Deprem sonrasında insanların güvenli bir barınma arayışına yöneldiğini belirten Kemal Eyüp Oğultürk, bu süreçte karavanlara olan talebin ciddi şekilde arttığını ifade etti. Karavanın birçok kişi için deprem sonrası bir kurtuluş seçeneği haline geldiğini söyleyen Oğultürk, özellikle çekme karavan üretimindeki artışla birlikte karavanların kullanım biçiminin de değiştiğini savundu. Eyüp Oğultürk, “Bir karavanımız olsun, hayatımız kurtulsun” düşüncesinin yaygınlaştığını belirterek, karavan satın alan herkesin karavan kültürüne sahip olmadığını dile getirdi.
“Karavancılık doğaya uyum sağlamaktır, sahile karavan bırakmak değil’’
Karavanı sürekli aynı noktada tutmanın ve çevresini adeta bir ev gibi düzenlemenin karavancılık kültüründen uzak olduğunu ifade eden Oğultürk, bu kişileri “karavan kondu” olarak nitelendirdi.Gerçek karavancının gittiği yerde çevresini temiz tuttuğunu ve bölge halkıyla ekonomik ve sosyal bir bağ kurduğunu belirten Oğultürk, şöyle konuştu:“Karavancı gittiği yere para götürür. Pazarından alışveriş yapar, kasabından alışveriş yapar, fırınından alışveriş yapar. Ama gidip sahilde bir yere karavanı kilitleyip 10 gün, 15 gün, bir ay bekletirseniz bu karavancılık değildir.”Oğultürk, bazı bölgelerde karavanların uzun süre aynı yerde tutulmasının çevre kirliliğine ve bölge halkının tepkisine neden olduğunu belirterek, bunun sonucunda gerçek karavancıların da olumsuz etkilendiğini söyledi.

“Denize en yakın yere karavanı koyma hırsı”
Özellikle Akdeniz ve Ege sahillerinde yaşanan yoğunluğa dikkat çeken Oğultürk, bazı karavancıların denize en yakın noktayı kapma yarışına girdiğini ifade etti.Karavanların zamanla birbirlerinin önüne geçerek deniz kıyısına yaklaştırıldığını belirten Oğultürk, bu durumun hem çevre hem de güvenlik açısından sorun oluşturabileceğini dile getirdi.“En önde ben olacağım hırsı karavancılık değil” diyen Oğultürk, gerçek karavancılığın doğayla ve çevredeki insanlarla uyum içerisinde yaşamak olduğunu vurguladı.
Mersin’de Eğribük örneği
Mersin’in önemli doğal alanlarından Eğribük’te de benzer bir yoğunluk yaşandığını ifade eden Oğultürk, bölgenin yıllar içerisinde karavanların uzun süreli kullanımına açıldığını söyledi.Özellikle karavanların çevresinin çitlerle çevrilmesinin, alanların kişiselleştirilmesinin ve uzun süre aynı noktada kalınmasının karavan kültürüne aykırı olduğunu belirten Oğultürk, bu durumu “çökme karavan” olarak tanımladı.
“Doğu illerinde karavancı el üstünde tutuluyor”
Karavan yoğunluğunun daha düşük olduğu doğu illerinde karavan turizmine yaklaşımın farklı olduğunu ifade eden Oğultürk, Gaziantep, Van, Hakkari, Tunceli, Erzincan ve Elazığ gibi kentlerde karavancıların daha olumlu karşılandığını söyledi.Oğultürk, bunun temel nedenlerinden birinin bölgelerde karavan yoğunluğunun ve buna bağlı çevre sorunlarının daha az olması olduğunu belirtti.
Belediyelere “karavan kampı” çağrısı
Karavan turizminin doğru alanlarda ve kontrollü şekilde yapılması gerektiğini vurgulayan Oğultürk, belediyelerin ücretsiz veya uygun ücretli karavan kampları oluşturmasının hem karavancılar hem de bölge ekonomisi açısından önemli olduğunu söyledi.Tarsus Belediyesi’nin geçmişte uyguladığı 3 günlük ücretsiz karavan kampını örnek gösteren Oğultürk, uygulamanın büyük ilgi gördüğünü belirtti. Karavancıların Tarsus’u gezdiğini, tarihi ve turistik noktaları ziyaret ettiğini ve kentteki işletmelerden alışveriş yaptığını ifade etti.Benzer uygulamaların Kocaeli Ormanya ve Konya Karatay’da da hayata geçirildiğini belirten Oğultürk, bu tür alanların karavan kültürünün düzenli şekilde gelişmesine katkı sunduğunu söyledi.
“Mersin’de çok sayıda uygun alan var”
Mersin ve çevresinde karavan kampı oluşturulabilecek çok sayıda bakir alan bulunduğunu ifade eden Kemal Eyüp Oğultürk, dernek olarak belediyelere çeşitli başvurular yaptıklarını ancak henüz istedikleri karşılığı alamadıklarını dile getirdi.Karavan kamplarının yalnızca karavancılara değil, bölge esnafına da ekonomik katkı sağlayacağını belirten Oğultürk, “Bakkalı, meyvecisi, sebzecisi, esnafı kazanır. Yöre halkı karavancıyı ister hale gelir” dedi.Oğultürk, özellikle Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin sahip olduğu uygun alanların değerlendirilmesi halinde kentin karavan turizmi açısından önemli bir destinasyona dönüşebileceğini savundu.
“Gerçek karavancılık paylaşmaktır”
Karavancılığın yalnızca bir araç sahibi olmak ya da deniz kenarında konaklamak olmadığını vurgulayan Oğultürk, kültürün temelinde doğaya saygı, çevre temizliği, paylaşım ve farklı bölgeleri keşfetmenin bulunduğunu söyledi.Oğultürk, gerçek karavancının gittiği yerde iz bırakmadan, çevresine zarar vermeden ve bölge halkıyla iletişim kurarak yoluna devam ettiğini belirterek, Mersin’in de doğru planlamayla karavan turizminden daha fazla pay alabileceğini ifade etti.



