İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz ve Genel Başkan Başdanışmanı Fevzi Karaca, Mersin İl Yönetimi ile birlikte Mersin Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret ederek basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Ziyarette konuşan İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, “İyi Parti olarak biz Türkiye'nin dört bir yanına dağılmış durumdayız. Gerek genel başkan yardımcıları ve divan üyeleri, gerek genel idare kurulu üyeleri ve tüm bölge teşkilatlarımızla birlikte ülkemizin bugün içerisinde bulunduğu durum, çevrede yaşanan hadiseler, gittiğimiz her yerde çok fazla şikayet ettiği hayat pahalılığı ve enflasyon konusunda vatandaşlarımızı hem bilgilendirmek hem onların dertlerini kaydedip şimdiden gelecekteki iktidarımız için altlık oluşturmaya çalışıyoruz” dedi.
“Mersin'in sorunlarını düşünüyoruz”
Mersin’in sorunlarını gündeme getiren Kocamaz, bu sorunlara çözüm aradıklarına dikkat çekerek, “İyi Parti kadroları gerçekten Türkiye'nin en tecrübeli kadroları, en vizyonlu kadroları, dolayısıyla vatandaşlarımızla bir araya geldiğimizde de vatandaşlarımız bu konudaki değerlendirmelerini bizlere de aktarıyorlar. Sizlerle her zaman biz bir aradayız ve dertleşiyoruz. Mersin'in sorunlarını düşünüyoruz. Onları konuşuyoruz. Yapılması gerekenleri konuşuyoruz. Mersin'e yapılan hak haksızlıkları konuşuyoruz. Mersin'e adeta bu maden ocaklarıyla, taş ocaklarıyla, çimento fabrikalarıyla, şimdi Aslanköy'ün hemen üst kısmında dedelerimizin yurdu olan o bölgede boksit ocağı açmakla ilgili sıkıntıları konuşuyoruz” şeklinde konuştu.
"Mersin'in haksızlığa uğramaması için var gücümüzle hep birlikte çalışacağız"
Mersin için çalıştıklarını, haksızlığa karşı dik duracaklarını, vatandaşın yanında olacaklarına vurgu yapan Kocamaz, “Mersin hepimizin dolayısıyla Mersin'in kendi özelinde birbirine siyaset yapma lüksü yok. Mersin'in menfaatleri doğrultusunda, Ankara'dan buraya gelecek hizmetler doğrultusunda elbette mücadelemizi yapacağız, eksikleri söyleyeceğiz ve bu eksiklerin bir an evvel giderilmesi için Mersin'in haksızlığa uğramaması için var gücümüzle hep birlikte çalışacağız. İşin Mersin içinde siyaseti olmaz. Bunun yanında Mersin özellikle Türkiye'nin en büyük kapasiteli limanıyla birlikte Ankara'ya genel bütçeye en fazla vergi ödeyen illerden birisi burası. 6. sırada. Ama oradan aldığı hizmetler konusunda aynı şeyi söyleyemeyiz. Dolayısıyla bu ne demektir? Mersin kendinden daha geride olan 18 ilin kalkınması için sübvanse yapıyor demektir. Biz elbette Türkiye'nin her bölgesinin kalkınmasını isteriz. Her bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın daha mutlu, daha müreffeh kentlerde, yaşanılabilir kentlerde yaşamasını isteriz” ifadelerini kullandı.

“Kitlesel göç yığılma ve yoksulluk getiriyor”
Mersin’in çok ciddi kitlesel göç alan da bir şehir olduğunu belirten İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, “Kitlesel göç aldığı zaman bir memleket bütün dünyada akademik literatürde makalelerde en üst düzey kitaplarda ders kitaplarında şunu söyler. Eğer bir memleket ülke olsun şehir olsun fark etmez. Çok yüksek kitlesel göç alırsa ilk önce tepki ve verecek ve en çok mağdur olacak kesimler orta ve alt gelir grubudur. Çünkü orta ve alt gelir grubu emeğiyle yaşadığı için kitlesel göç alan bir memlekette de emeğin değeri ucuzlayacağı için öyle bir yerde orta alt kesimler maalesef işsizlikle ve emeğin değerinin ucuzlaşmasıyla beraber bir yoksullaşmaya doğru sürüklenirler. Ayrıca okullarda, hastanelerde ki bu Mersin'de için de geçerli bir yığılma olur. Ve orada aslında oranın vatandaşları, oranın memleketlisi kendi vilayetinde, kendi toprağında 2. sınıf vatandaş gibi muamele görmek zorunda kalır. Dolayısıyla Mersin'in bir diğer sorunu da kontrolsüz göç, göçle birlikte gettolaşma, gettolaşmayla birlikte şehrin dokusunun bozulması” ifadelerini kullandı.

