Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ilişkin hizmet, perakende ticaret ve inşaat güven endekslerini açıkladı. Buna göre mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi Ağustos’ta aylık bazda hizmet sektöründe yüzde 0,1 azalarak 111,9, perakende ticaret sektöründe yüzde 0,8 azalarak 110,1 ve inşaat sektöründe yüzde 0,4 gerileyerek 83,1 oldu. İnşaat sektöründe alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi yüzde 3,8 azalırken, gelecek üç aylık dönemde toplam çalışan sayısı beklentisi yüzde 2,8 arttı.
Temelden konut alma dönemi değişti
İnşaat sektöründeki ticari güven kaybını ve piyasa daralmasını değerlendiren Mersin Toros Emlak Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sinan Canpolat, geçmiş yıllarda ödeme koşullarının vatandaş açısından daha ulaşılabilir olduğunu ifade ederek, “Eskiden insanlar temelden daireye girerdi. Çünkü o dönemde imkanlar daha kolaydı. Temelden girdiği zaman bir miktar peşinat veriyor, geri kalanını da inşaat bitim süresine kadar aylık taksitlerle ödüyordu. Borcu bittiğinde ev de bitmiş oluyordu” dedi.
Bu sistemin bugün aynı ölçüde uygulanmasının ise artan maliyetler nedeniyle zorlaştığını belirten Canpolat, sektördeki temel sorunlardan birinin inşaat girdilerindeki yükseliş olduğunu dile getirdi.
Maliyetler müteahhitlerin hesabını bozuyor
İnşaat malzemelerindeki fiyat artışının yanı sıra arsa fiyatlarının da her geçen gün yükseldiğine dikkat çeken Canpolat, maliyetlerin inşaatın başlangıcı ile tamamlanması arasında ciddi biçimde değişebildiğini ifade ederek, “İnşaat maliyetleri bir hayli arttı. İnşaatta kullanılan malzemelerin fiyatları yükseliyor, arsa fiyatları artıyor. İster istemez müteahhitlerin geçmiş dönemde yaptığı hesaplarla bu dönemde inşaatı çok rahatlıkla yapıp satabildiğini söyleyemiyoruz” diye konuştu.
Bu durumun müteahhitler açısından ciddi bir ticari risk oluşturduğunu belirten Canpolat, özellikle uzun süren projelerde maliyetlerin öngörülememesinin finansal sorunlara yol açabildiğini kaydetti.
Artan maliyet yarım kalan projelere yol açabiliyor
Bir projenin başlangıcında yapılan hesabın, inşaat tamamlanıncaya kadar geçerliliğini yitirebildiğini belirten Canpolat, “Bir müteahhit iki dönüm bir arsada iki bloklu ya da tek bloklu bir inşaata başlıyor. İnşaatın başlangıcından bitimine kadar çimento 50 TL ise bitiminde 350 TL olabiliyor. Bunlar da ister istemez müteahhidin hesaplarını şaşırtıyor” ifadelerini kullandı.
Maliyetlerin öngörülemeyen şekilde artmasının yalnızca müteahhitleri değil, projelerde yer alan arsa sahiplerini ve konut alıcılarını da etkilediğini aktaran Canpolat, bazı durumlarda müteahhidin projeyi tamamlamakta zorlanabileceğini söyledi. Bu süreçte inşaatların yarım kalabildiğini ya da kat karşılığı projelerde arsa sahipleriyle anlaşmazlıklar yaşanabildiğini belirterek, “Belki o inşaatı bitiremiyor, belki yarım bırakabiliyor, belki de kat karşılığı arsa sahipleriyle ihtilaf haline düşebiliyor” dedi.
Belirsizlikler alıcıyı tamamlanmış konuta yöneltiyor
Sektördeki bu riskli sarmalın alıcı tarafındaki davranışları da değiştirdiğini vurgulayan Canpolat, konut alıcılarının belirsizliklerden kaçınarak artık tamamen bitmiş ve teslimata hazır projelere yöneldiğini söyledi.
Bu değişimin alıcıların risk algısıyla doğrudan bağlantılı olduğunu dile getiren Canpolat, “Müteahhitlerin önünü göremediği, maliyetlerin bu denli dalgalandığı bir ortamda vatandaş da riskli süreçlere girmek istemiyor. İnsanlar artık temelden belirsiz bir projeye adım atmaktansa, tamamlanmış daireleri tercih ediyor” diyerek değerlendirmesini tamamladı.


