Üniversitenin üçüncü sınıfında yurda yakın bir noktada bardakta süt mısırı satarak kendi kazancını elde etmeye çalışan Benek, yaz döneminde öğrencilerin şehirden ayrılmasıyla bu işi bırakıp motosiklet alarak kuryeliğe başladı. Özgür ruhlu olduğunu ve her zaman kendi işini yapmanın yollarını aradığını söyleyen Benek, motosiklet tutkusunu gelir kaynağına dönüştürdüğünü belirtti.

"Çok iyi anılar biriktirdim, tecrübe kazandım"
Benek “Üniversitemin 3. senesinde mısır standı satın alıp yurda yakın bir yerde, yine benim gibi öğrenci olan arkadaşlarıma bardakta süt mısır sattım. Bir sene boyunca bu işimi devam ettirdim. Orada çok iyi anılar biriktirdim tecrübe kazandım. Özgür ruhluyum hep kendi işimi yapmanın yollarını aradım kuryelikte bu işlerden bir tanesi. Hikaye de böyle başladı zaten. Yaz tatili döneminde öğrenciler memleketlerine dönünce mısır satışını bırakmak zorunda kaldım. Motorsiklet satın alıp şahıs şirketimi açtım ve esnaf kuryelik modelinde bireysel çalışmaya başladım. Bir motosiklet tutkunuyum bu tutkuyu yaşarken para kazanmayı denedim diyebilirim” ifadelerini kullandı.

"Genel olarak sürekli bir yere yetişmeye çalışıyorum"
“İşe girerken saatlerimi okuldan sonra olacak şekilde ayarladım ancak bazen dersler geç başlayabiliyor, geç bitiyor veyahut erteleniyor o zaman zorlanıyorum” diyen Benek “ Üniversite sadece derslerden ibaret değil bilindiği üzere konferanslar , akademik geziler, grup ödevleri, sunumlar derken liste uzuyor bunlara vakit ayırabilmek çok zor oluyor benim için. Hep birinden birini seçmek zorunda kalıyorum. Okula gidemediğim devamsızlık yaptığım günler oluyor not konusunda zorluk çekiyorum eksik notlarımı arkadaşlarımdan tamamlamaya çalışıyorum elimden geldiğince. Genel olarak sürekli bir yere yetişmeye çalıştığım bol koşturmacalı yoğun bir süreç benim için” dedi.
"Kuryelik zor bir iş ve yeni düzenlemeyle birlikte tehlikeli meslekler sınıfında"
Kuryeliğin zorlu şartlarına dikkat çeken Benek, bu mesleğin ciddi bir sabır ve dayanıklılık gerektirdiğini belirterek “Kuryelik zor bir iş ve yeni düzenlemeyle birlikte tehlikeli meslekler sınıfında yer alıyor artık. Sabır, irade ve sağlam psikoloji gerektiriyor. Sürekli trafikte olmak, o stresi yönetebilmek, saatlerce kask takmak ve her an ölümle burun buruna çalışmak insanı ciddi derecede yıpratıyor. Asansör olmayan yerlerde merdiven çıkmak zorunda kalmak ve bir süre sonra kronikleşen sırt ağrısı da bu mesleğin en büyük zorluklarından biri. Yürüyüş havası dışındaki bütün hava durumları işimi olumsuz yönde etkiliyor desem yanlış olmaz. Bazen Mersin'in kavurucu sıcağı altında bazen buz gibi havada yağmurun altında saatlerce çalışıyorum. Yazın sıcaktan yüzümü yakan asfalt, kışın yağmurla birlikte kaygan bir zemin haline geliyor ve motorsiklet kontrolü çok zorlaşıyor. Gece sürüşlerinde de görüş mesafesinin çok kısalması, karanlık olması kaza riskini arttırıyor. Yağmurlu ve soğuk havalarda yağmurluğumu su geçirmez telefon kılıfımı kullanıyorum gece de kask vizörünü açık bırakıyorum” dedi.

"Hızlı teslimat baskısı altında kalıyorum"
Sipariş geldiği anda hem firma hem restoran hem de müşteriden gelen hızlı teslimat baskısının aynı anda oluştuğunu anlatan Benek, trafik stresiyle birlikte zaman zaman riskli manevralar yapmak zorunda kaldığını ve bunun mesleği daha da tehlikeli hale getirdiğini söyledi. Benek “Sistemime sipariş düştüğünde çalıştığım firma, siparişi aldığım restoran ve siparişi veren müşteri tarafından hızlı teslimat baskısı altında kalıyorum. Trafik stresi ve siparişi hızlı götürme baskısı birleşince aralardan geçmek zorunda kalıyorum hata yapma riskim artıyor haliyle bu da tehlikeli olan mesleği daha da tehlikeli yapıyor” sözlerine yer verdi.
"Trafikte görmezden geliniyoruz"
Kuryelere yönelik yaklaşımın çoğu zaman olumsuz olduğunu ifade eden Benek “İnsanların kuryelere yaklaşımı pek iyi değil. Hele ki trafikte görmezden geliniyor ve motorsikletlerin de birer taşıt olduğunu unutuyorlar çoğu zaman. Alışveriş merkezlerine sadece arka kapıdan girmelerine izin veriliyor, bu da ikinci sınıf insan muamelesi gibi geliyor. Sitelere motorsikletle değil yürüyerek ve kaskı çıkararak girmeyi şart koşuyolar. Bunların olması üzüyor beni tabiki de. Siparişi teslim ederken güler yüzle karşılayan teşekkür etmeyi bilen pozitif müşterilerle karşılaşınca da mutlu oluyorum” dedi.
"Hem okuyup hem çalışmak oldukça zor"
Geçim şartlarının giderek zorlaştığını belirten Benek, sabit maaşlı bir işte çalışmadığı için ek gelir ihtiyacı olduğunda daha fazla çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. Dışarıdan bir destek olmadan okumaya ve geçinmeye çalışmanın zor olduğunu ancak buna rağmen bu hayata adapte olabildiğine inandığını söyledi.
Benek “Hem okuyup hem çalışmak zor evet ama tanıdığınız insanlar, yaşadığınız deneyimler, edindiğiniz tecrübeler paha biçilemez. Kendi ayaklarının üzerinde durabilmek hayata, hazırlanmak açısından mezun olmadan çalışmaya başlamak ilerde birer artı oluyor. Üniversite boyunca çeşitli işlerde çalıştım bu işlerin hepsi benim için hayat yolunda birer basamaktı. Mezun olduktan sonra askerliğimi tamamlayıp şimdiye kadar öğrendiğim bilgileri, edindiğim tecrübeleri birleştirip kendi işimi kurmayı düşünüyorum. Çok fazla hayalim, hedeflerim var. En büyük hayalim de hayallerimi gerçekleştirmek” diyerek sözlerini tamamladı.




