Türkiye Hayvan Hakları Platformu ve HAYHAKİZDER öncülüğünde Antalya, Manisa, Eskişehir, Diyarbakır, Denizli, Çanakkale, Kırklareli, İstanbul ve Mersin olmak üzere 10 ilde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya, “Bugün meydanlara 10 ilde, dağlara buğday serpmek için çıktık. Hazreti Ömer’in ‘Müslüman bir ülkede kuşlar bile aç kalmasın’ sözünü hatırladığımız bir noktadayız” ifadeleriyle başlandı. Platform temsilcileri, kentteki barınaklarda yaşanan sorunları, 2 Ağustos 2024 tarihli kanun değişikliği ve 13 Aralık 2024 tarihli yönetmelik sonrasında ortaya çıkan uygulama farklılıklarını ve çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklamalarda, meselenin yalnızca idari bir uygulama değil, “bir kentin vicdanının korunması” meselesi olduğu vurgulandı.

Bolu’da Belediye Başkanı Tanju Özcan da dahil 13 kişi adliyeye sevk edildi
Bolu’da Belediye Başkanı Tanju Özcan da dahil 13 kişi adliyeye sevk edildi
İçeriği Görüntüle

9552Dd02 0698 4F2C 9220 09046D7214A5

Türkiye Hayvan Hakları Platformu Mersin İl Temsilcisi Şehnaz Çetiner, açılışta yaptığı konuşmada, amaçlarının bir kriz yaratmak olmadığını, aksine güven ve çözüm zemini oluşturmak olduğunu vurguladı. Sokakta yaşam mücadelesi veren can dostlarımız adına konuştuklarını söyleyen Çetiner, “Demir tellerin arkasında beton zemin üzerinde uzun süre beklemek zorunda kalan; sosyal canlılar olmalarına rağmen sınırlı alanlarda yaşam süren Can dostlarımızın yaşam koşullarını konuşuyoruz. Çünkü mesele yalnızca bir idari uygulama meselesi değildir. Mesele, bir kentin vicdanının nasıl korunacağı meselesidir. Mersin’in sosyal belediyecilik hafızasına ve kurumsal kimliğine yakışan uygulamaların güçlenmesini istiyoruz.” Dedi.

2 Ağustos 2024 tarihli kanun değişikliği ve 13 Aralık 2024 tarihli yönetmelik sonrası uygulamada ortaya çıkan farklılıkların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini düşündüklerini, yerel yönetimlerin yaptığı fiziki yatırımları kıymetli bulduklarını, ancak uygulama aksaklıklarının çözüm odaklı bir diyalogla elle almaları gerektiğini ifade eden Çetiner, “ Barınaklar geçici bakım alanlarıdır; ömür boyu kapalı yaşam alanları olmamalıdır. Barınak yönetim süreçlerinde zaman zaman teknik gerekçelerle sınırlanan gönüllü erişimi, kamu hizmetlerinde şeffaflığın güçlendirilmesi ihtiyacını göstermektedir. Talebimiz nettir: Barınak süreçleri gönüllü denetimine açık, veri temelli ve bilimsel esaslara dayalı şekilde yürütülmelidir. Sürecin odağı geçici toplama değil, sürdürülebilir kısırlaştırma ve yerinde yaşatma modeli olmalıdır. Bizler ayrışmanın değil, çözüm üretmenin tarafıyız. Hukukun uygulanmasını talep ederken aynı zamanda katkı sunmaya hazır bir sivil iradeyiz. Mersin’in vicdanını hukuka dayandıran bir yönetim anlayışının mümkün olduğuna inanıyoruz” dedi.

Platform Sözcüsü Hakan Yeşilçay, sahadaki gözlemlerini paylaşarak, Mersin’in merkez ilçeleri ile Büyükşehir Belediyesi arasındaki yetki ve koordinasyon farklarının uygulama birliğini güçlendirme ihtiyacını ortaya çıkardığını söyledi. Bir ilçeden alınan hayvanların başka bir ilçeye bırakılması gibi uygulamaların planlamasının daha sistematik yürütülmesi gerektiğini belirten Yeşilçay, “Özellikle Kaşlı ve ilçe bakımevlerinde kapasite planlaması, kayıt sistemi ve denetim süreçlerinin daha şeffaf yürütülmesi kamu güvenini artıracaktır. Kısırlaştırma ve Popülasyon Yönetimi Kanun değişikliği sonrası uygulama önceliklerinde farklılıklar oluşmuştur. Köpek odaklı toplama faaliyetlerinin artması ve kedi kısırlaştırma süreçlerinde yavaşlatmıştır Popülasyon çarpan etkisiyle artmaktadır. Yalnızca bugün için değil, önümüzdeki yıllar için de stratejik planlama gerektirir. Aksi halde sorunun ötelenmesi riski doğacaktır. Bu noktada temennimiz her ilçeye bir kısırlaştırma merkezinin açılmasıdır Belediyelerin ayırmakla yükümlü olduğu bütçe payları, kamu kaynağıdır. Bu kaynakların; veri temelli, ölçülebilir ve sürdürülebilir programlarla kullanılması büyük önem taşımaktadır. Şeffaflık; eleştiri değil, kamu yararının doğal gereğidir. Mersin genelinde gözlemlediğimiz tablo; uygulamaların hukuki ve idari çerçevede birlikte değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır ”diye konuştu.

