Gerçekleştirilen ziyarette konuşan Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Mersin Limanı'nda yıllardır birçok mücadele olduğunu belirterek, "Liman işçileri bu mücadelelerden hep galip çıktılar. Bugün de sizlerin bu mücadeleden dayanışmayla galip çıkacağınızdan asla şüphemiz yok. Mücadelenizde birlikteyiz. Türkiye’de yasalar, taşeronluk sistemini sırf meşrulaştırmak için yeniden yeniden, farklı biçimlerde işletiliyor. Taşeronluk aynı zamanda kölelik sisteminin adıdır. İşyeri istediği zaman kapatıp gidebilir, istediği zaman işçi arkadaşlarımızı işten atabilir, tazminat vermeden işten çıkarma hakkını kendinde bulabilir ya da bugün çalıştırdığı işçi arkadaşlarımızı kapının önüne koyabilir. Bu sistem, bu düzen böyle işlesin diye kapitalistler ve onların iktidarı yasaları olabildiğince esnekleştirdiler. Oysaki bu limanda ya da başka limanlarda, başka işyerlerinde çalışan arkadaşlarımızın kadroya alınması, kadrolu çalışması ve iş güvencesine sahip olması gerekir. Bu anlayışı, bu tutumu buradan bir kez daha kınadığımızı ifade ediyorum. Sizler yetki almaya uğraştınız. Aldığınız yetkinin sonunda toplu sözleşme masasında patron diyor ki 'iş alamadım, sizlerin işine son verme girişiminde bulunuyorum.' Bu kabul edilecek bir tutum değildir, asla onaylanacak bir tutum değildir. Bu tutumlardan vazgeçmeleri ve buradaki işçi arkadaşlarımızın kadrolu, güvenceli olarak işe başlamaları esastır. Sadece liman işçileri değil bu ülkede işçi sınıfımız, çalışanların ve emekçilerin hepsi ne yazık ki saray düzeninin, saray rejiminin saldırısıyla karşı karşıyadır. Bakın, asgari ücreti patronlar ne istediyse, sermaye ne istediyse ona göre belirlediler. IMF, Dünya Bankası ve uluslararası kuruluşlar ne istediyse emekli maaşları ve ücretler ona göre artırıldı. Dolayısıyla bu saray iktidarı, başta işçi sınıfı olmak üzere bütün ülkede yaşayan emekçilere karşı oluşturduğu ekonomik programla her gün bizleri biraz daha yoksullaştırarak sefalete itiyor. O yüzden limandan tekstile, bütün iş kollarındaki işçilerin ve emekçilerin birleşerek bu sermaye iktidarına, sermaye düzenine hep birlikte karşı koyması ve haklarını hep birlikte alması zorunludur. Tabii ki hepimiz işyerlerinde tek tek mücadele edeceğiz, haklarımızı ve hukuklarımızı savunacağız; ancak işçi sınıfının ve haklarının mücadelesi ülke genelinde birleşmediği sürece bu sorunları yaşamaya devam edeceğimizi bilmemiz gerekir" dedi.

"Yarın 21 Ülkede Liman İşçilerinin Savaşa Karşı İş Bırakacak"

Yarın 21 ülkede liman işçilerinin savaşa karşı iş bırakacağını hatırlatan Aslan, “Yarın 21 ülkede, savaşa karşı liman işçileri gemilerin yüklenmemesi için iş bırakacaklar. Mersin Limanı işçisi arkadaşlarımız da bu uluslararası dayanışmanın bir parçası olarak mücadelenin içerisinde olacaklar. Emperyalistler dünyanın dört bir yanında ülkelerin başbakanlarını kaçırıyor, Gazze’de, Filistin’de ve dünyanın birçok ülkesinde mazlum halkları katlediyorlar. Dünyanın başındaki emperyalistler, silah tekellerini ve savaş baronlarını güçlendirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. O yüzden dünyanın neresinde olursa olsun savaşlara hayır diyoruz; silahların limanlardan geçirilmesine, gemilere yüklenmesine hayır diyoruz. Ülkenin ve dünyanın barışa ihtiyacı olduğunu söylüyoruz" ifadelerini kullandı.

Laçin Akyol Mersin’de Notalarla Anılacak
Laçin Akyol Mersin’de Notalarla Anılacak
İçeriği Görüntüle

"İşte Onların Cenneti Bu"

Son zamanlarda Amerika’da ortaya çıkan Epstein skandalına değinen Aslan: “Fotoğraflar, videolar ve belgeler, emperyalistlerin, kapitalistlerin ve para babalarının çocuklarımızı nasıl kullandıklarını, nasıl taciz ettiklerini ortaya koydu. Türkiye’den de çocukların oraya kaçırıldığına dair bilgiler ve belgeler var. Deprem zamanı kaybolan çocuklar var. Bu çocukların akıbeti öğrenilmeli, kimler bu işlere karıştıysa hesap sorulmalıdır. Emperyalist kapitalist sistemin gerçek yüzü, ortaya çıkan bu vahşetin kendisidir. Şimdi diyorlar ki 'dünya cennet olacak.' İşte onların cenneti bu çocuklarımıza, işçilerimize ve emekçilerimize reva gördükleri ağır çalışma koşulları ve kölelik düzeni. Bu düzen değişmeden, bu düzen değiştirilmeden işçi ve emekçi sınıfının rahat yaşama şansı yoktur. O yüzden bir kez daha diyoruz ki, Mersin Limanı işçisinin kazanımı Türkiye işçi sınıfının kazanımıdır. Mersin Limanı’nın kazanımı, uluslararası dünyadaki işçi sınıfının kazanımıdır. Bu liman işçisinin kazanması için en başta Mersin’deki emek ve demokrasi güçlerinin, destek örgütlerinin ve sendikaların burayla dayanışmayı güçlendirmesi gerekir" şeklinde konuştu.

Muhabir: Refik Arıtürk