“İnsanlar mecburiyetten oy veriyor”
Toplumsal şiddetin ve cinayetlerin normalleştiğine vurgu yapan Özatıcı, “Bazı yargı mensupları var ki cübbelerine düğme dikmiş. Düğmeyi sağlam dikmişse istediği yere de gelebilmiş. Mafyalar, çeteler sokakları esir almış. Cezaevinde olması gerekenler dışarıda olduğu için memlekette dışarısı adeta bir açık hava cezaevi haline gelmiş bir memleket, bir ülke. Buna çözüm bulmak mükellef olan siyaset kurumu, o zaten yozlaşmış. Memleket bana oy vermezsen bak A partisi iktidara gelir ha diyerek, bana oy vermezsen bak B partisi iktidarda kalır ha diyerek, iki yumruk arasında sıkıştırılmış. İnsanlar öyle arzu ettiği için değil, gerçekten istediği için değil; siyasi liderlerini, programlarını, partilerin beğendiği için değil, mecbur kaldığı için, zorunda kaldığı için oy vermek zorunda olduğu bir ülke. Tarım üreticisinin tarlaya düşürdüğü alım terinin karşılığını alamadığı, gençlerin kendi istikballerini kendi topraklarında değil de vize kuyruklarında arayıp bulmaya çalıştığı bir ülke” diye konuştu.
“Milliyete faydası olmayan milliyetçilik olmaz”
Sözlerine devam eden Özatıcı, “Türk milletinin yüce istikbali için. Bugün Türkiye'de TÜİK rakamlarına göre konuşuyorum. Devletin resmi verilerine göre konuşuyorum. Bugün Türkiye'de çocuklarımızın yüzde 88'i düzenli olarak balıketi ve kırmızı et tüketemiyor mesela. Biz milliyetçiyiz ya. Hani milliyetçiyiz diyoruz. Milliyetçilik sadece Türk milletinin varlığının ve birliğinin ile nihaye muhafaza ve müdafaa edilmesi değil. Ama aynı zamanda siz Milletinizin evlatlarına eğer kırmızı et ve balık eti tüketmesini temin edemiyorsanız, düzgün bir eğitim veremiyorsunuz. Çocuk, bebek elinize doğuyor hastanede, bebeğinizi koruyamıyorsanız, büyüyor, okula gidiyor, okulda koruyamıyorsunuz. Üniversiteye gidiyor, KYK veremiyorsunuz, burs veremiyorsunuz, mezun oluyor, iş bulamıyorsunuz. Mülakata giriyor, torpilde elenmesine vesile oluyorsanız o zaman sizin milliyetçiliğinizin de zerre risk bir önemi yoktur. Çünkü milliyete faydası olmayan milliyetçilik olmaz” dedi.

“Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yöneteceğiz”
Türk vatandaşlarının alım gücünü arttırmayı hedefleyecek bir siyasi vizyonla bu siyaseti yapacaklarını ifade eden Özatıcı, “Biz onun için aslında biz İYİ Parti olarak böyle sloganlara, sembollere ve ritüellere sıkışmış hamaset milliyetçiliği değil, Türk milletinin varlığını ve birliğini ile nihaye muhafaza edecek ama Türk milletinin tüm evlatlarını etnik kimliği ne olursa olsun, dini, mezhebi, inancı ne olursa olsun huzur, refah ve zenginlik içinde yaşatacak kapsayıcı bir tasavvurla tüm milleti kapsamayı devlet yönetme ehliyetini elimize almayı, devleti idare etmeyi, devleti idare ettikten sonra devlet idaresinde yasama, yürütme, yargı arasında denge ve denetleme mekanizmalarını inşa etmeyi, hukukun üstünlüğünü inşa etmeyi, kişi hak ve hürriyetlerini, ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü, akademik özgürlüğü inşa etmeyi, Türk üniversitelerini ilk 500'e falan değil, ilk 100'e sokmayı, Türkiye'de teknoloji ihracatını arttırmayı, yüzde 15'lere, 20'lere kadar arttırmayı, çünkü şu anda yüzde 3'lerde sürünüyor. Allah izin verirse zaten biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yöneteceğiz” ifadelerini kullandı.
“Türk milleti hak ettiği gibi yaşanacak, yaşayacak”
Ülkeyi yönettiklerinde Türkiye’nin başka bir yer olacağını belirten Özatıcı, Türk milletinin hak ettiği muameleyi göreceklerine dikkat çekti. Özatıcı, “Türk milleti hak ettiği gibi yaşanacak, yaşayacak. Türk lirası, Türk'ün lirası, Türk'ün pasaportu, Türk'ün kimliği sadece bölgede değil bütün dünyada itibar gören bir noktaya ulaşacak” diyerek sözlerini tamamladı.



