanların daha kapsayıcı hale getirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Otizmli bireylerin kendilerini ifade etmekte zorlandığını ve bu nedenle ailelerin büyük bir sorumluluk üstlendiğini belirten Gevher, “Aileler için en zor konulardan biri de gelecek kaygısı. “Bizden sonra ne olacak?” sorusu her anne babanın aklında. Çünkü bu çocuklar çoğu zaman kendi başlarına hayatlarını sürdürebilecek durumda olmuyor. Dernek olarak biz de bu noktada ailelere ve çocuklara destek olmaya çalışıyoruz. Etkinlikler düzenliyoruz, sosyal alanlar oluşturuyoruz. Spor, müzik ve sanat faaliyetleriyle çocukların gelişimine katkı sağlamaya çalışıyoruz. “Otizmin tüm renkleri” adlı bir proje yürütüyoruz. Hafta sonları çocuklar geliyor, etkinliklere katılıyor. Aileler de biraz olsun nefes alabiliyor. Çünkü gerçekten çok yorucu bir süreç. Bizim için bu bir gönül işi. Maddi bir karşılığı yok ama manevi olarak çok büyük bir anlam taşıyor. Çocuklarla aramızda çok güçlü bir bağ oluşuyor. Hepsini kendi çocuğum gibi görüyorum. Otizm sadece bir gün hatırlanacak bir konu değil. Bu çocuklar ve aileleri her gün bu hayatı yaşıyor. O yüzden daha fazla anlayışa, daha fazla desteğe ve daha fazla farkındalığa ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.
Dernek çalışmaları umut oluyor
Mersin Otizm Derneği’nin yürüttüğü çalışmalar hakkında da bilgi veren Gevher, derneğin çocuklar ve aileler için bir nefes alanı haline geldiğini söyledi. Spor, müzik ve sanat etkinlikleriyle çocukların sosyal hayata katılımını desteklediklerini belirten Gevher, gönüllülerin katkısının büyük önem taşıdığını ifade etti. “Otizmin tüm renkleri” projesi kapsamında önemli adımlar attıklarını söyleyen Gevher, hafta sonları düzenlenen etkinliklerle hem çocukların gelişimine katkı sağladıklarını hem de ailelere kısa da olsa bir mola imkânı sunduklarını dile getirdi. Ayrıca farkındalık yürüyüşleri, kamplar ve sosyal etkinliklerle otizmin görünürlüğünü artırmayı hedeflediklerini belirten Gevher, tüm kurum ve bireylere destek çağrısında bulundu.
“Bu bir gönül işi”
Gevher, dernek çalışmalarının maddi bir karşılığı olmadığını ancak manevi olarak büyük bir anlam taşıdığını belirterek, “Bu iş sevmeden yapılmaz” dedi. Otizmli çocuklarla kurduğu bağın kendisi için çok kıymetli olduğunu ifade eden Gevher, her bir çocuğu kendi evladı gibi gördüğünü söyledi.
Topluma çağrıda bulunan Gevher, daha fazla empati, daha fazla destek ve daha fazla yaşam alanı gerektiğini vurguladı. “Otizm artık çok daha yaygın. Bu yüzden hep birlikte hareket etmek zorundayız” diyerek sözlerini tamamladı.