Köpke

HAYHAKİZDER Başkan Yardımcısı Birsen Çangur, sürecin hukuki boyutuna ilişkin değerlendirmelerini şu sözleriyle açıkladı: “Bugün burada Hayvan Hakları Platformu ve HAYHAKİZDER iş birliğiyle; yalnızca barınakların fiziki durumunu değil, yasa ile uygulama arasında oluşan ciddi farkı kamuoyuna duyurmak için toplandık. 13 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği, 5199 sayılı Kanun’un uygulama esaslarını açıkça ortaya koymuştur. Ancak bugün yaşanan sorun kanunun varlığı ya da yokluğu değil, kanunun nasıl uygulandığı sorunudur. Yasa bir bütündür, yasal düzenlemeler yalnızca hayvanların toplanmasını değil; hangi şartlarda alınacaklarını, nasıl taşınacaklarını, nerede barındırılacaklarını, bakım, tedavi, rehabilitasyon ve kısırlaştırma süreçlerinin nasıl yürütüleceğini de açıkça düzenlemektedir. Eğer uygulamada yalnızca “toplama” kısmı işletiliyor, buna karşılık barınma, bakım ve kısırlaştırma hükümleri yerine getirilmiyorsa burada kanunun uygulanmasından değil, hükümlerinin seçilerek uygulanmasından söz edilir. Toplama işlemi yasaya dayandırılıyorsa, o yasadaki bakım ve barınma şartlarının da eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. Sahadaki uygulamalar bunun çoğu zaman gerçekleşmediğini göstermektedir. Sağlıklı bir hayvanın kasıt veya ihmal sonucu ölümüne sebebiyet verilmesi suçtur."

Karşı taraf değil, çözümün parçasıyız

Yetersiz koşullardaki barınaklara kontrolsüz şekilde kapatılan hayvanların dar alanlarda hem fiziksel sağlıklarını hem de davranışsal dengelerini kaybettiği belirten Çangur, “Annelerin yavrularından ayrılması ve süt emen yavruların yaşam şansı olmadan alınması sahada karşılaşılan gerçekler arasındadır. “Tadilat var” ve “personel yetersiz” gerekçeleri yalnızca ziyaretlerin engellenmesinde değil; kısırlaştırma çalışmalarının aksamasında ve doğal yaşam alanlarında hayvanlara yeterli bakıcı sağlanamamasında da karşımıza çıkmaktadır. Bu durum teknik değil, organizasyon ve planlama sorunudur” diye konuştu. Popülasyon yönetiminin bilimsel ve sürdürülebilir yönteminin sürekli ve etkin kısırlaştırma olduğuna işaret eden Çangur, kısırlaştırma yapılmadığında popülasyonun arttığını, bunun da toplum huzurunu etkilediğini söyledi. Köpek toplamaya odaklanılan süreçte kedi kısırlaştırmalarının neredeyse durma noktasına geldiğini belirten Çangur, bunun ileride daha büyük sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.

Platformun Mersin’e dair beklentilerini de sıralayan Çangur, şu talepleri dile getirdi: “Kaşlı Bakımevinin tam kapasite ve şeffaf biçimde açılması, Yenişehir’de durma noktasına gelen kısırlaştırma çalışmalarının yeniden başlatılması, doğal yaşam alanı olarak adlandırılan alanların yaşanabilir koşullara kavuşturulması ve yeterli bakıcı personel sağlanması, barınakların gönüllü ve sivil toplum kuruluşlarının erişimine açık olması.”

Nüfusu 25 bini aşan belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin bütçelerinin belirli oranlarını bu hizmetlere ayırmakla yükümlü olduğunu hatırlatan Çangur, ayrılan kaynakların barınak koşullarının iyileştirilmesi, personel sağlanması ve etkin kısırlaştırma çalışmaları için kullanılması gerektiğini vurguladı. Personel yetersizliği veya tadilat süreçlerinin süresiz gerekçe haline getirilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Çangur, barınakların bağımsız ve düzenli denetlenmesini, giriş-çıkış, tedavi ve sahiplendirme kayıtlarının kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti.

Açıklamanın sonunda konuşan Çangur, “Bu mesele bir taraf seçme meselesi değildir; doğru yönetim meselesidir. Sorun yasa eksikliği değil, uygulama eksikliğidir. Bizler karşı taraf değiliz, çözümün parçasıyız” dedi. Platform temsilcileri, amaçlarının tartışma yaratmak değil; bilimsel, etik ve sürdürülebilir bir popülasyon yönetimi için uygulanabilir çözümler sunmak olduğunu belirtti.

Muhabir: Hülya Uygur