Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a teşekkür ederek sözlerine başlayan Ekmen, “Meclis Başkanlığı şahsınızda, süreci bugüne taşıyan bütün emektarlara teşekkür ediyorum. Böyle bir konjonktürde bir ortak raporun yazılmış olması şüphesiz önemlidir. Ancak raporda hak ettiği yeri bulmayan özgürlükler, hukuk devleti, güçler ayrılığı ilkesi gibi, Kürt meselesinin kök sebeplerine ilişkin ana dil; vatandaşlık, yerel yönetimler mevzusunun da yer almamış olması ancak; bu sürecin bir çözüm süreci değil, fesih ve silahsızlanmayı merkeze alan bir süreç olarak kabulü halinde anlaşılır olacaktır. Aksi durumda hukuk devletini tesis etmeyen, tam demokratik işleyişi sağlamayan, kök sebepleri ele almayan hiçbir süreç kalıcı bir sonuç üretmeyecektir” dedi.
Ekmen: "Danıştay onayı tamamlanması halinde sürecin hukuka uygunluğu güçlendirilecek"
Raporun eksikliklerini belirten Ekmen, “Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmasına dair güçlü bir referans varken Türk adli ve idari yargısının, Yargıtay ve Danıştay denetiminden geçmiş takipsizlik ve beraat kararlarının alınmış olduğu birtakım kararlarının uygulanmamasına dair bir hususun raporda yer bulmamış olması ciddi bir eksikliktir. Kamuoyunda KHK mağduriyeti olarak bilinen yargı kararlarının uygulanmamasından kaynaklanan sorunun giderilmesi sürece olan güveni artıracaktır. Kayyum uygulamasına son verilmesine dair tavsiye yerinde ancak eksiktir. Bakanlığın görevden alma işleminin Danıştay onayı ile tamamlanması halinde sürecin hukuka uygunluğu güçlendirilecek ve idari vesayet azaltılacaktır. Aksi durumda sadece Meclis’ten seçim yapılması yeterli olmayacaktır. Yetişkinlerin dahi sokakta güvenli bir şekilde yürüyemediği, kadına ve çocuğa karşı şiddet vakasının giderek arttığı bir dönemde infaz yasasına ilişkin ilkeler arasında caydırıcılık ilkesinin sayılmamış olmasını ancak bir unutkanlık hali olarak kabul etmek mümkündür; aksi takdirde caydırıcı olmayan bir infaz sistemine referans verilemez” şeklinde konuştu.
Meclis zeminine vurgu yapan Ekmen, “Bu sürecin çok olumlu yönleri oldu ama en belirgin eksikliklerinden biri yasama sürecinin gecikmesiydi. Örgüt fesih iradesini ortaya koyduğu an yasa çıkmalıydı. Burada feshin tespiti sürecine dair bir yumuşama gözüküyor ama yasanın çıkarak fesih ve tasfiye sürecinin eş zamanlı yürütülmesi gerektiği açıktır. Ümit ediyoruz bayrama kadar bu yasa Meclis’e gelir ve bu raporda ortaklaşma gibi yasanın hazırlanması sürecinde ilgili kurumlar muhataplarıyla ortaklaşır, sonra da siyasi partilerle ortaklaşma gözetilir. Hukuk, adalet, özgürlük, demokrasi ve temel hakları içeren hususların hiçbiri bu sürece rehnedilemez; behemahal bir program dahilinde hayata geçirilmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin süreçle tek bağı bu Komisyon’dur. Bu Komisyon’un da görev süresinin sona ereceği dikkate alındığında mutlaka bir mekanizma üretilmeli, yürütme tarafından düzenli periyodik raporlar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik denetimine ve katılımına mutlaka açılmalıdır” ifadelerini kullandı. Ekmen, toplumun iknasının önemine dikkat çekerek, “Çok önemli bir eşiği aştık, herkesin eline sağlık ama işler belki de yeni başlıyor. Yasa, yasanın uygulanması, uyum ve beklemeden demokratikleşme ve hukuk adımları önemlidir. Ama toplumun bu konuya iknası da önemlidir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın artık Komisyonumuza ve Meclisimize referans vermekle birlikte kendisinin de topluma bu yasanın neyi gerektirdiği ve bu sürecin nihai amacının Türkiye’ye katkısını açıkça anlatması gerekir; aksi takdirde toplumsallaşma yönündeki eksiklik, İmralı kararına toplumdan gelen itirazlarda olduğu gibi yasama faaliyeti ve devamında birçok noktada da bazı itirazlar doğurabilir. Çok kritik bir eşiği hep birlikte aşıyoruz. İnşallah bu süreci başarıyla tamamlamayı da Rabbimiz bu dönem faaliyet gösteren Meclisimize ve iktidara nasip eder diyorum” açıklamasında bulundu.



