Konuşmasında Gadir-i Hum’un tarihsel anlamına değinen Seçer, adalet, liyakat ve hakkın hak edene teslim edilmesinin yönetim anlayışının temelini oluşturması gerektiğini ifade etti. Seçer, Mersin halkının oy verirken kimlik değil hizmet odaklı bir yaklaşım sergilediğini belirterek, bu anlayışın kentte giderek güçlendiğini kaydetti.

"En önemli değerler; adalet, liyakat ve hakkın hak edene teslim edilmesidir”
Seçer “Çok kıymetli kanaat önderlerimiz, sayın milletvekillerim, değerli konuklar, değerli canlarım, değerli ailem ve değerli hemşehrilerim. Bayramımız kutlu olsun. Bugün bayram olarak kutlanan gün, aslında İslam tarihinde önemli bir kırılma noktasını temsil ediyor. Hazreti Muhammed’in veda haccından dönerken Gadir-i Hum denilen yerde, “Ben kimin mevlasıysam Ali de onun mevlasıdır” sözleriyle Hazreti Ali’yi vasi olarak işaret ettiği gün olarak kabul ediliyor. Bu olaydan sonra İslam tarihinde birçok gelişme ve iktidar tartışmaları yaşanmıştır. Bugün bizler sadece tarihsel bir olayı anmak için değil, bu olayın günümüze yansımalarını ve taşıdığı anlamları konuşmak için bir aradayız. Burada vurgulanan en önemli değerler; adalet, liyakat ve hakkın hak edene teslim edilmesidir” dedi.

“Mersin, farklı inançların bir arada yaşadığı özel bir şehirdir”
Seçer “Bir yönetici olarak, Mersin’de yaklaşık on iki bin kişinin çalıştığı büyük bir belediyeyi yönetirken ya da ülkeyi yönetenler görev yaparken, bu ahlaki değerlerin rehber olması gerektiğine inanıyoruz. Gadir-i Hum’da işaret edilen temel mesaj, yönetimde adalet ve liyakat ilkelerinin esas alınmasıdır” ifadelerinde bulundu.
“Mersin, farklı inançların, mezheplerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı özel bir şehirdir” diyen Başkan Seçer “Bu şehir, Türkiye’nin sosyolojik bir özeti niteliğindedir. Arap Yarımadası’ndan Balkanlara, Kafkaslardan Anadolu’ya kadar uzanan geniş bir kültürel çeşitliliğin bir arada yaşadığı bir yapıya sahiptir. Mersin halkı, belediye başkanını seçerken kimliğine, mezhebine ya da inancına bakmadan, hizmet edip edemeyeceğine bakarak karar vermiştir. Bugün geldiğimiz noktada, Anamur’dan Tarsus’a kadar bu anlayışın güçlendiğini ve yerleştiğini görüyoruz. Bir insanın iyi yönetici olması için hangi siyasi görüşten geldiği ya da hangi kimliğe sahip olduğu değil, adaletli, vicdanlı, liyakat sahibi ve insan sevgisi taşıyan biri olup olmadığı önemlidir. Biz Mersin’de bu anlayışı ortaya koyduk. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre herkes din ve vicdan özgürlüğüne sahiptir. Kimse kimsenin inancıyla, etnik kimliğiyle ya da mezhebiyle yargılanamaz. Herkesin kimliği onun onurudur ve saygı görmelidir” sözlerine yer verdi.

"Hepimiz bu bayrağın altında eşit ve kardeşçe yaşıyoruz"
Mersin’i daha da güçlü bir kardeşlik şehri haline getirmek için çalışmaya devam edeceğiz diyen Seçer “Bu şehirde birlik ve beraberliği pekiştirdik, daha da güçlendireceğiz. Yaşadığımız tüm ekonomik, sosyal ve siyasi zorlukların üstesinden ancak birlikte gelebiliriz. Birlikten güç doğar. Bu ülke hepimizin. Hepimiz bu bayrağın altında eşit ve kardeşçe yaşıyoruz. Bizim rehberimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Mersin de Türkiye de daha güzel olacak. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Gadir-i Hum Bayramımız kutlu olsun” diyerek sözlerini tamamladı.




